• BIST 103.773
  • Altın 145,843
  • Dolar 3,4963
  • Euro 4,1879
  • Rize 26 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 22 °C
  • Trabzon 26 °C
  • Samsun 24 °C

KIÇ KIÇA VERMİŞ ÖKÜZLER

D. Ali TAŞÇI

 

Demokrasilerde siyasi partiler iktidar olmak ve ülkeyi yönetmek için kurulur. Kitleler hangi siyasi partiyi tercih ederlerse, o, iktidar gücünü eline alır ve ülkeyi yönetir. Bakıldığında çok basit gibi görünen bu durum, aslında kitlenin karmaşıklığı nedeniyle hiç de öyle değildir.

            Kitle denilen şey, insanlardan meydana gelir. İnsan ise çok karmaşık bir varlıktır; duyuları ve duyguları sürekli değişen ve gelişen bir yapıya sahiptir. İktidarı paylaşanlar, güçlerinin üzerine otururlarsa, kitlede patlama kaçınılmaz olur.

            Hayat bisiklete benzer; “Durma, düşersin.” formatıyla çalışır. İktidarların statik bir düzlemde yol aldığı görülürse, bu durum, o iktidarların sonunu getirir. Kitle hareketlidir ve büyümek ister. Teknolojik gelişmeler, yenilikler, iletişim araçları kitleyi etkiler ve ardından sürükler. İktidarlar kitledeki bu isteği görmezlerse, kitle, iktidarı devirebilir. Kitlenin isteklerine gem vurabilmenin, uzun vadede, bir imkânı yoktur; kitle varlığını koruyarak büyüme sağlamışsa.

            Kitle, yoğun propagandadan etkilenir; hatta çıkmaza girebilir. Bu durumda iktidardakiler, kitlenin ümitsizliğini kıramazlarsa, kitle, iktidarı ezip geçebilir. Kitleyi etkilemenin en kestirme yolu, kitlenin içinden olanıdır. Kitlenin duyarlılığına set çekmek değil, o duyarlılığı kanalize ederek yavaş yavaş, taşırmadan ovaya indirmek, kitlenin enerjisini alır ve iktidarı rahatlatır. Bunu yaparken de kitlenin argümanlarını kullanmak, kitle mensuplarından yararlanmak esas olmalıdır; çünkü kitle, yabancıya kapalıdır.

            Kitleyi sarsıcı en önemli olgu dağılma korkusudur; çünkü bu korku, bir yok olma korkusudur ve ölümü de beraberinde getirir. Bir kitlede dağılma korkusu gündeme gelmişse, onun her amacı kabul edeceği anlamını da beraberinde getirir. Kitleler, erişilmemiş hedefler üzerinden varlıklarını gösterirler çünkü.

            Öküzler genelde birbirlerine düşmanca tavır takınır ve kendi aralarında kavgaları hiç eksik olmaz. Buna karşın, dağdaki öküz grupları, çobansız dağda kalma becerisi gösterirler. Kendi aralarında sürekli kavgalaşan öküzler, bir düşman karşısında kıç kıça verip birlik olur ve düşmanı savarlar. Böyle yapmadıkları takdirde yok olacaklarını içgüdüsel olarak bilirler. Dışarıdan yapılan saldırılar kitleyi yalnızca kuvvetlendirmeye yarar.

            Kitleleri ayakta tutmanın en kestirme yolu, onları, ortak bir düşman etrafında toplamaktır. Düşmanı olmayan kitle yaşayamaz. Düşman, kitleleri birleştirmede tutkal görevi üstlenir. Bu nedenle iktidarların vazgeçemeyecek olduğu yol, düşmanlarını diri tutmaktır.

            Büyüme hedefinde olan kitlenin toplumsal bir zararı pek bulunmaz. Ne var ki, baskı ve zulüm dolayısıyla kendi içine kapanan kitle, her an patlamaya hazırdır. Suya set çekilince yatağını doldurana kadar sakincedir, ama yatağı dolduktan sonra önündeki setleri yıkıp gider.

            Bir kitlenin en çarpıcı özelliklerinden biri zulme uğramış olma duygusudur. Bu duygu, çoğu zaman uzun vadeli, kendine düşman ilan ettiği iktidar veya gruplara karşı sinsice propagandasını yürütür ve kendi yandaşlarını “kin”lerinde diri tutmaya çalışır. “Düşmanlar” ne yaparlarsa yapsınlar; sert ya da ılımlı, haşin ya da yumuşak, her şeyin değişmez bir art niyetten, kitleyi açık ya da sinsi bir biçimde yok etmeye yönelik kasıtlı bir niyetten kaynaklandığı yorumu yapılacaktır.

            İktidarlar, kısa hedeflerle kitleleri heyecanlandırabilirler; ancak ayakta tutamazlar. Ortaya koyacak oldukları hedef ne kadar uzak olursa, hedefin kalıcılığına duyulan ümit o kadar fazla olur.

            Ani olarak inançlar yasaklanırsa, bu durumda onun müntesipleri intikamlarını dünyevileşerek ve gaddarlaşarak alırlar. Yaptıkları zulümlere de inançlarından destek bulmaya çalışırlar. Değişmediklerini söylerler, fakat çok değişmişlerdir. İnsanoğlu eğitilmediği sürece kindardır, zalimdir ve intikamcıdır.

            Kitlelerin varlığı büyümeleriyle doğru orantılı olarak gelişir. Bu nedenle yoğun olmaları kaçınılmazdır. Kitleyi büyüten çığlıklardır; fakat bu çığlıklar kendiliğinden olmalıdır; spor arenalarındaki çığlıklar gibi. Çığlık, aynı zamanda kitlenin de deşarjıdır, tuvalet ihtiyacını karşılamasıdır.

            İktidardakiler, iktidarlarını korumak için kitlelerin her meclisinde bulunmak veya adam bulundurmak zorundadırlar. Onların heyecanlarını, beklentilerini, amaçlarını, planlarını; gelecekle ilgili düşüncelerini anında kontrol etmek zorundadırlar. Devlet, kitleleri kontrol edebilen en üst kurum (kitle) dur.

            Sonunda insan davranışlarını iyi okuyabilen ve bunlara çözüm üretebilenler ayakta kalır. Bir de zamanın ruhunu iyi değerlendirebilenler, zamana karşı ayakta durmasını başarır.

 Sonuç mu? Bütün kitlelerin yok olacağı kıyamet sabahını düşünüp de hareket edenler, en kazançlı çıkanlar olacaktır.

D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40