• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Rize 21 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 15 °C
  • Trabzon 25 °C
  • Samsun 18 °C

KENDİNİ ATATÜRKÇÜ OLARAK GÖREN VE TANIMLAYAN HERKESE TAVSİYELERİM

Osman KAYA

 

Umarım bu yazım kayda değer bir etki yapar ve az da olsa bir toplumsal dönüşüme araç olur. Çünkü bana göre yazılarımda ele aldığım konular arasında en fazla yaşamsal niteliğe sahip olan yazılarımdan biri budur.

Neden? Çünkü bana göre bu ülkenin tek kurtuluş reçetesine değineceğim. Bu ülkenin tek kurtuluş reçetesi her zaman Atatürkçü Düşünce olmuştur. Ancak her reçete kullanmayı ve uygulamayı gerektirir.Dolayısıyla Mustafa Kemal Atatürkün Düşüncelerinin yaşama geçmesi ancak Atatürkçülerin ona layık, onun istediği gibi yaşam sürmelerine bağlıdır.

Bu durumda bu ülkenin tek kurtuluş şansı kendilerini Atatürkçü olarak tanımlayanların bir aşama daha yükselip Atatürkün askeri olmalarıdır. Eğer Atatürkün askeri olunmazsa , bir asker misali çaba olmazsa, bir asker misali adanmışlık olmazsa, ben inanıyorum ki bu ülkenin, bu ülke insanının yarını yoktur.

Çünkü çokça söylediğim gibi Atatürkçü düşünce ve Atatürkün devrimleri bu ülkenin varoluş kodudur.Eğer bu varoluş kodu bilinmez ve uygulanmazsa o zaman yaşayış ve yaşamı sürdürüş te sözkonusu olmayacaktır. Bu açık ve nettir.

Peki Atatürkün askeri olmak neyi gerektirir?

Nedir bu vasfın temel nitelikleri?

Bu ilke ve bu ideal nasıl yaşama geçirilmelidir?

Neler yapılmalıdır bu hususta?

Bunları dilimiz döndüğünce dile getirelim...

Kendini Atatürkçü gören herkes önce kendisine bakacak,ölçecek tartacak.. Diyecekki ben bu mücadelenenin, bu davanın, bu aksiyonun bu aktivitenin neresindeyim.. Ne kadarım? Tamamlanmış olabilmek için, bu davada mükemmelliği yakalayabilmem için ne yapmalıyım? nasıl olmalıyım ki eksiksiz bir Atatürk Devrimcisi olabileyim....Bu soruları soracak ve bu soruları sorduktan sonra Atatürkçülüğü tabiri caizsebir kenarından , bir köşesinden , gardop tarzı bir yönelişle değil, taa içten ve bütün teferruatıyla Atatürkçü düşünceyi yaşayacak.. özüyle , ana felsefesiyle.. Ve bilecekki, Atatürk vatandır.. Ve bilecekki mevzubahis olan vatan ise eğer, gerisi teferruattır...

Bir Atatürkçü şöyle düşünecek... Vatan evlattır, vatan anadır , vatan babadır, vatan eştir.O sadece bir toprak parçası değil, varlığımızın uluslararası düzlemde ve insanlık aleminde deklarasyonudur. Durum böyleyse vatanımıza bakacağız, ne durumda , hasta mı iyi mi diye...

Evet bu gün her akl-i selim görür ki vatan hastadır...Ve eğer vatan hastaysa ve yine eğer vatan evladımız ise.. işte o zaman hasta olan ve ölüm döşeğinde olan evladımız için ne yapmamız gerekiyorsa, nasıl çırpınmamız gerekiyorsa,vatan için de öyle mücadele edilecek öyle çare aranacak...

Gerekirse gece uyunmayacak.. Gerekirse yediğimiz yemek azaltılacak azaltılacak ordan tasarruf edilen meblağ Mustafa kemal Atatürk ve düşünceleri için, yani vatan için harcanacak...

Oyun masalarından kalkılacak beyler.... Oyun masalarından kalkılacak... Denmeyecek Atatürkçü hem oyununu oynar hemde şu bu.. Evet Atatürkçü ömrünü oyun masalarında heba edecek kadar akılsız biri olamaz...Atatürkçü ömrünü vatan için, millet için, insanlık için, bilim için , kültür için,değerler için harcar, okey taşları ve oyun kağıtları için değil..

İçki masalarından kalkılacak beyler... Bu dünyaya içmek için değil, bilim için, kültür için , sanat için, insanlığı bir adım daha ileriye götürmek için geldik.. Bakın ne diyor yüce önder, kulaklarınızı açın da iyi dinleyin....

''Vaktiyle kitaplar karıştırdım. Yaşam hakkında filozofların ne dediklerini anlamak istedim. Bir kısmı her şeyi kara görüyordu. "Madem ki hiçiz ve sıfıra varacağız, dünyadaki geçici ömür esnasında neşe ve mutluluğa yer bulunamaz!" diyorlardı. Başka kitaplar okudum, bunları daha akıllı adamlar yazmışlardı. Diyorlardı ki: "Madem ki sonu nasıl olsa sıfırdır, bari yaşadığımız sürece şen ve neşeli olalım." Ben kendi karakterim bakımından ikinci yaşam görüşünü tercih ediyorum, fakat şu kayıtlar içinde:''

Evet ne kadar güzel analiz etmiş Yüce önder.. ve devam ediyor .. Bakalım...

''Bütün insanlığın varlığını kendi kişiliklerinde gören adamlar mutsuzdurlar. Besbelli ki o adam birey olarak yok olacaktır. Herhangi bir kişinin, yaşadıkça memnun ve mesut olması için gereken şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır. Akıllı bir adam, ancak bu şekilde hareket edebilir. Yaşamda tam zevk ve mutluluk, ancak gelecek kuşakların şerefi, varlığı, mutluluğu için çalışmakta bulunabilir. Bir insan böyle hareket ederken, "Benden sonra gelecekler acaba böyle bir ruhla çalıştığımı fark edecekler mi? diye bile düşünmemelidir. Hatta en mutlu olanlar, hizmetlerinin bütün kuşaklarca gizli kalmasını tercih edecek karakterde bulunanlardır.''

ve ekliyor....

''Herkesin kendine göre bir zevki var: Kimi bahçe ile meşgul olmak, güzel çiçekler yetiştirmek ister; bazı insanlar da adam yetiştirmekten hoşlanır. Bahçesinde çiçek yetiştiren adam, çiçekten bir şey bekler mi? Adam yetiştiren adam da, çiçek yetiştirendeki duygularla hareket edebilmelidir. Ancak bu şekilde düşünen ve çalışan adamlardır ki, memleketlerine ve milletlerine ve bunların geleceğine faydalı olabilirler. Bir adam ki, memleketin ve milletin mutluluğunu düşünmekten daha çok kendini düşünür, o adamın değeri ikinci derecededir. Esas değeri kendine veren ve bağlı olduğu millet ve memleketi ancak kişiliği ile ayakta gören adamlar, milletlerinin mutluluğuna hizmet etmiş sayılmazlar.

Ancak kendilerinden sonrakileri düşünebilenler, milletlerini yaşamak ve ilerlemek imkânlarına eriştirirler. Kendi gidince ilerleme ve hareket durur zannetmek bir dalgınlıktır.Şimdiye kadar söz ettiğim noktalar, ayrı ayrı toplumlara aittir. Fakat, bugün bütün dünya milletleri aşağı yukarı akraba olmuşlardır ve olmakla meşguldürler. Bu itibarla insan, bağlı olduğu milletin varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar bütün dünya milletlerinin huzur ve refahını düşünmeli ve kendi milletinin mutluluğuna ne kadar değer veriyorsa bütün dünya milletlerinin mutluluğuna hizmet etmeye elinden geldiği kadar çalışmalıdır. Bütün akıllı adamlar takdir ederler ki, bu yolda çalışmakla hiçbir şey kaybedilmez. Çünkü, dünya milletlerinin mutluluğuna çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu temine çalışmak demektir. Dünyada ve dünya milletleri arasında huzur, açıklık ve iyi geçim olmazsa, bir millet kendi kendisi için ne yaparsa yapsın, huzurdan mahrumdur. Onun için ben sevdiklerime şunu tavsiye ederim : Milletleri yöneten adamlar, doğal olarak evvelâ ve evvelâ kendi milletinin varlığının ve mutluluğunun yaratıcısı olmak isterler. Fakat, aynı zamanda bütün milletler için aynı şeyi istemek gerekir. Bütün dünya olayları bize bunu açıktan açığa kanıtlar. En uzakta zannettiğimiz bir olayın bize bir gün temas etmeyeceğini bilemeyiz. Bunun için insanlığın hepsini bir vücut ve bir milleti bunun bir organı saymak gerekir. Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer bütün organlar etkilenir."Dünyanın filân yerinde bir rahatsızlık varsa bana ne?" dememeliyiz. Böyle bir rahatsızlık varsa, tıpkı kendi aramızda olmuş gibi onunla ilgilenmeliyiz. Olay ne kadar uzak olursa olsun bu esastan şaşmamak gerekir. İşte bu düşünüş, insanları, milletleri ve hükümetleri bencillikten kurtarır. Bencillik kişisel olsun, millî olsun daima fena sayılmalıdır. O halde konuştuklarımızdan şu sonucu çıkaracağım: Doğal olarak kendimiz için bütün gereken şeyleri düşüneceğiz ve gereğini yapacağız. Fakat bundan sonra bütün dünya ile ilgileneceğiz. Kısa bir örnek: Ben askerim. Genel Savaş’ta bir ordunun başında idim. Türkiye’de diğer ordular ve onların komutanları vardı. Ben yalnız kendi ordumla değil, öteki ordularla da meşgul oluyordum. Bir gün Erzurum cephesindeki hareketlere ait bir sorun üzerinde durduğum sırada yaverim dedi ki: "Niçin size ait olmayan sorunlarla da uğraşıyorsunuz?" Cevap verdim: "Ben bütün orduların durumunu iyice bilmezsem, kendi ordumu nasıl yöneteceğimi belirleyemem." Bir devlet ve milleti yönetme durumunda bulunanların daima göz önünde tutmaları gerekensorun budur. ''(1937 (Ulus gazetesi, 20. 3. 1937)

Evet.. Ne diyor ulu önder , gelecek kuşakların mutluluğu için çalışmaktır hayat ve mutluluk diyor.. İçin , içkinin dibine vurun demiyor....

İşte bir Atatürkçü önce oyun masasından içki masasından kalkacak ve doğru yaşamsal mücadele alanlarına yönelecek.. Mustafa Kemal Atatürkün devrimlerinin devamı ve Mustafa Kemal Atatürkün yüksek ideallerinin gerçekleşmesi için bunu muhakkak yapmalıdır. Ve bilmelidir ki oyun masalarından , içki masalarından ayrılmayan insan , asla Atatürkçülüğün hakkını veremez...

Atatürkçü, geleceğe , yükselen nesle Atatürkü anlatarak , Atatürkçü düşünceyi anlatıp kavratarak, yaşanmasına vesile olarak yönelmelidir. Kitap armağan etmelidir gençlere öğrencilere... Atatürkü anlatan görsel işitsel kaynaklar, yazılmalı, yayımlanmalı ve okutulalıdır.

Atatürkçü , Atatürkçülüğü önce kendisi öğrenmelidir, derinliğine.. Atatürke saldıran cahil ve haine lafı ağzına tıkayacak kadar bilmelidir Atatürkçü düşünce yanlısı...

Kendini Atatürkçü olarak ifade eden adam muhaliflerine küfürle, hakaretle, aşağılamakla yaklaşamaz, yönelemez, hitab edemez.. Atatürkçü , Atatürk ü kabalıkla , küfürle anlatamaz.. onu bilimle , felsefeyle anlatmalı, tarihle yargılamayı öğretmelidir. Atatürkçü olmak bunu gerektirir.

Atatürkçüler, öğrencilere sahip çıkmalıdır. Burs vermelidir gençliğe.. Gençliğe kalacak yerler temin etmelidir. Gençliğin tarikatçıların elinde perişan olmasının önüne geçmelidir.

Atatürkçüler, Atatürkçü oluşumların , teşkilatların yapıların daima desteğinde olmalı ve aktif olarak çalışmalıdırlar. Unutmayalım, Atatürkün en önemli özelliklerinden biri de teşkilatçı olmasıdır.

Atatürkçüler yobazlıkla mücadele etmeli ama halkın değerlerine de saygı göstermelidirler. Halkın inancına argo ifadelerle yönelenler asla Atatürkçü olamazlar.Eğer bir inanç eleştirilecekse de o sadece bilimsel ve felsefi düzeyde ele alınarak eleştirilir ve tarihle yargılanır.

Atatürkçü yobazlığın en büyük hedefinin kadınlar olduğunu bilir ve aydınlanma noktasında kadın ve erkek eşit bir yaklaşımla bu ülkenin gerçekleri bilmesine ve hurafelerden uzaklaşmasına katkıda bulunur.

Atatürkçü muhakkak Nutuğu bilir, defalarca okur. Çünkü Nutuk bir paroladır, bir işaret fişeğidir, bir aydınlanma meşalesidir, doğruyla yanlışı birbirinden ayıran bir turnusol kağıdıdır.

Atatürkçü hemen her ortamı Atatürkçü Düşüncenin anlatılması , anlaşılması için bir insiyatif alanı olarak belirler , anlar ve değerlendirir. Düğünden tutun, otobüs yolculuğuna, cenaze törenine kadar her alan, her ortam Mustafa kemal Atatürk düşüncesini anlatmak , kavratmak için bir vesile olabilir.

Atatürkçü, Atatürkçü düşünceyi rehber edinen, gazete , dergi televizyon vb basın yayın organlarını izlemeli , onlara destek vermelidir, düzenli okumalıdır.

Atatürkçü dürüstlüğüyle, tevazusuyla, ilkeliliği ile örnek insan olmalıdır. Asla yanlış modellere sapmamalı ve yönelmemelidir. İdeal insan olmak için Atatürkçü olmak , yeter de artar bile...

Atatürkçüler alabildiğine dayanışma içinde olmalıdırlar, vefakar olmalıdırar, kadirşinas olmalıdırlar.

Evet .. daha yazılacak çok şey var ama bunlar temel işaret fişekleri olarak görülebilir kanımca.. Bu işaret fişekleri ile yola çıkanlar yolda kendilerini aydınlatacak daha çook ışık kaynağı bulacaklardır. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk ışığın kaynağı olan güneştir.

Yeterki gevşek , kişiliksiz, hain, fesat , zevk ve menfaat düşkünü, tembel olmayalım.. Yok eğer kişiliksizlikten de kurtulamıyorsak, en azından Atatürkçü düşüncenin güzelliğine gölge etmeyelim...Sevgiyle kalın...

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40