• BIST 105.042
  • Altın 163,210
  • Dolar 3,9375
  • Euro 4,6731
  • Rize 9 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 7 °C
  • Trabzon 11 °C
  • Samsun 9 °C

Kapitalizmin yok ettiği bir değer olarak aşk

Osman KAYA

Aşk, bilimin hala çözemediği bir olgu. ‘Aşkın kimyası’’ ya da ‘Aşkın psikoanalitiği’ gibi birkaç ‘bilim kılıfına büründürülmüş zırvalar’ hariç, bilim adına söylenmiş fazla bir söz de yok.

Bence bilim hiçbir zaman aşk olgusunu çözemeyecek. Çünkü aşk evrenin sırrıdır.

Eğer aşkın sırrı çözülürse evrende geriye ne kalır ki?

Aşk insanlığında en yüksek değeridir.

Bizler birkaç kilo kan ve birkaç kilo et ve kemik torbaları…

Aşkımız olmasa eğer… Neye yararız ki…

‘dualarınız yoksa neye yararsınız ki…’ diyen Yaratıcı Kudret de bu gerçekliğe işaret eder.

Çünkü dua da ancak aşkla eşleştiğinde kıymete biner ve kabule değer olur onun katında.

Kapitalizm aşkı tüketmiştir. Çünkü kapitalizm her şeyi çıkara dönüştürmüş, sevdayı da alınır, satılır bir şey haline sokmuştur.

Âşık olunabilecek kadın ve erkeği, daha fazla tüketen kadın ve erkek olarak tanımlamıştır.

Aşığın aşkı da artık paraya dökülmüş, ‘ne kadar seviyorsan o kadar harcarsın’ mantığı artık gönül zenginliğinin yerini almıştır.

‘Gönül gel seninle muhabbet edelim, araya kimseyi alma sevdiğim’ diyen şairin pabucu dama atılmış, sevenle sevilen arasına, alabildiğine para girmiştir.

Artık, Ferhat’ın kazmasına gerek yoktur. Çünkü zavallı Ferhat, dağları delip su getirene kadar, atı alan Üsküdar’ı çoktaaan geçecek, zengin patronların çocukları devasa iş makinelerini kullanarak, şehre su getirip, Şirin’i omuzlayıp gidecektir.

Zavallı Ferhat baka kalacaktır artık Şirin’in arkasından.

Mecnun çölde dolaşamayacak artık. Mecnunun dolaşacağı çöllerde devasa petrol kuyuları açıldığından mecnunun dolaşmasına izin verilmeyecektir.

Hem zavallı mecnun dolaşabilse sadece şu şarkı dökülecektir dudaklarından: ‘dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç’

Çünkü petrol kuyularının sahibinin oğlu çoktan, kapıp gitmiştir Leyla’yı…

Aşk insanın güzelliğe yönelişidir.

Güzele uçmasıdır.

Güzelin ateşinde yanmasıdır.

Güzelin içinde kaybolup ışığa dönüşmesidir.

Güzel ise tanımlanamayandır,

Güzel ifade edilemeyendir.

Güzel sınırlandırılamayandır.

Standardize edilemeyendir.

Kategorize edilemeyendir, güzel.

Güzel bir tercih meselesidir tamamıyla.

Hikâye odur ki,

Bir delikanlı bir kuyuya indiğinde bir dev onu alır ve bir odaya hapseder.

Ona bir soru soracaktır.

Bu soruya doğru cevap verirse kurtulacaktır.

Doğru cevap veremezse öldürülecektir.

Soru şu:

(odanın içinde iki masa ve masanın üzerinde son derece sevimli bir çocuk diğerinde bir kurbağa vardır.)

‘söyle bakalım bu odanın içindeki kurbağa mı güzeldir yoksa çocuk mu?’

Delikanlı cevap verir, ‘ne kurbağa güzeldir ne de çocuk, gönül kimi severse güzel olan odur.’

Bu cevap delikanlıyı kurtarır.

İşte insanı özgür kılan olgulardan biri de güzellik tercihindeki serbestliğidir.

İşte kapitalizm bu noktada da insanı esir eder. Çünkü o güzelliği tanımlar, belirler ve sınırlandırır.

Güzelin bel, göğüs, kalça ölçülerinden tutun, boy ve kilosuna kadar mankenleriyle hangi takıyı takıp, hangi elbiseyi giyeceğini; kılık kıyafetiyle yürüyüşü, işvesi, cilvesiyle belirler.

İşte kapitalizm bu yönüyle de bir özgürlük katilidir.

Sevdiğinizi ne kadar sevdiğiniz, sevgililer günü kataloglarındaki hediyelerin pahası ile doğru orantılı olarak az veya fazladır.

Alacağınız takı, kıyafet, araba, elektronik eşya kadar seviyorsunuz.

Artık tuzlar ekilmediğinden dolayı, baharın tadı kalmamıştır.

Ve Mardin – Kızıltepe yolundaki o tepenin üzerine kayaları delip yazdığınız, ‘sevgilim seni seviyorum’ cümlesi artık karın doyurmadığından anlamını çoktan yitirmiştir. (Bir arkadaşım anlatmıştı, o bölgede askerlik yaparken yolun üzerinde çok ağır kayalara derin bir şekilde oyulmuş kayaların üzerine bu yazıyı görünce şaşırdığını ifade etmiş)

Kapitalizm, ‘sevmek dokunmaktır’ hurafesiyle aşkı sadece sevişmeye indirgemekte, aşkın asıl yüceliği olan ‘yârini kendine bile kıyamamak’ şeklindeki duyguyu asla anlamayan insanları çoğaltmaktadır.

Hikâye odur ki Leyla bir gün mecnunun yolu üzerine dikilir ve ona der ki: ‘Ey mecnun, uğruna ölümlere gidip geldiğin, çöllere düştüğün Leylan benim, buyur’’

Mecnun tebessüm eder Leyla’ya ve cevap verir: ‘Ey Leyla, ben benim dışımdaki, sendeki Leyla’ya değil, benim içimdeki bendeki Leyla’ya vurgunum. Sen bir an yanımdasın, o her zaman yanımda, ben seni neyleyeyim’’ ve salına salına ufuk çizgisine yürüyüp kaybolur.

Bunu bir kapitalist ya da bir materyalist anlayabilir mi?

Heyhaaat… Bunu bir evreni kucaklayabilecek kadar büyük gönül sahipleri anlar ancak.

Evet… Kapitalizm bir gün yıkılacaktır… Ve onu aşk yıkacaktır. Ve aşıklar yıkacaktır…

Çünkü Kapitalizm önce aşkı öldürmüştür…

Unutulmasın ki her ölen mutlaka dirilecektir… Ve her öldürülen öldürenin yakasına mutlaka yapışacaktır.

(Konuya zaman zaman devam edeceğiz)

  • Yorumlar 12
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40