• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Rize 25 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 21 °C
  • Trabzon 23 °C
  • Samsun 21 °C

KORKMA

Bilge FIRAT

 

Suruç'ta terör saldırısı sonucu öldürülen gençlere birçok hikâye yazıldı, biri de benden olsun... Ölen gençlerimizin isimleri açıklandıkça birçoğunun sosyal paylaşım sayfalarına baktım, farkı yok birinin ötekinden, aynı kalıptan çıkma fikirlerle yazılmış nice yorum…

Misal olarak; Beşiktaş Belediye Başkanı Av. Murat Hazinedar’ın Savcımız Mehmet Selim Kiraz’ın Şehit edilmesinin ardından sosyal paylaşım sitesi üzerinden atmış olduğu ileti şöyle “Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın baktığı, Berkin Elvan olmak üzere tüm Gezi Parkı dosyalarında ciddi bir ilerleme kaydedilmişti.” “Terör, hangi sebeple ve kime yönelik olursa olsun bir vahşettir. Savcı Mehmet Selim Kiraz’a Allah’tan rahmet diliyor, terörü lanetliyorum.” Sayın Hazinedar’ın attığı bu yoruma Suruç’ta öldürülenlerden Samsunlu bir gencin cevap olarak yazdığı ileti ise şöyle; “Halkın adaleti senin gibi pislikler için de işleyecek. İçini ferah tut.” Yine aynı gencimizin aynı olayla ilgili sosyal ortamda paylaşmış olduğu bir yorum da şöyle; “Bu korku size bir ömür yeter. Bu halk o cüretkâr savaşçıları unutmayacak!” aynı gün içerisinde bu iki paylaşımından çok daha önce ise şöyle bir yorumda bulunmuş; “Hümanizme gerek yok, adaleti namlular sağlayacak!”

Acı olan şu ki, bu gençler "namluların" adaleti sağlayacağını, "halkın adaleti" dedikleri terör yapılanmasının, saldırılarını işlemeye devam edeceğini söylüyorlar (hatta bunu bekliyor ve destekliyorlar). Teröristler tarafından şehit edilen Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın öldürülmesine alkış tutacak kadar insani duygulardan uzaklaştırılmışlar.

Görülen o ki, bu çocuklar ve onlar gibi aynı gruplar içerisinde olan diğer çocuklar(!) terör örgütünün sistematik çalışmaları sonucu kandırılmış bireylerdir. Terör eğilimli söylemlere bulaştırılmışlar, terör faaliyetlerini destekleyecek kadar türlü eğitimlerden geçirilmişler. Belki de gerek olursa, dağ yapılanmalarına çekilmek istenecekler. Kurulan sisteme bakarsanız, gençlerin sistematik olarak önce sokak eylemlerinde, sonra dağda veya şehirlerde terör faaliyetlerinde kullanıldığına şahit olursunuz. Bugün çocukların kanı üzerinden siyaset yapanlar kimse, bu çocukları kandıranlar yine aynı kişilerdir. Ölümlerin faili de ta kendileridir!

Sözde Kobani’li çocuklar için yola çıkan bu gençler, şehit edilen Mehmet Kiraz savcımızın çocuklarını es geçip, her şeyden ziyade bir babanın öldürülmesine alkış tutacak kadar, o çocukların kırılan, dağılan, yıpranan kalplerini yok sayacak kadar canavarlaştırılmaya çalışılmıştır. Başkalarının ölümünü bekleyecek kadar, ölümü tehdit unsuru görecek kadar büyütülmüş(!) bu gençler kirli eller tarafından açık ve net ülke bütünlüğü ve huzuru için tehdit olarak öne sürülmeye çalışılmaktadır.

Takip edin, birçoğunun ailesinin çocuklarının oraya gittiğinden haberleri dahi yok. Kimi Antalya’ya gideceğim demiş, kimi Samsun’a. Ailelerinden bir şekilde uzaklaştırılmış olmalarını, Ordulu Alican Vural’ın cenaze töreninde babasının gruba verdiği tepkiden anlayabiliyoruz; “Çocuğumu yediniz, Allahsızlar!!”  

"Öldüler, ohh olsun" diyenlerin, gençleri ölüme gönderen terör grubundan zerre farkı yoktur. Fikri, eylemi, duruşu ne olursa olsun kandırılmış, ölüme gönderilmiş, başka insanlara ölümü hoş gören, terör eylemlerini destekleyen, belki devamını bekleyen, belki destek çıkan gençlerin ölümüne zerre sevinmeyecek kadar insancıl olan bir kalbim var. Öldürülen her genç için ayrı ayrı üzülen yüreğim, bu çocukları bu hale getiren kirli grupların yok olmasını, beter bir şekilde ölmelerini dileyecek kadar da katıdır!

"Hümanizme gerek yok, adaleti namlular sağlayacak" diye yetiştirilmiş bir gence karşı takınacağımız tavır ne olmalı? Ailelere ve bilinçli fertlere düşen gençlerimize sahip çıkmaktır. Türk milletinin teröre kurban verecek, terör yanlısı gruplar içerisinde erimesine seyirci kalacağı tek bir ferdi, tek bir genci yok.

Bilinçli olarak sinirlerimiz yıpratılıyor. Teröristin şehir göbeğinde elinde silahlarla gövde gösterisi yapması, askerimize, polisimize, sivil vatandaşımıza saldırılması bunun göstergesi değil mi? Analar babalar, çocuklarınıza sahip çıkın. Onlara hümanizmin ne olduğunu, yıllardır şehit haberleriyle parçalanmış, yıpranmış, yetim bırakılmış ruhlar öğretemeyebilir!

Canlı bomba olan kişi de daha genç, tıpkı diğerleri gibi. Yaptığı bir terör müdür? Evet, terördür. Tıpkı yıllardır pkk’nın kandırıp canlı bomba olarak kullandığı gençler gibi. Terör, eylemi yapan grubun adı değişince terör olmuyor. Kim yaparsa yapsın, kim haksız yere cana kıyarsa kıysın, bunun adı “terör”dür. Hdp’nin sokaklara döktüğü anarşistlerde terörist, canlı bomba olarak Suruç’a gidende terörist. Teröristin, terörü kınaması, terörü kınıyorum diyerek, terör uygulaması ancak ve ancak kurulu bir oyunun gözler önüne serilmesidir. Suruç’ta ölen çocukların ailesi faili çokta uzakta aramasınlar!

Son bilgi; yaralı kurtulan gençlerden birisi şöyle diyor; “fark etmedim, aramızda hiç yabancı yoktu!”

Son tavsiye; yıllardır oynanan oyunların en büyüğüyle karşı karşıyayız. Birliğimize hiç olmadığımız kadar ihtiyacımız var. Zihninizi de, yüreğinizi de diri tutun. Unutuyorsanız not alın, devran dönecektir!

Son söz; Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak...

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40