• BIST 73.929
  • Altın 132,168
  • Dolar 3,5237
  • Euro 3,7703
  • Rize 8 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • Trabzon 7 °C
  • Samsun 5 °C

KENT, KİMLİK VE KÜLTÜR-1

Şükran Yangın Üst
Bugün yine bir önceki yazımızın konusu kent kimliğini TMMO İstanbul Yerel Yönetimler Sempozyumu ışığında irdelemeye devam edelim. Özde: “Kent nedir?” sorusu ile “İnsan nedir?” sorusu ayrılmazca birbirine yapışık sorular. İnsan, kent’i sorgulamakla kendisini, özyazgısını sorgulamış oluyor. Konuya düşünsel-kavramsal boyutuyla, başka bir deyişle felsefi boyutuyla baktığımızda, “kenti kent yapanın ya da yapanların”, “kimliği kimlik yapan ya da yapanların”, “kültürü kültür yapan ya da yapanların” ne ya da neler olduğunu sorabiliriz ve bunların her birinden ayrı ayrı söz edebiliriz.

Özellikle “modern” terimini/kavramını, ussallığa ilişkin içeriğiyle eksen olarak alıp, modern öncesi ve modern sonrasını da ona göre belirleyecek olursak, modern öncesinde neyin/nelerin, modern sonrasında da neyin/nelerin ön planda olduğunu saptayabiliriz. Daha farklı bir yaklaşımla, modern öncesinin, modernin ve modern sonrasının kenti ve dolayısıyla kent kültürü, değişik özelliklerle kendini göstermektedir. Bu bağlamda, modern öncesinde yerel olanın, modern sonrasında da küresel olanın ağır bastığı yargısından yola çıkarsak, şu saptamaları yapma olanağımız olacaktır gibi görünüyor. Modern öncesinin, tarihsel belirlemeler de dikkate alınarak, toprağa yerleşmeyle endüstri devrimi arasında kalan zaman dilimindeki genel kent olgusuna işaret ettiği düşünülürse, bu çerçevede daha tekil-yerel nitelikli kent dokusundan söz edebiliriz. Saflaşmanın zaman içinde yerini gittikçe çoğullaşan, farklılaşan ilişkilere bıraktığı, yeni gereksinimlerin yeni kültürel yapılanmalarla yanıtlandığı, ussal olanın ve insanın hükümranlığının öne çıktığı zaman dilimlerinde artık kendini gösteren yeni bir kent düzenidir ve burada hem bir yandan kent kültüründen, kent kimliğinden hem de kentin kültüründen ve kentin kimliğinden söz edilebilir. Ussallığın her şeye egemen olduğu bu yapılanmada, kent, zaman içinde sayıca artan ve çeşitlenen gereksinimlere yanıt veren bir yaşama alanı olduğu gibi, insanın olanaklarını geliştiren bir yapıya da bürünür. Kentin mekân olarak düzenlenişinde eğitim ortamlarının sayısının artması, okullaşmanın öne çıkması örneği burada verilebilir. XII. yüzyıl Avrupa’sının kimi kentleri bu anlamda modern kentlerdir ve bireyin doğuşuna tanıklık ederler; kentlerin yapılanması ile bireyin doğuşu ve bu çerçevede ortaya çıkan gereksinimler, kentlerin yeniden yapılanmalarında hatta modern kentlerin doğuşunda birincil derecede etkiletici olurlar. Kentlerin belirgin kimliksel özellikler kazanmalarıyla, bireyin öne çıkışı arasındaki koşutluk, dikkati çekecek düzeydedir.

Modern sonrasının en çarpıcı özelliği iletişimin güçlenmesi, kimliklerin belirgin özelliklerinin kimi zaman silikleşmesi, ama kimi zaman da tam anlamıyla saflaşma talepleriyle görünür kılınması ya da bu bağlamdaki istemler, aşırı devinim, öznenin gereksinimlerin kıskacında var olması ve evrensel-insansal değerleri neredeyse hiç hesaba katmadan gittikçe silikleşmesi, özgürlüğün pazardaki eyleme, tüketici özne olarak özgür olmaya sadece indirgenmesi, kentin her türlü etkiye açık olması, farklılaşmaya eleştirmeden, tartışmadan, “evet” denmesi, böyle bir durumun kenti de kentin kültürünü de kimliksizleştirmesi, günümüzün özeti gibi görünmektedir. Bir bakıma günümüz dünyasını ve insan-dünya-bilgi ilişkisini özetleyiveren “her şeyin her şeyle bağlantılı olduğu” savı, her şeyin bağlantılar içinde gittikçe silikleştiği, belirsizleştiği gerçeğiyle bizi yüz yüze getirmektedir. Sayıca artan ve çeşitlenen gereksinimler, ussallık ötesi bir anlayış içinde sürekli bir biçimde doyurulmayı beklemektedirler. Gittikçe genişleyen, genleşen kentler insansal-evrensel değerleri göz ardı ederek, sözde gereksinimlerin doyurulduğu küresel mekânlar haline gelmekte, kimliklerini yitirmekte, kimliksizlik kimliğine ya da en iyimser deyişle küresel kimliklerine bürünmektedirler. Post modern ya da modern sonrası kentin durumu ancak böyle özetlenebilir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 474 76 40