• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Rize 11 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 19 °C
  • Trabzon 9 °C
  • Samsun 9 °C

'KADIN İNSAN MIDIR?''

Osman KAYA


Başlığa bakıp ta benim için çok kötü şeyler düşünmeye başlayanları görür gibiyim..Haklılar.. Bu soruyu sormaktan daha büyük alçaklık olamaz.. Bu sorunun cevabı ne olursa olsun sorunun sorulması dahi potansiyel bir tehdittir insanlığa.. Evet Bu soru  bir cinayetten çok daha tehlikelidir. Ve bu soru nun sorulması  duyanı- okuyanı bile insanlığından utandıran bir mahiyet taşımaktadır.
Ama ne yazıkki bu soru sorulmuş ve bu soru üzerine sempozyum düzenlenmiştir. Şaşırdınız değil mi? evet evet, hem bu soru sorulmuş hemde bu soruya cevap bulmak için! sempozyum düzenlenmiştir.Evet.. Bu yaşanan hadise, bu vehamet derecesi  zirve yapmış hadise nerede yaşanmıştır dersiniz?habere bakalım (Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da, "Kadın insan mıdır" konulu bir seminer düzenlendi.
Afişte, Fahd El Ahmedi isimli bir kişinin verdiği seminerin, "Yaratıcılık Eğitimi ve Danışmanlık Akademisi" tarafından organize edildiği belirtiliyor.
2014 yerel seçimlerinde Hatay'ın Defne ilçesinde belediye başkan adayı olan, 'Suriye Notları' kitabının yazarı Sevra Baklacı semineri böyle duyurdu:''23 Şubat tarihinde Mekke saatiyle 09:00′da yapılan seminerde, “Kadın İnsan mıdır” konusu tartışıldı. Fahd El Ahmedi isimli bir kişinin verdiği seminerin, “Yaratıcılık Eğitimi ve Danışmanlık Akademisi” tarafından organize edildiği belirtiliyor. Afişte, “#Riyadetkinlikleri” etiketi de dikkat çekiyor.''
Evet.. Suud, bu rezaletin  başını çekiyor.. Her yıl milyonlarca insanın hacca gittiği , Mekke ve Medine topraklarına , siyasal egemenlik açısından sahip olan  Suud Rejimi  Kadın insan mıdır? konulu seminere ev sahipliği yapıyor...
Bu İslam Dünyasının ne kadar büyük bir tehlike içinde olduğunu açık ve net olarak göstermektedir.
Düşünün ki, İslam Dünyasının tarihsel konum itibarıyla kalbi sayılan coğrafyanın sahibi olan bir ülke kadını toprağa gömüyor..Düşünün , kadınların diri diri toprağa gömüldüğü bir dönemi kapatan Hz Muhammedin doğduğu ve dinini ilk olarak yaydığı topraklar, kadını tekrar gömmenin yolarının arandığı coğrafya haline gelmiş.. 
İşin berbat tarafı Mustafa kemal in devrimleriyle aydınlanmış bu güzel ülkemizin müttefiklerinden birinin de bu ülke olması.. Ne hazindir.. Ne hazindir ki karanlığın, hurafenin , şiddetin , yobazlığın merkezi olan bu ülke, din adına örnek aldığımız coğrafyalardan biri durumunda.. Yazıklar olsun...Bu ülke ki, din adına defalarca hacca gidip buralara para döken kişilerin paralarını cebe cukka edip , sonrasında Yemen deki zavallı çocukların üzerine misket bombası atan, Amerikan askerleri topraklarında fink atarken , '' MEGBERK AMERİKA''  hacıların üzerine kabenin çevresindeki duvarların üzerinde konuşlandırdığı timlere kurşunlatıp katlettiren bir ülkedir. 
Bu ülke ki İrana ağzından çıkan her şeyi söyleyen, Ama İsraile toz kondurmayan, Suriyeyi karıştıran, ama yoksul ve mazlum filistin topraklarına kapıları kapatan bir yazıklar çıkmazıdır.
Eeee.. kötülük dosyasi bu kadar kabarık olan bir ülkenin bu rezil uygulamaya imza atmasına şaşırmamak gerek...Bir sosyal laboratuvar olarak da işlev gören Suud, bize dinci bir yönetimde kadınların ne hallere düşeceğini de açık ve net olarak gösteriyor.. Bu dünyanın daha karanlığa batması ve daha yaşanılmaz bir hal alması için kapitalizm, ve her türden faşizm elele vermiş durumda.. Bir yanda kapitalizm kadını cinsel meta haline getirirken , diğer yanda  din faşizmi onu insan yerine bile koymayabiliyor.
Ve bu iki iğrenç anlayış kadının cinselliğe indirgenmesi noktasında iş birliği içinde.. 
Kapitalizm kadını araba lastiği   ve cep telefonu reklamlarının  cinsel kıvırtkan  tezgahtarına indirgerken, din faşizmi ise öldükten sonra bile kendisinden seks yönünden istifade edilebilecek unsur olarak gösteriyor.. Nasıl da rezaletler buluşabiliyor.. Ote yandan devlet kapitalizmi ve Satlinci faşizmin altında yok olan doğu bloku kadını bir çiklet uğruna bedenini satabilecek hale getirildi .. ne yazık...
Çözümün Atatürkçülük olduğu ne kadar açık bir gerçeklik...Batı,kadınların kölelerden bile aşağı varlıklar olduğu tezini tartışırken, Mustafa Kemal  kadınların insanlığın eşit ve özgür diğer yarısı olduğunu, hatta ve hatta yeryüzünde ki her şeyin kadının eseri olduğunu  çok derin felsefi temellere dayandırarak ortaya koymaktaydı.
Evet.. Bu büyük dahi, eleştiriliyor.. Ama bu büyük dahi eleştirilirken , din faşizmi, gericilik ve yobazlık göklere çıkartılıyor. Bakın SUUDİ ARABİSTAN BAŞ MÜFTÜSÜNÜN FETVALARINA BAKALIM...
1- Fetva-1  erkek  açlık durumunda kadından bir parça yiyebilir
2-Fetva-2 erkek ölüm derecesinde açlıkla karşılaşırsa karısının bütün etlerini yiyebilir.
3-mısır fetvası-Kızlık Zarınızı Diktirin
4-mısır fetvası- Erkek Arkadaşlarınızı Emzirebilirsiniz
5-mısır fetvası-Kadınları Duşta Röntgenleyebilirsiniz
6-Eşiniz Tecavüze Uğrayabilir Elleşmeyin ama Zevk Alıyorsa Öldürün
7-suud fetvası-İç Savaş Varsa Kadına Tecavüz Meşrudur
8- suud fetvası-Araba Kullanan Kadın Tecavüze Uğrar!
9- suud  fetvası-Çalışan Kadın Fuhuşa Zemin Hazırlar
Evet.. Olay budur...Aklın değil, dogmanın egemen olduğu kör bir dünyada yaşananlar bunlar. Peki çözüm nedir? Çözüm Mustafa Kemal Atatürkün düşünceleri ve anlayışının egemen olmasıdır.
Bakın Büyük Dahi Kadınlar hakkında neler söylüyor:
“Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir. “
“Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur.”
“Kadınlar içtimai hayatta erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.”  
“Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye, eski devirlerdeki gibi basit değildir. Gerekli özellikleri taşıyan evlat yetiştirmek, pek çok özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır. Bu sebeple kadınlarımız, hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgin olmaya mecburdurlar!”
 
“Milletimiz güçlü bir millet olmaya azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir.”  
İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?”
“Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başında bir bez, peştamal veya buna benzer bir şeyler asararak yüzünü, gözünü gizler ve yanında geçen erkeklere karşı arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın manası neye delalet eder? Medeni bir millet anası, bir millet kızı için bu garip şekiller, bu vahşi vaziyet nedir? Bu hal milleti çok gülünç gösterir ve derhal düzeltilmesi lazımdır.”
“Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım.”
“Tarlalarda erkeklerle birlikte çalışan, kasabalarda pazar yerine giden, yumurta ve tavuğunu satan, ondan sonra kendisine gerekenleri bizzat satın alan, çalışmalarının hepsinde kocalarına yardımcı olan kadınlar!.. Ben bu kadınlar arasında kocalarından daha iyi işten anlayanlara ve hesap yapanlara rastladım.”
“Bu karar Türk kadınına sosyal ve siyasal hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lazım gelecektir. Türk kadını, evdeki medeni konumunu yetki ile işgal etmiş, iş hayatının her aşamasında başarılar göstermiştir. Siyasi hayatla, Belediye seçimleriyle tecrübe kazanan Türk kadını bu sefer de milletvekili seçme seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Medeni memleketlerin birçoğunda, kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu yetki ve liyakatle kullanacaktır.”
 
Sözler bunlar, Ya Büyük Dahinin kadınlar için yaptıkları neler?:
– Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte kadınların kamusal alana girmesini sağlayan yasal ve yapısal reformlar hızlandı.
– Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğrenim Birliği) çıkarıldı. Böylece eğitim laikleştirilerek tüm eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı. Kız ve erkekler eşit haklarla eğitim görmeye başladı.
– Türk Medeni Kanunu’nu kabul edildi. Kanun ile erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanmasına ilişkin düzenlemeler kaldırıldı, kadınlara boşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf hakkı tanındı. 4 Nisan 1926 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan kanun 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girdi.
– Belediye yasası çıkarıldı. Yasa ile kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı.
– Kadın ve çocukların korunmasına ilişkin ilk düzenleme Umumi Hıfzısıhha Kanunu ile yapıldı.
– Doğum izni düzenlendi.
– Kız çocuklarına mesleki eğitim vermek amacıyla Kız Teknik Öğretim Müdürlüğü kuruldu.
– Köy Kanunu’nda değişiklik yapılarak kadınlara köylerde muhtar olma ve ihtiyar meclisine seçilme hakları verildi.
– Anayasa değişikliği ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı. Türkiye bu hakkı kadınlara tanıyan ilk Avrupa ülkesi oldu. Türk kadını bu yeni haklarını hemen kullandı.
– İş Kanunu yürürlüğe girdi. Kadınların çalışma hayatına düzenleme getirildi.
– Kadınların yeraltında ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması 1935 tarihli 45 sayılı ILO sözleşmesi ile yasaklandı.
Bunlar sadece tadımlık bilgiler, Mustafa Kemal okyanusundan alınmış bir bardak dolusu bilgi.. Anlayan anlar bu büyük dehanın neleri getirdiğini.. Bu yazı vesilesiyle 8  mart Dünya kadınlar gününü kutlar ve kadınlarımızın da erkeklerimizin de kurtuluşun Atatürkçülükte olduğu bilincinin daima akıllarda ve gönüllerde durmasını en içten duygularla dileriz....

  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40