• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Rize 4 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -2 °C
  • Trabzon 4 °C
  • Samsun 2 °C

İnsanımızın seçimi

Bilge FIRAT
Siyasetten pek anlayan bir kişi değilim, fakat insan bir şeylerin farkına varır varmaz, siyasetle ilgilenmeye başlıyor. Kendisini ucundan da olsa siyasetle ilgili yapılan tartışmalarda, söylemlerde buluyor. Ama yinede siyasetle hiç iyi bir bağım olmadığını hatırlatarak, aklıma takılan bir iki konuyu burada aktarmak istiyorum.
Uzaktan yorum diyelim biz buna!...
Son sürat önümüzde bulduğumuz erken seçim telaşları, siyasi öncüleri telaşa soktuğu gibi, seçme hakkını elinde bulunduran biz vatandaşları da karıştırdı.
Peki şimdi ne olacak?
Bir önceki seçimde meydana gelen akıl karışıklıkları, solcuların bir kısmının sağ partiye oy vermesini, aynı zamanda sağda istikrar göremeyen, güven bulamayan sağcı bir kısım vatandaşımızın oylarının da sola yönelmesine sebep olmuştu. Sağ’a kızan sol’a, sol’a kızan sağ’a oy vermişti. Bugün Deniz Baykal’ın gösterdiği ağır tepkiler, ANAP ve DYP’nin misyonlarına ters düşmeleri, içten çatırtı seslerinin duyulmasına sebep oldu. Turgut Özal’ın yadigar bıraktığı Anavatan Partisi, Özal anlayışına ters düştü. Mehmet Ağar önderliğindeki DYP, sağ duruştan beklenmeyecek kararıyla vatandaşları ve seçmenlerini hayretlere düşürdü. Bu olaylar sonucunda AKP hükümetinin oy oranlarında hızlı bir artış gözlenmekte.
Kısa bir zaman önce, “Bu kez AKP’ye oy vermem” diyen vatandaş bile artık, “Bunlar da çok oldu, hata yaptılar, cezalarını onlara ödetmek gerek, oyum yine AKP’nin olacak” demeye başladı. İç ve dış siyasette vatandaşın pek hoş karşılamadığı durumlar sergileyen AKP, son günlerde meydana gelen, kendisine karşı oluşan sırt çevirme ve aşırı suçlamalarla, özellikle düzenlenen mitingler sonucunda yeniden yüksek bir oy potansiyeli kazanmaya başlamış durumda.
Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı için aday gösterilmesini, bir kısım vatandaşımızı sokaklara dökerek, “Cumhuriyet elden gidiyor”, “İrtica hortladı” sloganlarıyla halkı bir nevi sivil darbe’ye yönlendirenler, bu davranışları sonucu AKP’ye seçim öncesi belki de seçim hazırlıklarında kazanamayacakları güven ve desteği kazandırdı.
Bir önceki seçim süreci geldi aklıma. 2–3 ayda kurulan bir parti, ani seçim kararı, Tayyib Erdoğan’ın siyasi engelleri, epey yoğun geçen bir süreç sonucu bir de baktık ki AKP en fazla oyu alan parti çıkıyor. O zaman da Sayın Tayyib Erdoğan’ın üzerine o kadar gidilmeseydi, yine “Cumhuriyet elden gidecek” denilmeseydi, AKP bugün bu durumda olmayabilirdi.
Seçim öncesi AKP’ye alınan tavırlar, yöneltilen eleştiriler, AKP adı altında birçok vatandaşımızı ZAN altında bırakan sloganlar, kısıtlamalar, vatandaşın AKP’ye yönelmesine sebep oluyor. Bugünde aynı durumu yaşamaktayız. Tarih tekerrür ediyor.
Baykal her gün kendisine oy kaybettirecek açıklamalar yaparken, AKP suskunluğunu koruyup, Partiler içerisindeki çatırtıların kendisine yönelttiği seçmenlerin desteğini almakta.
“Halkın sesi” diyenler şimdi, “Halkın sesi çıkmasa da olur” demenin peşindeler. Temmuz ayının sıcaklığını, seçimlerde sorun olarak görme bahanesi de en son olay. Yadırgadım açıkçası, seçmenler üzerinde bu kadar oyun olmaz. Dün başörtüsüne karşı yürüyenler bugün onlardan oy isteyecekler. Her seçimde olduğu gibi insanlarımızı yine dini yönden, değer verdikleri mukaddesleri yönünden kandırmaya çalışacak, oy için desteklerini isteyecekler.
Fakat yadırgadıklarım bunlarla sınırlı değil.
Uzaktan yorumumuza devam edelim!
AKP hükümetinin geçtiğimiz 5 sene içerisindeki iç ve dış siyasette beklenmedik davranışları, beklenmedik politikası ve söylemleri halkı birçok kez kızdırmış “Bir daha benden oy alamayacak” dedirtmişti. Halkla iç içe denilip, halk’a hakaret varı konuşmalar vatandaşı bezdirmiş, halk bir çok kez beklediğini bulamamıştı.
Sağda ve solda birlik çağrılarının yapıldığı son günlerde, “Ben partimi kapamam, sen gelmek istersen gel bize katıl” durumlarını sık sık görmeye başlayacağız artık.
Çok hızlı ve çok karışık bir dönem geçirdiğimizi söyleyebiliriz. Bir taraftan yaparken diğer bir taraftan yıkıldı... Özelleştirmeler, yabancı ülkelerin topraklarımızda mal, mülk edinmesi bizleri korkuturken, ekonominin düzeldiğinin söylenmesi halkımızı mutlu etti. Ekonominin düzeldiğinin söylenmesi diyorum; çünkü açlık sınırının ve asgari ücretin durumuna bakılınca, ekonomideki iyileşmeyi ben pek göremedim.
Bir önceki seçimlerde, seçim öncesi oluşan olaylar beni hiç etkilememişti. Türk halkı olarak çabuk öfkelenip, hızlı karar veren kişileriz. Bazen öfkeli verilen kararlar zarar getirebiliyor. Bu seçimlerde de oluşan olaylardan etkileneceğimi düşünmüyorum, ince eleyip sık dokuyacağım yine. Ne idik, ne olduk, gelecekte ne oluruz diye düşünmek gerek.
Geçtiğimiz dönemde nelere kızdım, nelere sevindim. Bir bir düşünmeli ve kararlarımızı öyle vermeliyiz. Her şeyin göründüğü gibi olmadığını da bilmeliyiz haliyle.
Herkes konuştu, sinirler gerildi çoğu zaman, vatandaşın birçoğu da mitinglere katılarak boğazlarını yırtarcasına “konuştuk” dediler. Şimdi sıra vatandaşın çoğunluğunda. Seçim hakkı bizim. Söz hakkı bizim. Öyle bir konuşalım ki, önümüzdeki dönemlerde hep vatandaşın sesi duyulsun, hep vatandaşın sesini duyursun seçtiklerimiz. SEÇMEYE LAYIK GÖRDÜKLERİMİZ.
Bu güzel vatan için, şimdiden hayırlı seçimler inşallah…
  • Yorumlar 11
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40