• BIST 108.930
  • Altın 154,537
  • Dolar 3,8239
  • Euro 4,5220
  • Rize 12 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 0 °C
  • Trabzon 12 °C
  • Samsun 8 °C

İslam aile yapısını yıkan bir afet olarak ‘örtülü feminizm’

Osman KAYA

Kadın , tıpkı erkek gibi insan türünün olmazsa olmaz bir parçasıdır.
Kadın ne bir şeytandır, m ne bir cadıdır, ne de başka bir kötülük temsilcisidir.O sadece bir insandır.
Oysa kadın binyıllar boyu hep baskı görmüş , hep horlanmış , aşağılanmıştır.O , kimi tapınaklarda fahişe , kimi şeytanın temsilcisi , kimi ticaret , reklam ve sermaye aracı olarak görülmüştür.
Batı insanlığın cinnet halidir. Ve bu yargı , kadına yapılan muamele içinde geçerlidir.
Ortaçağ Batısında cadılık suçlamasıyla çok kadın afaroz edilmiş ve yakılmıştır. Daha yakın dönemlere kadar kadınların değil haklarının kabul edilmesi , onların insan olup olmadığı tartışılmıştır. Bu baskı altında ezilen Batı kadını bir başkaldırı hareketi olarak Feminist çıkış yapmış ve böylece haklarını elde etmeye çalışmıştır.
Haklarını elde edebilmiş midir? Görüntüde belki ama özde bu hakları elde edememiştir. Çünkü feodal dönemde insan yerine konulmayan kadın Kapitalizmle birlikte de aynı şekilde aşağılanmaya devam etmiştir. Toplumsal bir mücadele unsuru olarak feminizmin ortaya çıkışı 18.yy filozofları ve kadın yazarları tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu akımın ortaya çıkışında en önemli dinamik Fransız Devrimidir.Bu dönemde Olympe de Gouges 1791 de ( kadın ve yurttaş- kadın hakları bildirisi yayımlamış , daha sonra da Saint Simon ve Fouer taraftarlarınca da desteklenmiştir.

Pauline Roland 1848 Devrimi sırasında düşüncelerini gerçekleştirmeye çalışmıştır.
1849 da bir kadın Fransız seçimlerine adaylığını koymuştur.20. yy dan itibaren Feministler analık sorunu üzerine durmaya başladılar.Nelyy Roussel yazdığı makalelerinde Feminizm ile yeni Malthusçu teoriler arasında geçişlilik yapmaya çalıştı.1950 li yıllar sonrasında Feminist taleplere serbest parasız doğum kontrolü , eşit işe eşit ücret ve çocuk aldırma- kürtaj hakkı eklendi.

Analığa itiraz , eşliğe itiraz , her türlü aile kurumuna itiraz, feminist taleplerin son dönemdeki manifestoların arasında yer alacaktır.
Türkiye’de Feminizmin girişi Batılılaşma Hareketleri ile başlar. Özellikle 2. Meşrutiyet döneminde bazı kadın yazarlar çıkardıkları ‘’ Muhasin, Kadın, Kadınlar Dünyası vb’’ çok sayıdaki dergi ve kurdukları Teali-i Nisvan , Asri Kadınlar cemiyeti gibi dernekler aracılığıyla ‘’ eşit hak’’ taleplerini dillendirmeye başladılar. Bu dönemde kadınlar eşitlik ve özgürlük adına Batı tipi aile yapısına yönelik vurgular yapıyorlardı.Çok eşlilik ve tek taraflı boşanma oldukça yoğun olarak eleştirilmekteydi. 1. Dünya savaşı ve kurtuluş savaşı sürecinde Feministler tutum olarak ikiye ayrıldılar. Bir kısmı bu paylaşım savaşının Batıya entegrasyon için iyi bir fırsat olduğunu savunurken diğer kısmı anti emperyalist safta yer almış ve ulusal kurtuluşu öncelemiştir..( Bu ikinci gurubun , savaş öncesi tezlerinden vazgeçip yine islam aile yapısına vurgu yapmaları manidardır.)
Uzun süre suskun kalan Türkiye Feminist Hareketi 1980 sonrası yeniden canlanmış ve kadına yönelik şiddet, Kürtaj, kadın ve emek, erkek egemen aile yapısının eleştirisi, dinsel kökenli baskıların eleştirisi , kılık kıyafette özgürleşme ve zaman zaman kadın eşcinselliğinin savunulması gibi temalarda savunmalar yapıldı.eylemler yapılıp yazılar yazıldı.TBMM ye bu ve benzer konularda imzalı dilekçeler verildi. 1983 te Somut Dergisi çıktı.1984 te Kadın Ve Çevresi Yayınevi kuruldu.Feminist Temalı kitaplar basıldı.
1987 de Feminist adlı dergi çıkarılmaya başlandı. Bu çerçevede ilk olarak Halide Edip Adıvar la, Fatma Aliye ile , Emine Semiye ile başlayan güçlü kadın kalemler halkasına Leyla Erbil, Duygu Asena, Pınar Kür , Aysel Özakın gibi yazarlar eklendi.
Buraya kadar genel olarak şunları söylemek mümkün:
*Feminizm Batıda haklı talepler ile ortaya çıkmıştır.
*İdealler gerçekleştirilememiş, kadın farklı tarzda yeniden köleleştirilmiştir.
* Türkiye’deki Feminizm Batı menşelidir. Batı hayranlığının izlerini taşır.
*Türkiye’deki Feminizm ulusal kurtuluş savaşında kendi tezlerinin iş yapmadığını görmüş ve bu toprakların değerlerine dönmek zorunda kalmıştır.

Feminizm pek çok yönüyle eleştiriye açık bir düşünce sistemidir. Kadının ezildiği tezi doğrudur. Kadın ezilmektedir.Kadın şiddet görmektedir.Kadın özgür değildir.Bunlar doğru tezlerdir.Ama kadının erkek tarafından ezildiği , kadın ezilmişliğinin faturasının erkeğe çıkarılması anlayışı doğru gözükmemektedir.
Çünkü:
1- Ezilen sadece kadın değildir. Kadının yanı sıra erkekte ezilmektedir.
2- Ezen erkek değil siyasal ve ekonomik sistemlerdir.Erkek bu sistemin figüranlarından biridir sadece..
3- Sadece erkek kadını değil, kadın da erkeği , erkek erkeği , kadın kadını ezmektedir.
Yani ezme ezilme cinsiyete dayalı değil , sınıfa ve konuma dayalı olarak yapılmaktadır.
4-Feminist oluşumlar belki görece belli haklar kazanmıştır.Ama ortaya koydukları talepler bazen çoğu güzellikleri de tahrip etmiştir. Bunlar arasında mesela anneliği ya da eşliği ev köleliği olarak nitelemeleri sayılabilir
Feminizm Dünyada, Batılı olmayan toplumlarda pek çok yaralar açmış, değerlerin içinin boşaltılmasının sac ayağını teşkil etmiştir. En yüksek tahribat ise İslam dünyasında yaşanmıştır. Çünkü Feminizm Anadolu Halkının aile yapısını tarumar etmek isteyenlerin Truva Atlarından biridir.
İslam Dünyasında Feminal yaklaşımlar iki şekilde kendini göstermiştir:
1-İSLAM KARŞITI BİR PERSPEKTİFLE ORTAYA ÇIKAN ATEİST FEMİNİZM
Bu yaklaşım temelde islama karşıdır.. İslamın öngördüğü aile yapısını eleştirir..İslam’ın kadını köleleştirdiğini savunur.İslamın erkek egemen bir toplumsal yapıyı öngördüğü vurgusu yapar.Tanrının da aslında erkek egemen dünya algısının kutsala büründürülmüş şeklinden başka bir şey olmadığı teziyle ateizmi savunur.Bu yaklaşım her ne kadar dönem dönem Batıya yönelik eleştiriler getirse de aslında son tahlilde Batıcıdır. Çünkü yukarıda belirtilen düşünsel yapı Batıda hayat bulmuştur.
Bu yaklaşım Doğu toplumlarında kadınlar tarafından da revaç bulmayan uçuk ve mızmız bir nitelik taşımaktadır. Bu yönüyle sadece tuzu kuru burjuvaların entelektüel gevezeliklerinin ağza sakız olmuş şeklinden başka bir şey değildir, Doğu toplumlarında Feminizm...

2-İSLAM SOSUYLA BEZENMİŞ , BAŞÖRTÜLÜ FEMİNİZM

Başörtüsü açık ve net bir şekilde Allahın emri.Bazı yorumcular başörtüsünün islamda zorunlu olmadığını söyleseler de gerek ayetin analizi yapıldığında , gerek İslam Tarihinde yapılan uygulamalara bakıldığında bu, açık ve seçik bir biçimde görülür.
Ayet şu:
‘’Mümin kadınlara söyle:gözlerini sakınsınlar,namuslarını korusunlar, görünmesi zaruri olanlar dışında ziynetlerini açmasınlar... Başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar ziynetlerini mahreme açmasınlar...Gizledikleri ziynetler bilinsin diye ayaklarını da yere vurmasınlar...ey müminler hepiniz Allaha tövbe edin ki mutluluğu bulabilesiniz...’’(Nur Suresi-31. Ayet)

Başörtüsü sadece dini bir emir değil , aynı zamanda hemen hemen tüm tarihsel değerlerimizi bünyesinde toplayan bir simgedir. Başörtüsü iffettir. Başörtüsü hak- batıl , iman- küfür mücadelesinin , iman cenahında olanlarının bayrağıdır.
Hal böyle iken % 90 dan daha fazlasının Müslüman olduğunu söylediği bu ülkede başörtüsünün çeşitli yerlerde yasaklanmış olması , başörtülülere envai çeşit baskı yapılmış olması düşündürücüdür.
İnananlar , kadının kimliği olan başörtüsü mücadelesini her platformda vermeye çalışırken kapitalizm ise bu mücadelenin içini boşaltmak ve Müslüman kadının kimlik sembolü olan başörtüsünün anlamsal çerçevesini kırmak ve ortadan kaldırmak adına pek çok adım attı pek çok çabalar sarf etti.

Bu çabalardaki en büyük gaye ‘’başörtüsünü ortadan kaldıramıyorsak onu manipüle edelim ‘2 düşüncesiydi.
Manipülasyon bir kaç aşamada kendini gösterdi.
1-Başörtüsü- iffet ilişkisi ortadan kaldırıldı.
2-başörtüsü kadın cinselliğini örten, onu cinsel bir meta olmaktan kurtaran bir olgu olmaktan kurtaran bir meta olmaktan çıkarıldı.Aksine örtü kadını çekici hale getiren metalardan biri haline getirildi.Tavus kuşunun kuyruğu nasıl çekici halde ise aynı şekilde başörtüsü çekicici kadının ‘’ çekicilik ‘’ enstrümanlarından biri oldu.

3-Başörtüsü kutsi, metafizik, transandantal, aşkın, maverai bir simge olmaktan çıkarıldı. Sıradan bir ticari meta haline getirildi.( başörtüsü artık Nene Hatunun , Şerife Bacının ,Karafatmanın kıyafeti ve tarihsel duruşunun simgesel ögesi olmaktan çıkarılmış artık Brezilyalı Porno yıldızlarının bile defilelerle sunduğu basit bir öge haline getirilmiştir.)

4- Başörtüsü anlamsızlığın bir enstrümanı haline getirilmiştir.
(Düşünelim , dekolte elbiseli, dar bir kot pantolon giymiş bütün vücut hatları dışarıda olan bir bayanın baş örtüsü örtmesinin ne anlamı olabilir ki?)
5- Başörtülü İslami kimlikten soyutlanmıştır.( artık konuşma konuları aşk, meşk, yakışıklılık, parfümler, deodorantlar, allar-pullar,güzellik ve güzelleşme, etkileyicilik, çekicilik.. vs dir..)Allah için yaşama, bilim teknik ve felsefe konuları ile meşgul olmak ‘’modası geçmiş ‘’ bir durumdur artık..)
6- Başörtülü islami ahlaktan uzaklaşmıştır.
(islamın ısrarla vurguladığı bir kurum olan aile , örtülü feministlerce reddedilmekte,’’ bekar yaşama’’ övülmektedir.Evlenenler kaynanası ve diğer büyüklerine karşı kaba ve ukala davranmayı bir hak olarak görmektedirler.
7- Aile reisi olarak erkek, artık örtülü feministlerce kabul edilmemektedir..
8- Başörtülü feministler artık kadına dünyayı cehennem eden varlığın erkek olduğunu düşünmektedirler.
9- Başörtülü feministler artık mahrem gibi bir olguyu kabul etmemekte her ortamda her çılgınlığı yapmakta, şirretliği meşhur olanlarla yarışmaktadırlar.
Bu demektir ki Kapitalizm bazı şeyleri başarmıştır. Kapitalizm İslami değerlerin içini yozlaştırmış , beraberinde bir formaliteler yığınına dönüştürmüştür.
( Geçenlerde çok ilginç bir şeye tanık oldum. Bir dersimde ‘’ ana’’ ,’’ ana ve Anadolu’’, ‘’ Ana ve İslam’’,’’ Kaynana ana’’ gibi konuları laf lafı açan bir ortamda ele alırken, belli cemaatlere devam eden ve ders halkalarına katıldığını bildiğim örtülü bir öğrencim atıldı ve hemen şunu söyledi:
‘’Hocam , İslam açısından bir bayan kaynanasına bakmak zorunda değildir.’’
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!???????????
Bir din düşünün ki onun peygamberi’’ komşusu açken tok yatan bizden değildir.’’ Diyecek ama bu kızımız ,’’ kaynanasına bakmanın , o dinde zorunlu bir emir olmadığını ‘’ söyleyecek....
Elbette ki benim dinim bir bayana , kaynanasına en az komşusu kadar değer vermesini emrediyordu....
O halde bu kızımızın dini açıdan beslendiği yer neresiydi?
‘’Başörtülü Feminizm..’’

Kapitalizm bir örtülü feminizm tiplemesi meydana getirmiştir.
Bu tipleme pardösü altında kot giyer, bu tipleme cak cak sakız çiğner, okul bahçesinde bir bankta oturur bacak bacak üstüne atar...
Meydanlarda ‘’ kahrolsun Amerika ‘’ diye bağırırken ‘’ Amerikanvari flörtü’’ yaşamının merkez odaklarından biri haline getirir.Bir yandan Filistin poşusunu başörtüsü halinde başına örterken diğer yandan okul kantinlerinde flört yaşamakta , karşı cinsin duygularıyla oynamakta ve ahlaksızlığın farklı bir versiyondaki örneklerini sergilemektedir.
Anlaşılamayan şey şudur:
‘’ hiçbir kul hakkı gözetmeyenler , insan ilişkilerinde hiç bir duyarlılık sergilemeyenler, hiçbir merhamet tavrı ortaya koymayanlar, israfı yaşamın temel showu olarak kabul edenler , mahrem na mahrem ölçüsünü takmayanlar, nasıl oluyor da illa örtü, illa örtü ‘’ diye ısrar ediyorlar?Burada sormak lazım: ‘’ Başörtüsü gerçekten Allahın bir emri olarak müslümanca bir yaşamın kilometre taşlarından biri olarak mı algılanıyor? Yoksa kadın aksesuar repertuarına post modern bir katkı olarak mı?
Başörtüsü kadının Allahın rızasını kazanmasının amaçlarından biri olarak mı algılanıyor ? Yoksa kadın dişiliğine katkıda bulunan bir aksesuar olarak mı görülüyor?
Aklı başında herkes bilir ve farkına varır ki örtü eğer islami tarihsel ve kültürel değerlerin yaşatılmasına vesile olmuyorsa o bir metre bezden başka bir şey değildir.

‘’ kayın valideme bakmak zorunda değilim diyen bir genç kızın başındaki örtü işte tam da bu niteliktedir.’’

Bu ülke kızlarının , kadınlarının olması gereken yer bu değildir. Bu ülke kızları , kadınları ne feminist zamparalıkların elinde oyuncak , ne feodalizmin elinde esir , ne de faşizmin elinde bir figüran olmalıdır.

O, Allah\'ın vaz ettiği din ile insanlığın evrensel değerlerini sentezleyerek yeni bir kimlikle çıkmalıdır ortaya ...
Bu toprakların kızı ve kadını, işte o zaman başörtüsünün hakkını hakkıyla verebilmiş olacaktır...

  • Yorumlar 14
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40