• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Rize 23 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C
  • Trabzon 23 °C
  • Samsun 22 °C

KAPİTALİZM NASIL DEĞİŞTİRİR?

Osman KAYA

( İSLAMCILARIN SAVRULMUŞLUĞU ÖRNEĞİ ÜZERİNDEN TEZLER)

Her zaman söylerim, herkes önce kapitalizmle mücadele etmek üzere konuşlanmalıdır. Bu insan olmanın gerektirdiği bir namus borcudur. Eğer kapitalizme karşı insancıl duygularla konuşlanmaz isek, saf almaz isek, gerçek anlamda yarınımız olmayacaktır .

Kapitalizm en t emel olarak insanları dönüştürür.Kendine uyg un bir h a le getirir.. Kafa yapısın ı kendine hizmet edecek şekilde yontar..Kapitalizm , karaktersiz ve tutarsız yapar. Kapitalist insanda geleneksel anlamda tutarlılık ve dürüstlük asla bulunmaz...

Kapitalizmin değişimine en fazla maruz kalanlar kuşkusuz ki İslamcılardır.İslamcılar, kapitalizmle flört sürecinde bütün değerlerini kaybetmişler ve kapitalist düzen için tam da istenen bir toplumsal kesit haline gelmişlerdir.

Nasıl olmuştur bu? Kapitalizm kendisini ayakta tutabilmek için başka siyasal yapılardan insanlar katar kendi hanesine.. Bırakın insanları ,gurupları, yapıları, partileri de satın alır. Bunun için iktidar yapar veya çeşitli tavizler verir. O hale getirir ki, kapitalistlerin en büyük sloganı olan, '' dün dündür , bu gün bu gündür'' sözünü en çok bunlar söylerler ya da bu sözü söyleme pozisyonunda icraatlara imza atarlar..

Bu gün islamcılar kapitalistler tarafından satın alınmışlardır.Daha dün İsrail aleyhtarı söylemleri düşürmeyenler bu gün İsraille dost olmanın zorunlu olduğundan dem vurabilmektedirler..

Sadece İsrail değil, aynı zamanda Amerika bu kesimin en önemli müttefiği haline gelmiştir.

İslamcılarda düşünsel savrulmanın en önemli sacayağı emek ve işsizlik konusunda olmuştur. Bütün bunların toplamında geçmişten bu güne alabildiğine bir tutarsızlık hemen göze çarpmaktadır.. İslamda sosyal adalet adlı kitapta Seyyid kutup, işsizliğin islam dışı düzenlerin zulümlerinden bir örnek olduğunu vurgular. Yine Seyyid Kutub İslam dışı düzenlerde gelir dağılımının alabildiğine farklı olduğunu , bunun da Allahın adaletinden uzaklaşmanın bir boyutu olduğunun vurgusunu yapar.

Sadece Seyydi Kutub Değil elbette.. Mevdudi de , Türkiyede Necip Fazıl da benzer vurguları yapar... Ne der mesela Necip Fazıl, bakalım:

Allahın on pulunu bekleye dursun on kul; Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul. Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa; Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!

Burada açık ve net sömürü karşıtlığı ve sosyal adaletsizliğie bir tavır vardır.. Ama uygulama nedir bakalım:

''Bertelsmann Vakfı, 31 OECD ülkesi arasında yaptığı araştırmada, söz konusu ülkelerin yoksulluğun engellenmesi, eğitime erişim imkânları, istihdam piyasası, sosyal dayanışma, ayrımcılığın önlenmesi, sağlık ve cinsiyetler arasındaki eşitlik gibi alanlarda yani sosyal adalet konusunda ne kadar güçlü olduğunu karşılaştırmalı olarak ele aldı. Araştırma sonuçlarına göre, bir ülkedeki sosyal adalet düzeyi o ülkenin refah düzeyine bağlı değil. Ayrıca, insanlara toplumda tanınan fırsatların, refah düzeyi yüksek ülkelerde bile büyük farklılıklar gösterdiği belirtildi. Vakfın araştırması sonucu oluşturulan listede de çarpıcı sonuçlar dikkat çekti. Buna göre, dünyanın en büyük ekonomisi olarak kabul edilen ABD, sosyal adalet sıralamasında 27’inci sırada yer alıyor. Türkiye ise ABD, Yunanistan, Şili ve Meksika’nın ardından listede 31’inci yani son sırada bulunuyor. ''(T24.BİG)

Yine QNDİO adlı araştırma kuruluşunun değerlendirmesine göre,

-Türkiye'de en zengin yüzde 20 ile en fakir yüzde 20'lik nüfus arasında 7,7 kat fark var

- Türkiye Gelir Adaletsizliği Bakımından Avrupa'nın En Kötü Ülkesi

-Her 100 Kişiden 15'i Yoksulluk Sınırı Altında Yaşıyor

-Halkın Yüzde 49,7'si Ciddi Ekonomik Sıkıntıyla Karşı Karşıya

-Her 100 kişiden 35'i Yeni Bir Giysi Alamıyor

-Halkın Yüzde 42,2'si Isınma Sorunu Yaşıyor

-Halkın Yüzde 46,1'i İki Günde Bir Et, Tavuk veya Balık Yiyemiyor

-Her 100 kişiden 65,4'ü Borçlu

-Halkın Yüzde 84,8'inin Konut Masrafı Yük Getiriyor

Şimdi tablo bu.. Ama dün halkın yoksulluğunu düzenin zalimliğine bağlayanlar, bu gün bu durumu tembelliğe , kadir kıymet bilmezliğe , mızmızlığa bağlıyor.

Dün işçi eylemlerinin yanında olanlar , bu gün işçi eylemlerinin içinde bulunanları işgalcilikle, ya da bölücülükle suçlayabiliyor.

Dün yoksulluğu hırsızlık yapmayı bilmemekle özdeş kılanlar , bu gün yoksulluğu, tembelliğe, iş bilmezliğe girişimci olamamaya bağlayabiliyorlar.

Bu çok ileri düzeyde savrulma örneğidir.

Ve bu örnekler çoğaltılabiliriz.

Peki bu savrulma sadece İslamcılar için mi sözkonusudur? hayır.. Asla.. Bu durum sosyalistler için de sözkonusudur. Atatürkçüler içinde söz konusudur..

İşte bu bağlamda yapılması gereken en önemli şey , kapitalizmi en büyük düşman olarak kabul ederek, bu rezil anlayışla sözde değil, özde mücadele etmek ve mücadele sürecinde de asla savrulmamaktır.

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40