• BIST 109.097
  • Altın 153,413
  • Dolar 3,8257
  • Euro 4,5096
  • Rize 11 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 11 °C
  • Trabzon 11 °C
  • Samsun 13 °C

İŞ LAFA GELİNCE

Muazzez TİKBAŞ

 

 

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder  Mustafa Kemal ‘’ Bir toplum,cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse,o toplum yarı yarıya zayıflamış olur.Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur’’ demiştir.

    Kadın anne olarak eş olarak gerçek bir idarecidir,öğretmendir,planlayıcı ve uygulayıcıdır.Çocuğunun ve eşinin başarısındaki etkisi çok büyüktür ve asla unutulmamalıdır.

    Bir annenin aile üyelerinin ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra manevi anlamda gösterdiği özveri ve yansıttığı pozitif enerji ailenin yapılanmasını sağlar. Çocuk eğitiminde annelerin ruhi içerikli insani ihtiyaçların en iyi şekilde karşılanmasında rolü çok büyüktür.

    Eş olarak, anne olarak kadın eşsiz bir güç ve güven  kaynağıdır.

    Ne var ki,toplumun geneline baktığımız zaman kadının mevki ve itibarı kısıtlıdır.Peki neden? Öncelikli olarak her şey beyinde biter, sözcüklerde değil. Zaman zaman insanların söyledikleri ve uyguladıkları arasında tutarsızlık görüyorum.Özgürlükten eşitlikten yana görünürken şiddet eğiliminde bulunabiliyorlar,kadına insan gözüyle bakmayı beceremiyorlar.

    Kadınlar dünya nüfusunun % 50’sinden fazlasını teşkil etmektedirler. İş saatlerinin %66’sını doldurdukları halde dünya gelirinin sadece % 10’nuna mülkiyetlerin ise %1’ine sahiptirler. Kadınların % 60’ı fiziksel,ruhsal ve ekonomik şiddete maruz kalmaktadırlar.

    Bugün yaşananlarda, ahlaksızlıklarda ve kadına dönük şiddetin artmasında savaşların,ülke genelinde yaşanan gerginliklerin,yoksullukların,göçlerin ve erkek egemen toplumsal yapının etkisi olduğunu düşünüyorum.Gençlerde kimlik bunalımı ve yabancılaşma gibi ruhsal problemler,toplumların bünyesinde ekonomik ,sosyal ve ahlaki pek çok sorunlar bu tür olaylara sebebiyet vermekte ve toplumda derin yaralar açmaktadır.Yıllardan beri süregelen şiddet ve şiddetin türevleri analiz edilmelidir.

    Gelişmiş toplumlara baktığımız zaman kadınların eğitimli, kendini yetiştirmiş, yaşadığı dünyayı ve hayatı sorgulayabilen,kendilerini güvende,yeterli ve değerli  hissedebilen bireyler olarak görülmekte ve bu kadınların çocukları da bu özelliklere sahip yetişmektedirler.

   8 Mart Dünya Kadınlar Günü ancak çok kısa bir süre önceye baktığımız zaman Özgecan  Arslan ve buna benzer olayları görüyoruz, yüreklerimiz parçalanıyor. Televizyonu  açıp haberleri izlemek istediğim zaman töre cinayetlerinden,aile içi şiddetten,kadın cinayetlerinden,elleri ayakları bağlı kafasına poşet geçirilmiş olarak bulunan kadından bahsediliyor.İş  lafa  geldiğinde annelerimiz kutsaldır,kızlarımız kutsaldır.Bu edebiyatları bırakıp özümüzün de sözümüz gibi olmasına gayret edelim.Çocuklarımıza annenin,kadının,kısaca insan olmanın değerini öğretelim.

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40