• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Rize 15 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 9 °C
  • Trabzon 13 °C
  • Samsun 13 °C

İSLAMDA DİNSEL FANATİZMİN KÖKENLERİ

Osman KAYA

İSLAMDA DİNSEL FANATİZMİN KÖKENLERİ, ÇAĞDAŞ ÖRNEKLER ÜZERİNE MÜLAHAZALAR[1]

Son zamanlarda müthiş gelişmeler oluyor yaşadığımız coğrafyada. Zihin bulandırıcılar, ne kadar zihin bulandırmaya devam sürdürseler de aslında gerçekler ortaya çıkıyor.
El Kaide denilen Amerikan destekli Arap Faşistleri, ne kadar İslam adına ortaya çıktıklarını iddia etseler de aslında bunların İslam la ilgilerinin olmadığı açıkça ortadadır.
El Kaidenin türevlerinden biri olan Işid , din faşizminin ne iğrenç gelişmelere neden olabileceğini açıkça göstermiştir.
El Kaide ve türevleri nasıl ortaya çıkmıştır?
Hangi dinamikler El kaide yi ortaya çıkarmıştır?
Bunları analiz edelim.

El Kaide, El Nusra, Işid vb yapılar İslam dünyasında yüzlerce yıldır biriken kirlerin, pisliklerin rezaletlerin üzerinde emperyalizmin kurduğu şer odaklarıdır.
İslam Dünyasının bütün pisliklerinin çocuğudur bunlar.
Şu bir gerçek… evet bu kötülük odaklarının arkasında emperyalizm vardır … Ama emperyalizm bile bir coğrafyada , bir toplumda , geliştirmek istediği yapılanmanın düşünsel zemini yoksa onu geliştiremez.

El kaide ve türevlerinin düşünsel toprağını oluşturan iki temel olgu vardır:

1- Selefilik
2- 2- Vahabilik
3- Ortaçağ Hristiyanlığında haçlı seferleri sürecinde ortaya çıkarılan [kutsal ölüm] holy death söyleminin İslam Dünyasındaki izdüşümleri.

Bunları ele alalım…
1-SELEFİLİK
Sözcük anlamı itibarıyla izlemek – takip etmek ifadesine karşılık gelen selefilik dini yorumda bütün olumlu yönleri tırpanlayacak, dogmatizmin ve yobazlığın temel nüvelerini içinde barındırır.
Kuşkusuz ki din insanlara gelmiş ve insanlarla ilgili olan bir olgudur.
İnsan ise birkaç ayırdedici özelliğiyle insandır. İnsanın bütün ayırdedici özelliği onun temel bir niteliğinden kaynaklanır:
*akıl ve irade
Akıl ve irade yoksa insanla ilgili olarak hiçbir şeyden bahsedemeyiz. Çünkü insanla ilgili her şey akıl ve irade üzerine bina edilir.
Bu notu düştükten sonra Selefiliğin telem özelliklerinden bahsedelim…
Selefilik daha çok kelam biliminin terimi olarak karşımıza çıkar. Bu yaklaşım Kuran ve Hadis e müteşabih olanlar dahil olmak üzere, olduğu gibi kabul edip , teşbih ve cisimlendirmeye düşmemekle birlikte yoruma da başvurmayan bir sistem olarak ortaya çıkar…
Selefiliğin mezhepsel açıdan çıkış noktası Hanbeli Mezhebidir. Hanbeli mezhebi mevcut mezhepler arasında dogmatizme en fazla açık kapı bırakan mezheptir. Mesela hadis derlemelerinde herhangi bir sözün hadis olarak geçmesi, ifade edilmesi bile onu alıp hadis olarak kabul etmemiz için yeterli bir husustur derler.
Bunun yanı sıra İbn-i Teymiye nin de çok büyük katkısı olmuştur.

Selefi Düşünce mensupları, felsefeyi, mantığı, yorumlamayı ve analizi kabul etmezler. [hatta bu hususta ilginç bir anım vardır. Kişisel olarak beni çok seven, benim de çok sevdiğim bir öğrenci, özellikle felsefe ve mantık derslerime girmiyor. Psikoloji ve sosyoloji derslerime ise giriyor. Neredeyse devamsızlıktan kalma noktasına gelen bu öğrencime neden böyle yaptığı sorulduğunda verdiği cevabın ne kadar ilginç olduğunu görelim: Hocam, felsefe ile değil meşgul olmak her ne gerekçe ile olursa olsun, dinlemek bile küfürdür, insanı dinden çıkarır. Dinden çıkmamak için felsefe ve mantık derslerine girmiyorum… Bu öğrencimi ikna etmek için göbeğim çatlamıştı… ama beni ne kadar sevdiği halde yine derse girmedi çünkü o şöyle bir formülasyona inandırılmıştı: Allah itaat resulüne, resulüne itaat alimlere itaattir. Dolayısıyla alimine itaat etmediğinde, cemaat lideri, abi, önder , lider vs ye itaat etmediğinde doğrudan doğruya Allaha itaat etmemiş oluyordu ki bu öğrencim-kendine göre haklı olarak- sevdiği öğretmenin hatırı için Allahın dostluğunu kaybedemezdi]
Çünkü bunların anlayışına göre Kuranı ve Sünneti en güzel anlamış olanlar sahabe ve tabiindir. Bunlarda felsefe ve mantık bilmediklerinden sahabe peygambere kayıtsız şartsız uyduğunu , tabiin inde sahabeye kayıtsız şartsız uyduğundan dolayı İslam’ın analitik düşünmeye ve yoruma asla müsaade etmediğini savunurlar. Bu düşüncenin sahipleri >>sükut>> olgusunu >>susmayı>> kayıtsız şartsız itaati , tartışmamayı , müzakere etmemeyi , münazara etmemeyi ve sorgulamamayı dinin temeli olarak kabul ederler.
Yine Selefilerin bir başka özelliği Marifet ehlini teslim dir ki , bu da şu anlama gelir:
>>müteşabihe giren konuları bilmesi mümkün olan Hz Peygamber, sahabe , evliya ve uzman alimlerin söyledikleri ni tasdik etmek.>>

Yalın olarak , düz bir mantıkla bakıldığında >> ne var bunda>> dedirtecek bu açıklamalar, derinliğine ve delici bir bakışla irdelendiğinde bu anlayışın , insan soyunun ürettiği en kötücül unsur olan totalitarist yaklaşımların düşünce toprağını meydana getirdiği hususu açıkça görülür.
Şu iki unsur:
1-sorgulamadan kabul
2-otoritelere kayıtsız şartsız itaat
Bütün faşizmlerin temelidir.
El Kaide, ışıd, Nusra, bu iki temel ilke üzerine gemilerini yürütür.
Bu iki ilkedir onlara, camilere bomba koyduran, intihar bombacılarını kullandırtan, kafa kestiren, kestikleri kafalarla futbol oynattıran…
Sorulması gereken temel soru şudur:
>>Allah tarafından kurtarıcı bir mesaj olarak gönderilen bir din, niçin insanların içini karartan , can güvenliklerini , gelişme ve olgunlaşmalarını engelleyen bir rol üstlensin?>>
[devam edecek]

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40