• BIST 106.711
  • Altın 143,557
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Rize 24 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 22 °C
  • Trabzon 24 °C
  • Samsun 22 °C

KENTSEL DÖNÜŞÜM NASIL OLMALI?

Şükran Yangın Üst

Kentsel dönüşüm projelerinin şehirlere yansıması nasıldır? Oralarda yaşayan insanlarla kent arasında bir birliktelik sağlanabiliyor mu?

Anayasamızda herkesin konut edinme hakkı var. Bölgenin iklim yapısına uygun şekilde geliştirilmesi gerektiği yazıyor. Ancak binalar patates baskı gibi, mantar gibi hazine arazisi üzerinde beton yığınları olarak yapılıyor. Yapılan her yanlış projenin bir faturası var. Hazine arazisi diye uzak kent dışında yapılan yapılaşmalar kentin alt yapı ve ulaşım masrafı katlanarak artırıyor. Oraya ulaşım ve sağlık sağlanması düşünülmüyor. Merkezden de çok uzak olduğu için daha çok kendi içlerinde yaşıyorlar.

Kentsel dönüşüm projeleri diye yapılan projeler maalesef kentten kovmaya dönük yapılan projeler olmakta… “Kentsel dönüşüm, buradaki eskileri yıkıp yerine yenilerini yapacağım” olmamalı. Komşuluk diye bir kavram vardır. İnsanları bir yerden bir yere taşırken bunlar kayboluyor. Böylece insanlar arasındaki ilişki ve iletişim de kayboluyor.

Belediye-kent-vatandaş ilişkileri, Bu üçlü bugün için birbirinden uzaklaşmış durumda. Bu da bizim kentlilik bilincimizi olumsuz etkiliyor. Kente sahipliğimizi azaltıyor. Bizi birbirimize bağlayacak en önemli etken sanattır İşsizlikte birinci sıradayız. Ekonomik olarak her geçen gün geriye doğru gidiyoruz. Artık, kenti ve çevresi, ekonomik olarak olduğu gibi sosyo-kültürel anlamda da insanları beslemiyor. Bu da sanatçıların azalmasına neden oluyor. Bizi Birbirimize Sanat Bağlar. Bir şehir sanayisiyle, sanatçısıyla öne çıkabiliyor. Giderek sanattan uzaklaşılması şehrin kimlik kaybına yol açar.

Bir şehir, meydanlarıyla anılır; birçok şehrimizde meydanımız yok.

Yapılan yeni alt geçit, üst geçitler belirli bir plan-proje dahilinde yapılmadı. Kavşaklar yapılırken tüm kent ele alınarak yapılmalı “Ben yaptım, oldu!” olmamalı… Başka şehirlerden gördüklerimizi gelip kendi kentimize uygulamamız rastgele olmamalıdır. Bu bir kenti kimliksizleştirir.

Alt ve Üst geçitler yapılırken mimarisine önem verilmeli, yarışmalar düzenlenmeli, bu geçitlere sadece geçit olarak bakılmamalı. Bilinmelidir ki bunlar kentin aynı zamanda görsel elemanları, kentin mobilyaları, aksesuarlarıdır. Baktığımızda demir yığını değil, heykelsi sanat eseri geçitler olmalıdır. İşlevselliği sadece yol değil görsellik olarak da kentliye huzur vermeli, estetik duygularına hitap edebilmelidir. Alt ve üst geçitler yapılırken hastası, çocuğu, yaşlısı, engellisi düşünülmeli yürüyen merdiven veya asansörler mutlaka yapılmalı. Bunlar yapılmadığından alt ve üst geçitler kullanılmaktan kaçınan elindeki paketlerle merdiven tırmanmak yerine kısa yoldan geçmek isteyenlerin uğradığı ölümcül kazalar azımsanmayacak kadar çoktur.

Kente bir eve bakar gibi bakmalı, tüm yaşam alanları bir evin içini yerleştirme titizliği ile yapılmalı. Kent bizim yaşadığımız evimizin büyük halidir. Yapılan hatalı yapılaşmalar, çevre kirliği, görsel kirlilik, tıpkı odamızın içindeki uyumsuz mobilyalar, dağınıklık kadar bizi rahatsız eder, etmelidir. Kentimiz, yöneticisi ve kentlisi olarak evimiz olarak görebilirsek, eksikleri birbirimize iletebilir, anlayabilirsek, yaşam daha güzel, sakin, dinlendirici, mutlu, yaşanası bir kent olur.
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 474 76 40