• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • Rize 4 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C
  • Trabzon 9 °C
  • Samsun 3 °C

Kalp, ameliyat ile gönül olabilir mi?

D. Ali TAŞÇI
Memleket yemeği zaman zaman insanın içini çeker. Çocukluğunda edinmiş olduğun damak zevkini ömür boyu unutamazsın. Sende bir yemek kültürü oluşur. Hamsiler, karalahanalar, laz börekleri ve daha niceleri dilini gıdıklar. Ve bir gün memlekete gidince hepsini birden yemek istersin.
Ben de öyle yaptım; Rize’ye iner inmez, Rize’nin en ünlü yemeği olan “karışık yemek”i yemek için lokantanın yolunu tuttum. Lokantadan içeri girer girmez, eski dostlarla karşılaştım. Sorgu sual etmeden kendimi masalarında buldum. Birkaç dakika hasret giderdikten sonra, masada tanımadığım arkadaşlarla da tanışma fırsatı buldum. Bunlardan biri de bir kardiyolog ( kalp doktoru ) idi.
Yemek faslı devam ederken masadaki diğer arkadaşlar doktora kalple ilgili sorular yöneltmeye başladılar. “Doktor, yokuş yukarı çıkarken nefesim tıkanıyor, çarpıntım var, bazen göğsüme bir ağrı saplanıyor…” Buna benzer sorular sordular ve doktor da onlara uygun cevaplar vermeye çalıştı.
Bir ara ben söz aldım ve doktor arkadaşa : “Doktorum, size bir soru da ben sormak istiyorum.” dedim.
Doktor: “Buyur, sorabilirsin.” dedi.
“Doktorum, bir kalbin gönül haline gelebilmesi için onu nasıl ameliyat etmelidir?”
Doktor: “ Hıı, yani bu on numaralık bir soru. Cevap verebilmem zor, hatta imkânsız! “
Masadaki bir diğer arkadaş söze karıştı:
“Sizin sorduğunuz soru duygusal! Bilimsel değil ki!”
Cevap verdim: “ Duygunun olmadığı yerde hiçbir bilim filiz vermez.”
Doktor söz aldı : “Evet, bugün artık biliyoruz ki, kalbimizdeki duygusal yapılanmalar (sevgi, hoşa gitme, aşk…) beyni etkiliyor ve siz ona göre davranış geliştiriyorsunuz.”
Değerli dostlar, gönül üzerinde çok durduğumun farkındasınız. Gönül, içinde sevgi barındıran kalp demektir. Bir kalbin içine sevgi girmemişse, o kalp kan solumaktadır, kanlıdır. “ Hepimizin kalbinde mutlaka bir şeye karşı sevgi vardır.” diyorsunuz, ama o sevgi, kalbi öldüren midir, yoksa dirilten mi? Bir Hadis-i Kudsi’de Allah, “ Beni, yarattığım alemler alamadı, ancak mümin kulumun kalbi beni aldı.” buyurmaktadır. Bir kalbe yaratılan bir şeyin sevgisi girmişse, oraya artık Allah misafir olarak gelmez. Ve o kalp de “ gönül” adını alamaz.
Kalbinin damarı tıkanan, kardiyoloğa koşuyor da, ruhunun kalbi tekleyen hiçbir çaba göstermiyor! Ben bir gönüle mi yoksa et parçası bir kalbe mi sahibim, endişesi içinde değilse insan, sevginin ve aşkın doruklarında hakikat nağmeleri işitmeyecek ve ebedi kaybedenlerden olacaktır.
Ürkmüyor muyuz? Korkmuyor muyuz? Aşkı tatmadan dünyayı terk etme dehşeti içimize bir kor ateş gibi oturmuyor mu? Yarın bütün kalpler bir meydanda toplandığında, “ Ben, kalbini sevgiyle, aşkla gönüle çevirenlerdenim!” diye sevine sevine kalbimiz meydana çıkabilecek midir? Yoksa dünyada ne kadar taş-toprak varsa onları içine almış, ömür boyu başkalarını kıskanmış, haset etmiş ve böylece kana bulanmış bir kalple mi o meydanda rezil rüsva olacağız?
Adama bak yahu, hacca gidecek, beş yıldızlı otel ayarında ev arıyor ve bunun için günlerini geçiriyor, gerekirse torpile başvuruyor. Hacı, sen hacca gidiyorsun, tatile değil! Bir kalp, hacda da gönüle çevrilemiyorsa, yazık! Sen Kâbe’de yok ol, Ravza-ı Mutahhara’da kendinden geç. O zaman ne otel görünecek gözüne, ne yorgunluk, ne meşakkat!
Bir kalp kendinde ise, o hep şirki solur; kendinden geçerse, gönül olur.
Gönül, ateşi güle çeviren İbrahim’in soluğudur.
Gönül, Tur Dağı’nda kendinden geçen Musa’nın ahıdır.
Gönül, Züleyha’nın karşısında teklemeyen Yusuf’un kalbidir.
Gönül, Mirac’da “ Gözü kaymayan”ın aşk yurdudur ki orda, bütün insanlığın ve diğer varlıkların kalbi fıtraten hep “ Allah” diye çarpar.
Hz. Mevlana der : “ Hak güneşinin ışığı neye aksederse, her neye düşerse, ey yiğidim, sen ona aşık olursun. Böylece sevdiğin her varlıktaki güzellik Allah’tan geliyor. Sen, her neye aşık olursan, o şey ilahi sıfatlardan biri ile yıldızlanmış, nurlanmış.
Fani varlıklarda görülen güzellik, ilahi güzelliğin iğreti olarak onlara aksetmesinden ibarettir. Akseden o nur, günün birinde aslına geri dönecektir. Bu yüzden ey insan, iğreti güzelliklere bakma da sen onun aslını, yani o güzelliği vereni ara.”
İşte gönül budur: Sevdiğin her şeyi, Mutlak Sevgili’nin bir yansıması diye sevmek. Beşeri sevgiden, hakiki sevgiye ulaşan kalbe, gönül derler.
Doktora gittiğin kadar gönül doktoruna da gittin mi?
Bilseydin gönül taşımanın nasıl bir zevk olduğunu, hak şarabını daim yudumlardın. Ama senin içtiğin şimdi ayran ( mı ) dır.
  • Yorumlar 6
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40