• BIST 107.749
  • Altın 143,535
  • Dolar 3,5290
  • Euro 4,1420
  • Rize 30 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 26 °C
  • Trabzon 28 °C
  • Samsun 28 °C

KOLU KANADI KIRILMIŞ BİR DİN OLARAK İSLAM

Osman KAYA

1400 Yılı aşkın bir süredir Dünya gündeminde olan bir din olarak İslam ve onun tarihini içerik , heyecan , algılayış ve belirleyicilik gücü bağlamlarında şu bölümlere ayırmak mümkündür…

1-İnsanlığın gördüğü en büyük inkılapçı ve Ahlak adamı olarak ilahi mesajın taşıyıcısı olmak gibi büyük bir sorumluluğu omuzlarına alan , büyük insan Hz Peygamber ( s.a.v) yaşadığı, onun ışığı ve yönlendirmesinde olan dönem….
2- Onun en yakınında bulunanların , ondan yoğun olarak feyz alanların , yaşamlarını bu feyz ile yönlendirenlerin belirleyici olduğu dönem…
3- Onu göremeyenlerin , onu birebir tanımayanların yaşadığı , belirleyici olduğu , monarşik, oligarşik dönemler…
4- İslam adına kurulan son imparatorluğun yıkılmasından sonraki dönem…


1. dönemde islam karların içinden fışkıran bir kardelen misali zulmün donduran soğuğundan kurtaran, karanlık gecelerde bir hilal misali aydınlatan ve zulmün karanlıklarından insanlığı kurtaran bir dizinin dibinde yetişen o pırlanta neslin yaşadığı dünyada insanlık en mesut dönemlerinden birini yaşamıştır…

2. dönemde o rasulden sonra yaşayan ama o ışık serpintilerinden ötürü bir ömür boyu mest olan,hayatları destan bir topluluğun dönem dönem ezeli ve ebedi rehberin olmayışının getirdiği çaresizlikten kaynaklanan sekteye uğramalar ve yalpalamaların yaşandığı ama yine de insanlığın gördüğü en mesut dönemlerden birinin yaşandığı zaman dilimi…
3. dönem ise ikiye ayrılır:
1- Ömer Bin Abdülaziz örneğinde olduğu gibi pakrasulün izinden gidenlerin öncülüğünü yaptığı İslami yaşantının güzel izlerini taşıyan dönemler çok ( maalesef kısa sürer bu dönemler)
2- Saltanat, baskı ve zulüm dönemleridir kibu dönemlerde belirleyici olan din değil yönetenlerin baskı, zulüm ve ihtiraslarıdır.
Bu dönemin kimlik kodu , din sosuna batırılmış , din, inanç ambalajına sarılmış, zulüm, baskı ve ihtiras unsurlarıdır…

‘’Şanlı ecdaaaaaaadddd’’ naralarıyla perdelenen, görülmek ve gösterilmek istenmeyen bu dönemler, İslam dünyasının başına gelen en büyük belalardan biridir…
Bu dönemde ,
• Ya keyfilik vardır,
• Ya da kişisel çıkarlarla yontulmuş bir din anlayışının cevaz verdiği ihtiraz kumkuması vardır.

4. dönemde ise islam savaş meydanlarının sıcak alanlarından , zihinlerdeki , yaşam döngüsü meydana getirecek düşünce motifi olmaktan ıkmış , camilerin soğuk köşelerinde , dünyadan elini eteğini çekmiş bir kaç yaşlı insanın avuntusu haline gelmiştir.
Bu dönem bir sorunsaldan doğmuştur. Bu sorunsal şudur:
‘’ Biz niçin bu haldeyiz?’’
Hangi haldeyiz?
Ziya paşa söylüyor:
‘’ diyarı küfrü gezdik
Hep köşkler kaşaneler gördük
Diyarı islamı gezdik hep viraneler gördük’’

Geriyiz... Evet sorunsal budur.
Her yönüyle geriyiz...B u sorunsalı çözmek adına islam dünyasında
• Osmanlıcılık
• Batıcılık
• Türkçülük
• İslamcılık
Olmak üzere 4 akım ortaya çıktı.
Bu 4 akım belli konularda birbirinden ayrıydı.
Ama şu iki konuda uzlaşı vardı.
• Biz kötü haldeyiz.
• Batı bizden iyi durumda.

Bu 4 akımda kendi içinde homojen değildi.
Örneğin Batıcılar,
*Batıya kayıtsız şartsız teslimiyet ,
*Bir usul ve tarz olarak Batıcılık,
*Köprüde ayıya dayı deme Batıcılığı
Olarak farklı versiyonlara ayrılmaktaydı.
Türkçülerde
• Tümüyle Ortaasya kültürüne dönme eğilimi olanlar
• (Daha sonraki yıllarda dahada gelişecek olan) Türk –İslamcılık
Şeklinde farklı eğilimler ortaya çıktı..
İslamcılar da kendi içinde bölümlere ayrıldı...
• Tarikat çizgisi
• Medrese çizgisi
• Entellektüel çizgi
şeklinde çok farklı tezlerle kendini gösterdi...Herkes bir çözüm üretiyordu ama sonun Batıcılar galip geldi...Ancak Batıcılar içinde demin söylediğim ,
• Teslimiyetçi çizgi değil,
• Bir metod olarak Batıcılık egemen oldu...
Ve islam adım adım bir siyasal ve sosyal dinamik olarak hayattan elini eteğini çekti, bir kültürelmotif olarak ninelerin yaşmaklarında dedelerin tespihlerinde yaşayan bir desen haline geldi- getirildi....
Bu çerçevede bu sürecin belirleyicilerini suçlayanlar vardır. Örneğin Atatürkü ve onun jenerasyonunu ‘’ İslam katili’’ diye suçlayanlar vardır.
Burada çokyanlış bir sosyal tespit vardır.
Evet ... O dönemde maksadı aşan pek çok şey olmuş yapılmıştır...
Ancak o dönemde İslam adına hareket eden kesimin öyle pek sütten çıkmış ak kaşık olmadığı da ortadadır.
Çünkü o dönemin ‘’ islami kesimi’’
*ehli hurafedir.
*Batıya teslimiyetçidir.( Manda- himaye ingiliz işbirliği)
* Hoşgörüsüzdür.
* sınıflı toplum yanlısıdır.
* Ehli saltanat yanlısıdır.
* Doğa bilimleri dahil din bilimleri hariç her anlayışa küfür , inkar gözüyle bakar..
* Din adamları zümresinin baskıcı tutumunu yeğler..
Elbette bunlar arasında Mehmet Akif gibi son derece değerli insanlar da vardır.Amam belirleyici insanlar da vardır.Ama belirleyici çoğunluk yukarıdaki nitelikleri taşır.
Ve bu kesim her türlü gelişmeye ilerlemeye yenileşmeye , son derece baskıcı bir şekilde karşı çıkmaktadır. Dini bir silah olarak kullanmakta , halkın cehaletini istismar etmektedirler...
Bu çevreden bazıları züht adına miskinbir hayat yaşayıp , böyle bir yaşama insanları din adına yönlendirirken diğer bazıları ise dini bir kazanç kapısı haline getirmiş ve sempati ile bakmayanların hepsini din adına töhmet altında bırakmaktaydılar. Hala daha çok güçlü bir yaptırımı olan bu anlayışın geçmiş dönemlerdeki gücünü varın siz düşünün ....
Bu cenah yüzyılar boyu pek çok pisliğe , olumsuzluğa imza atmış , kuran ve hadısle istedikleri gibi oynamış ve bu oynamayla kendi güçlerini beslemişlerdir...
Bu cenah ,
Bir ayeti göstermiş , farklı düşünenlerle irtibatı yasaklamış , bir başka ayeti göstermiş bu durumu kendinde hak göstermiştir...
Bu cenah,
Kelle uçurmuş,işkence yapmış , köeyi dönmüş itham etmiş, akli yapıyı ifsat etmiş , islamın özünde olmayan pek çok şeyi islama sokmuştur.
Cumhuriyeti kuran kadro , metodik olarak Batıcılığı alırken bu cenaha karşı sert tedbirler almayı vatanın salaha kavuşması için çözüm olarak gördü.
Evet ...kısa vadede çözüm getirildi...ama uzun vadede çözümün gelmediğini epey bir zamandır boy atan ‘’ dine karşı din ‘’ ya da ‘’islama karşı islam’’ da görüyoruz...
Eğer cumhuriyeti kuran kadronun ‘’ kestirme çözümleri ‘’ gerçek çözüm olsaydı bu gün bu kadar hurafeci , bu kadar din sömürücüsü , bu kadar ılımlı islamcı , bu kadar yeşil kuşak projesinin figüranı, bu kadar emperyalizmin yalakası gürüh, yalakalığını din üzerinden yapabilecek zemini bulamazdı.
Demekki bir yerlerde , bir şeylerde hata var...
Bana göre durum şudur:
Evet Osmanlının büyük bölümünde ve son döneminde ‘’ din adına oluşturulmuş, çok büyük bir bataklık mevcuttu...’’ her türlü pisliğin din adına işlendiği bir yanlışlar kumkuması söz konusuydu...
Ama bu bataklığın panzehiri Batıcılık değildir. Bu hastalığın panzehiri öze dönüş hareketidir.
İslam adına işlenen pisliklerin , rezaletlerin , alçaklıkların , din sömürüsünün , cinayetlerin , geri kalmışlıkların çözümü islamın özüne –doğru, bilimsel ve toplumcu bir okumayla – dönüştür..
Çünkü islamın özünde din adına sömürü pisliğine çözüm getirecek her türden unsur, her türden çözüm yolu vardır....Menfaate satın alınmayan , halk gibi yaşayan , her türlü ilmi gelişmeyi teşvik eden, ahlakı tamamlamak için gönderilen sevgililer sevgilisi Peygamberimiz var...
Sahabelerden , bilgi yönünden Ali miz,duygusal derinlik yönünden Ebubekirimiz,sabır , tevazu yönünden Osmanımız, adil olmanın kılı kırk yararcasına örneği olma noktasında Ömerimiz,sosyal paylaşım , sosyal adalet , hatanın ve hatalının yüzüne hakkı haykırmanın zrve örneği olma noktasında Ebu zer i Giffarimiz var.
Ve daha pek çok isim... Bu isimler , yaptıklarının şerh edilmesi( açımlanması ) halinde insan bilimleri ile ilgili disiplinlerle çok önemli derecede kaynaklık edebilecek sembol özelliği taşır..
Oysa bunun yapılmaması pek çok sorunu beraberinde getirmiştir.En başta bu toplum , çok önemli beslenme kaynağı olan İslamdan ,
- Belki kaynaklar yönünden değil ama, yaşamsal örnekler açısından – mahrum kalmıştır.

Batının bütün yanlışlıkları bu ülkeye bir vidanjörün lağım pisliğini boşaltması misali boca olmuştur...
İslam politik sömürücülerin , tarikat sömürücülerinin , menfaatçilerin , terör yanlılarının , Batıya din üzerinden entegre olmak isteyenlerin , menfaat çetelerinin oyuncağı ve piyonu haline gelmiştir.
İslamın özü olan bir ahlak , islamdan tırpanlanmış , din kanadı kesilmiş kuşa çevrilmiştir.


İbadetlerin içi boşaltılmış sadece şekil durumunda bırakılmış , kuşa çevrilmiş yapısıyla ‘’ islama karşı islam ‘’ habire pompalanmış , bu da birilerinin , cahil cühelanın , menfaatçi güruhun ,
‘’ Bak , islam destekleniyor, müslümana özgür ortam sağlanıyor.’’ Şeklinde korkunç bir yanılsama , bir siyasal akıl yürütme biçiminin temeli haline getirilmiştir.
İşte bu günkü kuşa çevrilmiş , hurafelerle dolu ve menfaatçilerin payandası olmuş ,
’’ islama karşı islam ‘’ dünkü batılılaşma adımlarının hastalıklı bir sonucudur. Dün eğer imparatorluk bakiyesi ‘’ dinsel bataklığa ‘’ çözüm olarak ‘’öze dönüş hareketi’’getirilseydi , bu gün bu rezaletler yaşanmazdı...Din insana şah damarından bile yakın olan , Allahın insanlığa gönderdiği mesaj ise o yok edilemez.Ve yok edilmeye çalışılması da büyük bir cinayet olur..
Mesele ‘’din ‘’ ile değil,’’ dine karşı din’’ ile mücadele etmektir.Mesele ‘’ din olarak İslam ‘’ la değil,
’’ kuşa çevrilmiş bir din olarak ‘’(dine karşı din olarak )islamla ‘’ mücadele etmektir.
İşte ancak o zaman bu bataklıktan kurtulabilir insanoğlu...

  • Yorumlar 25
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40