• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Rize 15 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 7 °C
  • Trabzon 16 °C
  • Samsun 14 °C

Kamplaş(tırıl)an Türkiye ve gürültüye giden özgürlük

Osman KAYA

Dün gece otobüste seyahat ederken bir durakta sakallı, takkeli ve cübbeli bir erkekle, çarşaflı bir kadın otobüsten indiler. O esnada otobüsteki muavin çarşaflı kadına bakarak şunu söyledi:

—2010 yılının Türkiye’sindeyiz, hocam buyurun vaziyete. Sıcağı var soğuğu var bu memleketin, hocam böyle gezilir mi?

O sırada yolculardan biri atılır:

—Olur, mu öyle… Yanlış düşünüyorsun. Keşke herkes böyle giyinse. Yaşadığımız dünyada yaşanan yanlışlıkların çok büyük kısmı kadınların yüzünden oluşuyor.

Muavin sorar:

—Erkekler ne olacak

—Cinsellikte önemli olan kadınlardır. Kadınların kadın erkek ilişkisinde pasif olması söz konusu. Erkekler baskındır. Kadınların kendisini koruması gerekir.

Muavin bana döndü:

— Sen ne dersin hocam?

Ben ise:

—Herkes inandığı gibi giyinsin” demekle yetindim.

Çünkü ineceğim durağa gelmiştim.

Otobüsten indim ve düşüncelerim sürdü. Otobüs Türkiye’ye ne kadar da benziyordu. Türkiye’de her daim kamplaşma eksik olmamıştır. Ve taraflar her daim kendi görüşlerini dayatmışlardır.

Bazen bu kamplaşma sağ-sol,

Bazen alevi – Sünni,

Bazen Türk-Kürt,

Bazen Laik-Köktendinci, adını almış taraflar.

Hatta tarafların kendi içlerinde bile bir sürü tartışma ve çatışma ortamı yaratılmış ve kamplaşma buralarda da devam etmiş.

Klikler, hizipler, cemaat ayrışmaları, mikro mezhepler, mikro milliyetler, aşiret sülale çatışmaları almış başını gitmiş.

Hâlbuki bu üç günlük dünyada biz insanoğluna yakışan bir arada yaşamak, birbirimize saygı göstermesini bilmek.

Sürekli birbirimize yaşam tarzı empoze ediyoruz. Yaşam tarzı dikte ediyoruz. Sürekli başkalarını kurtarıyoruz, kendimizi kurtaramadan.

Kimimiz vatan kurtarıyoruz. Kimimiz batıya itiyoruz insanları battığımızın farkına varmadan.

Kimimiz çağdaşlaştırıyoruz, içine tükürülesi çağın pisliklerini yok sayarak.

Kimimiz cennetin anahtarlarını gösterip cennetten arsa satıyoruz, günaha, küfre, riyaya boğulmuş halimizle.

Tavırlar birbirine ne kadar benziyor.

Günün birinde bıyıklarımı tıraş ettiğim zamanda badem bıyıklı ‘’ nur ‘’yüzlü bir öğretmen arkadaşım şunu söyledi:

“Osman Hocam, yahu Müslüman adam (hadi sakal bırakamıyorsun, devlet memurusun) en azından bir bıyık bırakır, ne bu hal?’’

Bizim ‘nur’ yüzlümüz bıyığa bir anlam atfetmişti. Gülüp geçtim.

Aradan yıllar geçti. Sonra gür bir bıyık bıraktım. Bu sefer karşımda ‘Kemalist Aydın’ suratlı bir öğretmen arkadaşım vardı. O da şunu söyledi:

‘Hocam, çağdaş insan bıyıksız insandır. Çağdaş olmaya var mısın?’

Tam karşı cenahta durduğu görülen iki insanın tavrı nasıl da aynı noktada birleşiyordu.

İki insanın tavrındaki ortaklık; özgürlük düşmanlığıydı. İki tavırda da özgürlük gürültüye gidiyordu.

Yaşam tarzı dikte etmek bir şeyler adına yapmak bunu ve daha sonra da sömürmek ne kadar yanlış, ne kadar büyük bir sorun.

Birilerine sorarsan;

Dindarlar; geri, yobaz, şarlatan, zavallı, iki yüzlü, kadın düşmanı v.b ,

Başka birilerine sorarsan laikler; günahkâr, kâfir, ahlaksız, namussuz, v.b

Bu geçici dünyada, birbirimize yaşam tarzı dikte etmeden, inanç dikte etmeden, doğru dikte etmeden, bir arada yaşamayı öğrenebilirsek, birbirimizi anlayabilirsek, birbirimizle konuşabilirsek, bu ülke çok daha güzel, çok daha yaşanabilir bir özelliğe sahip olacaktır.

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40