• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Rize -4 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -8 °C
  • Trabzon 4 °C
  • Samsun 2 °C

Kasketli veya sarıklı zorbalar

Seyfullah FIRAT

Bizim toplumumuzda zorba denilince genellikle insanımızın aklına ilk gelen; elinde silahı olan, insanlara kabaca davranan, insanların başına musallat olan problem kimseler gelir. İnsanımızın bu bakışı doğru olduğu kadar da aynı zamanda eksik bir değerlendirmedir.

İnsanlığın uzun geçmişine baktığımız zaman; insanları korkutmak veya sindirerek kendi kumandası altına almak isteyen zorbaların kullandıkları silahların ve saldırı yöntemlerinin de zamanın şartlarına göre bir hayli çeşitlilik gösterdiğini görürüz.

Nasıl ki taş devrinde yontma taşlar insanları sindirme veya insanları imha etme silahı olarak kullanılmış ise, daha sonraki dönemlerde de ateşli veya nükleer silahlara kadar iş uzanmış ve geliştirilen söz konusu ölüm kusan silahlar tehdit unsuru haline gelmiştir.

Şimdi insanları sindirme işinin içerisine şeytanı taktikler yanında şeytanca kurgulanmış akıl oyunları da devreye sokulmuştur. İşte bu yeni dönemde kahpelikler zirve yapmış, akla hayale gelmez akıl oyunları geliştirilmiştir.

Akıl oyunlarını kuranların kullandıkları silahlar daha çok ya bir ideoloji ya da dini bir akım olabilmektedir. Bizim ülkemizde de bir takım çevreler yıllardan beri rejimi koruma adına zorbalık yaparken, diğer başka bir yanda da başka bir takım çevreler belli gayrı milli ideolojileri veya dini duygu ve dini akımları insanların üzerine baskı aracı haline getirmişlerdir.

Silah olarak kullanılmış yontulmuş taştan alında, nükleer silahlara varana kadar çok çeşitli silahları kullanan zorbalar her ne kadar günahkar ise, günümüzde gayrı milli ideolojileri veya dini akımları insanları kuşatma veya sürüleştirme adına kullananlarda bir o kadar günahkardırlar.

İdeolojileri veya dini duyguları bu alanda istismar vesilesi yapanların insanlara yaptıkları en büyük kötülük insanları düşünmekten alıkoyup hazırcılığa alıştırmalarıdır. Bizim yüce dinimiz hazırcılığı, kopyacılığı veya tembelliği makbul saymaz. Bizim dinimiz taklidi değil bizzat itikadı alanda insanların tekamül etmelerini teşvik eder.

Çağımız şartları veya kent kültür yaşam tarzı ne yazık ki insanı hazırcılığa, tembelliğe veya taklitçiliğe teşvik etmektedir. Toplumda kolaydan para kazanmak, köşe olmak isteyenler günden güne çoğaldığı gibi kolay ve kısa yoldan cennete gitmenin yolunu cemaat veya şeyhlerin peşine takılmada görenlerin sayısında da tehlikeli artışlar olmaktadır.

İnsanları din adına korkutanlar, kendilerini dinin değnekçisi olarak görüp saf insanımıza umuttan çok umutsuzluk ve korku yükleyenler ne yazık ki diğer zorbalar gibi zorba ve korku değnekçileridirler.

Gelip geçmiş hiçbir peygamberin eline bile almadığı korku değneğini eline alarak veya dini kullanarak insanları koyun yerine koyup o güzel insanları belli adreslere kovalayan kimseleri şaşkınlıkla izliyoruz. İdeolojiler adına insanları belli bir düşünce alanına hapsedenlerle, din adına insanları sizin adınıza başkaları düşünür mantığına hapsedenleri biz anlamakta bir hayli zorlanıyoruz.

Düşünen insan bu dünyadan göçtükten sonra dünya dengeleri bir hayli bozulmuş ve bu sebeple de bugünkü vahşetlere maruz kalıyoruz. İnsanlığın içinde bulunduğu zilletten kurtuluşunun tek yolu düşünen insanı yeniden ayağa kaldırmaktır.

Teslimiyetçiliğe, hazırcılığa, biat veya sürü psikolojisine isyan edebilecek kadar kendisi olmayı başarmış insanı yeniden bulmak veya keşfetmek zorundayız.

En büyük düşünce katliamı bugünlerde ne yazık ki din veya ideolojiler adına yapılmaktadır. Benim yerime başkaları düşünür, benim yerime başkaları kazanır düşünceleri arasında ne fark olabilir ki?

‘Sen düşünme, sen bilemezsin; ben senin yerine düşünürüm’ anlayışı ne karanlık bir anlayıştır Allah aşkına. ‘Sen kendi yol haritanı çizemezsin, senin yol haritanı ancak ben çizerim’ mantığı; resmen inanan insanları aşağılamak ve kulun kulluğuna müdahale etmek anlamına gelir.

Ümmet çadırının çatısını yeniden inşa etmek, vahdetin kulelerini yeniden inşa etmek için insanların hep amele olarak kalmalarını kendi çıkarları için isteyen, inanan insanların amelelikten öteye kalfa olmalarına müsaade etmeyenlerin tasallutundan mutlaka kendimizi kurtarmalıyız.

Kasketli veya sarıklı zorbalar günümüz insanlığının özgürlük alanlarını tamamen ipotekleri altına almayı başarmışlar ve bu alanlarda tesis ettikleri otoritelerini ceplerini doldurma mekanizmasına döndürmeyi de ihmal etmemişlerdir.

İyi niyetli ve gerçekten hizmet ehli olan çile insanlarını tenzih ederek, özellikle dini alanda parasal hacmi oldukça yüksek olan yeni bir sömürü sektörü peyda edilmiştir.

İslam alemindeki fikri ve bilimsel inkişafın önüne duvar ören bu zihniyet İslam dünyasının geri kalışının baş müsebbibi hep bu gönül dindarlık adına değnekçilik yapanlardır. İnşallah bir gün ameleler kulluklarını tam olarak idrak ederler de bu sahtekar ustaları bulundukları üst katlardan aşağılara indirmeyi, yıllarca sırtlarına taşıdıkları sahtekarları sırtlarından indirmeyi başararak özgür kulluğa ilk adımlarını atmayı başarırlar.

  • Yorumlar 62
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40