• BIST 89.573
  • Altın 146,325
  • Dolar 3,6382
  • Euro 3,9067
  • Rize 11 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 13 °C
  • Trabzon 11 °C
  • Samsun 16 °C

İNLEYEN DİREK DE OLAMADIK!

D. Ali TAŞÇI

 

 

Köşe yazılarımı yazmak için masa başına gelene kadar, "Evet, bugün de şu şu konuları yazarak, biraz da güncel olana değineyim" diye sandalyeye otururum. Ne var ki, kalemi elime aldığım zaman sanki bir güç, "Geçici olana değil, ebedi olana talip ol! Dedim-dedi ile insanları oyalama! Yazmakla büyük bir vebalin altına girdiğinin farkında mısın?" der gibi beni dürter de, gönül bağlarına doğru yolumu değiştiririm. Aslında bu şekilde güncel olanı da yazmış olurum.


Aile ortamımıza, çevremize, dünyaya bir bakalım: Mabette, okulda, ailede, sokakta, işyerinde insanlar neleri konuşuyorlar? Hep birbirimize kendi hikâyelerimizi anlatmıyor muyuz? Başkalarının hikâyelerini dinleyerek, bize sınırlandırılmış olarak verilen hayatımızı tüketmiyor muyuz? Nefs tanrısı her gün, TV denilen modern çağın peygamberi aracılığıyla bütün insanlığa şeytani hikâyeler sunmuyor mu? Hayatımız, adeta sanal hikâye ortamında can çekişiyor da, bunun farkında olanlar ne kadar az ve azınlıkta, değil mi?


Bir ömrü, üç-beş yüz kelimelik, öze varmayan, dünyevi hikâyelerle tüketmek akıl kârı mıdır, sevgili dostlar? Dünyaya hikmeti tanımak için gelen bizler, bunca az kelimeyle hangi hikmeti devşirebiliriz ki? Sevgimizin, dostluğumuzun, vefamızın; kısaca insanlığımızın derinliğinin bulunmaması bundan olsa gerek. Somut bir dünyada boğulup gidiyoruz. Din bir soyutlamadır, semboller dünyasına girmek ve onu anlamaktır. Neyle, nasıl? Birbirimizin şehvete sarılı hikâyelerini dinleyerek mi?
Nefs-i Emmare İmparatorluğu'nun bir vatandaşı isek eğer dünyada, bütün hikâyelerimiz "ağız-mide ve tenasül uzvu" üzerine olacaktır, çünkü okuduğumuz ve dinlediğimiz kitap, gönül kitabı değil, şehvet kitabıdır ve yüzü dünyaya dönüktür. Dünya ise, "Bir oyun ve eğlenceden ibarettir."


Bir de kalbinden ruh dünyasına doğru yol alan insanların sözlerine bakınız: Aklın örsünden ve gönül ateşinden geçen kelimelerle sizlere neler anlatıyorlar? Onların sözlerinde sürekli "an"lar içinde sonsuzluk ışıkları ve muştuları vardır. Onlar hikâye anlatmıyor, bizi sonsuz yaşamda var olacak olana çağırıyorlar. Gönüllerinde ateşle denenmiş kelimeler, ağızlarından ipek gibi, nur gibi parlıyor. Aşkın kelâmı ile şehvetin kelâmını tanımayan insan ne kadar zavallıdır.


Bir çocuğa sordum: "En çok istediğin oyuncağı, sonunda alabildin mi?", "Evet" dedi. Ekledim. "Peki, kaç gün sonra ondan bıktın ve yeni oyuncak aramaya koyuldun?" Gülümseyerek yüzüme baktı ve: "On-on beş gün sonra" dedi. Dünyada çok arzulayarak elde etmeye çalıştığımız ve sonunda ondan bıkmadığımız ne var söyler misiniz? Aslında hepimiz, Bâki olan Allah'ı arıyoruz da, haberimiz yok. Şeytani hikâyeler o kadar kuşattı ki ruhumuzu, beden hapishanesi içerisinde sürekli volta atıp duruyoruz.


Güzel bir şey gördüğün zaman, ona ayna mı olmak istersin, yoksa bakışların bir ok mu kesilir onu delmek için? Yeryüzünde kanla besleneceğine, aşk şarabına kadeh olsana!
Yetimlerin, mazlumların üzerine karanlıklar yağdıracağına, Kadir Gecesi kesil de ruhlara sıcak bir yuva ol.


Yeryüzünde Hakk'a doğru yol alıp hayatlarını kıssalaştıranlara kilit olacağına, sonsuzluk diyarının anahtarı olsana!


Hannane direği inlemişti; Peygamber ayağını üzerine basmadı diye; bir direk kadar da mı olamadın; inlesene, ağlasana, yansana!


Ağzımızdan çıkanlara dikkat etmedik. Söz ipliklerimizle nice ağlar ördük ki, şimdi orada kardeşlerimiz can çekişiyor. Kimisi Irak'tır bu kurbanlardan, kimisi Suriye; Balkanlar, Kafkaslar ne fark eder?


Meryem gibi susmasını bilseydik, İsa nefesli evlatlarımız olurdu. Devleti kuran insan değil midir, düşünsene?


Şu dünyada sevgiden başka bir elbise giyenlerin hikâyeleri hep kanlı bitmiştir. Kimin yüzü gülümsüyorsa, o, gönlünde sevgi sultanına taht kurmuştur.


Nice güzel insanlar vardır ki, dünyada çirkinliği görmeden, tatmadan hayatı terketmişlerdir. Bu güzellik, içlerinde çirkinlik barındırmadıklarından onlara armağan edilmiştir.

 

 Anlattıklarım aslında benim serüvenim; ne var ki sen de benden farklı değilsin ki! 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40