• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Rize 23 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 18 °C
  • Trabzon 22 °C
  • Samsun 18 °C

KORKU ÇAĞINA DOĞRU ADIM ADIM

Osman KAYA


Siyasal düşünceler tarihinde ütopyalar vardır...Gelecek ile ilgili tasarımlar sunarlar.Ütopyalar gerçekleşmesi olanaksız olarak nitelenen tasarımlardır .. Ütopya, aslında olmayan, tasarlanmış olan ideal toplum şekli anlamı taşır. Köken olarak Yunanca "yok/olmayan" anlamındaki ou, "mükemmel olan" anlamındaki eu ve "yer/toprak/ülke" anlamındaki topos sözcüklerinden türemiştir. Kullanımı Thomas More'un 1516'da yazdığı De Optimo Reipublicae Statu deque Nova Insula Utopia veya kısaca Utopia isimli kitabıyla yaygınlaşmıştır.
ütopyaları, İstenen Ütopyalar ve Korku ütopyaları olmak üzere iki kategoride sınıflandırmak mümkündür.İstenen ütopyalar insanoğlunun özlediği, beklediği , arzuladığı toplumsal yapıları sunarlar.Bunlar arasında ,Platonun Ütopyasını,Farabinin Erdemli Toplumu nu, Thomas More un Ütopyasını, Campanella nın ütopyasını, Francis Bacon un Ütopyasını sıralayabiliriz.
Bunlar hakkında kısaca bilgi verelim:

1-Platonun ütopyası
Platon, "Devlet" adlı eserinde ideal devletin nasıl olacağını belirtmiştir. Bu devlette insanlar üç sınıfa bölünmüştür; Çalışanlar (çiftçiler, zanaatkârlar), bekçiler (askerler) ve yöneticiler(bilginler özellikle filozoflar). İşçi sınıfı çalışıp üretimde bulunarak devletin maddi ihtiyaçlarını karşılar. Bekçiler sınıfı toplum içinde güvenliği ve dışarıya karşı devletin varligini savunur. Yöneticiler sınıfı ise devleti yönetir.
Bu toplumda her sınıfın bir erdemi vardır. İşçi sınıfının erdemi kanaatkâr olmak, bekçi sınıfının erdemi cesaret, yöneticilerin erdemi ise bilgeliktir.

2- Farabinin Ütopyası
Farabi erdemli toplum ile ilgili medinetü-l fazıla kitabını yazmıştır. Bu kitapta erdemli bir toplumun özelliklerini yöneticilerin özelliklerini anlatmıştır. Adaleti sağlayacak kanunların olmasını istemiştir. Adaleti engelleyenlere ceza vermek toplumun erdemli olması için bir gerekliliktir çünkü topluma karşı yapılmıştır.
Erdemli bir toplumu erdemli yöneticilerin yönetmesini istemiştir. Erdemli şehrin reisi, sıradan herhangi bir insan olamaz. Çünkü erdemli bir toplum erdemli yönetici ile mümkündür. Yöneticiler filozof veya peygamberlerin özelliğini sağlamaları gerekmektedir.
Erdemli şehrin yöneticisinin amacı; kendisine ve halkına gerçek mutluluğu vermektir. Zenginlik ve zorbalıkla yönetmek, erdemli yöne
Erdemli toplumun yöneticisinde aranacak vasıflar
1) Sağlam bir beden.
2) Sözü anlama kudreti.
3) Güçlü bir hafıza.
4) En küçük kanıtı değerlendirecek bir zekâ.
5) Düşündüklerini açıklayabilecek kıvraklıkta bir dil.
6) Öğretmeyi ve öğrenmeyi sevmek.
7) Yemeye, içmeye ve kadınlara düşkün olmamak.
8) Doğruluğu ve doğruları sevmek, yalandan nefret etmek.
9) Altın ve gümüşün değil, yüceliğin peşinde koşmak.
10) Adaleti sevmek, zulümden nefret etmek.
11) Adalet isteyenlere karşı ılımlı, kötülere karşı sert bir mizaç.
12) Doğruları korkmadan cesaretle hayata geçirebilecek bir azim ve irade…
13) Ve en önemlisi de bilgelik.

3-Thomas More un Ütopyası
Roman tarzında yazdığı "Utopia" adlı eserinde ütopik bir devlet tasarımı ortaya koyar. Bu devlette özel mülkiyet yoktur ve yasaktır. Herkes devlet adına üretir. Para geçerli değildir. Üretilenlerden herkes ihtiyacı kadar alır. Bireyler günde altı saat çalışır, geri kalan zamanlarını sanat ve bilimle uğraşarak geçirirler. Yöneticiler, tıpkı Platon’un ideal devletinde olduğu gibi, çok sıkı bir eğitimle yetiştirilir.

4-Campanella nın Ütopyası
"Güneş Devleti" adlı eserinde ütopik bir devlet tasarımı yaparken, o da Platon’un etkisi altında kalır. Güneş kentte her şey ortaktır. Aile yoktur. Eşlerin seçimi yönetimce yapılır. Kent bir rahip tarafından adilce yönetilir. Herkes dört saat çalışır. Geri kalan zamanda sanat, eğlence, okuma, beden ve ruhları eğitme gibi zevk veren işlere ayrılır. Yöneticinin yetkisi mutlaktır. Adları "Güç", "Akıl", " Sevgi" anlamına gelen üç yardımcısı vardır.

5-Francis Bacon un ütopyası
"Yeni Atlantis" adlı eserinde ütopik devletini tanıtır. "Ben Salen" adlı adada sağlam bir ahlâk anlayışı egemendir. Özel bir örgüt, halkın bu yüksek bilgi ve kültürünü planlar ve yürütür. Buna göre "Yeni Atlantis" bir bilgi devleti olarak tasarlanmıştır.

Bunun yanısıra Korku Ütopyaları vardır ki bunlara Distopik Ütopyalar da denir.
distopik Ütopyaların başlıcaları şunlardır:
1- Aldous Leonard Huxley'in Distopyası
"Yeni Dünya" adlı eseri bir bilim-kurgu özelliği taşır. "Yeni Dünya" da teknoloji çok gelişmiştir. İnsanlar suni yoldan üremektedir. Evlilik yoktur. İnsanlar çalışır ve eğlenirler. Hastalanma ve yaşlanma yoktur. Geçmiş, tüm değerleriyle yok edildiği için, geçmişi düşünme ve özlem duyma yoktur. Bu distopya, doğal yaşamdan kopmayı dile getirme açısından geleceğe ilişkin bir korku distopyasıdır.
2- G. Orwell’in Distopyası
George Orwell, "1984" adlı eserinde despotizmin (zorbalık) egemen olduğu bir dünyayı tasvir eder. Bu ütopyaya göre, dünya eşit güce sahip üç bloka ayrılmıştır. Yönetenler tek egemen güçtür. İnsanlar yöneticilerin korkusu ile sinmiş, özgürlükler kaldırılmış, ahlâki ve insani duygular yok edilmiş, düşünme ve düşündüğünü söyleme yasaklanmış, yaşam tüm güzelliklerini yitirmiştir. Hiç kimse birbirine güvenememektedir. Çoğu kişiler casustur. En yakınlarını yönetime gammazlama bir ödev haline getirilmiştir. Bireylerin kişilikleri tamamen silinmiştir.
Orwell bu eserinde, gelecek üzerine korkularını dile getirmiştir. İnsanları, modern dünyayı etkileyebilecek sorunlar üzerinde düşünmeye yöneltmek istemiştir.

İçinde yaşadığımız dünyaya ve bu dünyanın gidişatına baktığımız zaman korku ütopyalarının öngörülen ve öngörülmeyen boyutlarıyla adım adım bizlere yaklaştığını görmekteyiz.
Alabildiğine mutsuzluk çağın alametlerinden biri. Ve insanlığın hiç bu kadar esir olmasına rağmen kendini özgür olduğu yanılsamasının içinde olduğu görülmemiştir.
Kapitalist teknoloji sunduğu oyuncaklarla bireyleri alabildiğine kandırmakta alabildiğine yanılgıların içine düşmektedir. Bütün iletişim kanalları bu çağdan daha iyi çağın olmayacağı vurgusu üzerinde beyin yıkamaktadır. Bu zaman diliminde MUHALİF DÜŞÜNCE tarihin hiç bir döneminde olmadığı kadar baskılanmaktadır. Bu da en etkin yöntemlerle yapılmaktadır: KAALE ALMAMAK.
Yani siz konuşabiliyorsunuz bazen ama konuşmalarınız hiç mi hiç dikkate alınmamakta hatta dalga geçilmektedir. İşte bu bana göre en etkin susturma, baskılama yöntemidir.
Doğru söz zamanımızda değeri olmayan bir sözdür. Bir sözün değerli olabilmesi için zamanımızda ki tek kaale alınır tarafı o sözün arkasındaki sermayedir. Sermaye varsa , insanlık tarihinde en olumsuz sayılan düşünceler bile pırlanta düşünceler olarak servis edilebilmekte , hatta kabul ettirilebilmektedir.Herkesin dinlendiği, bu gün söylenen sözün utanılmadan yarın değiştirildiği , insanların kişilere tarihin hiç bir döneminde olmadığı gibi bağlandığı, kutsala alabildiğine küfredilmesine rağmen kutsalın en çok sömürüldüğü bir zamanda yaşıyoruz.
Tarihin hiç bir döneminde insanoğlunun bu şekilde kontrol edildiği görülmüş değildir. En mahrem durumlarınızı gören, işiten ve çıkarına ters düştüğünüzde sizin başınızda kılıç gibi sallandıran bir şeytan-tanrıdır bu zaman diliminin egemen güçleri.
Tarihin hiç bir döneminde bu kadar merhametsizleşmemiş, sınıfsal uçurumların arası bu kadar açılmamıştı.
Tarihin hiç bir döneminde insanın insana kulluğu hiç bu kadar belirgin, sistematik ve derin nitelikli olmamıştı.

İnsanoğlu tarihin hiç bir döneminde bu kadar duyarsız olmamıştı.Hiç tanımadığı insanların sadece hasta olmasının haberini aldığında günlerce matem tutan bir nesilden, insanların kemiklerinin kırılmasını , tecavüzleri, cinayetleri zevkle seyreden, hatta dökülen kanı az bulan bir nesle evrimin sorumlusu bu zamandır.
Bu zaman kendini en mükemmel bir çağ olarak kabul ettirmekte ve artık tarihin sonunun geldiğine empoze etmektedir.Nitekim Francis Fukuyamanın - Tarihin sonu - makalesi 90 lı yılların en çok tartışılan düşüncesiydi.
Gidişatın kötü olduğu açık.Bu durumda ortada iki yol var:
-ya insanoğlu bu gidişata, kapitalizme devam edecek ve türsel olarak yok olacak
-ya da ahlaktan yana, sermaye ve çıkar karşıtı bir paradigma ile bir U dönüşü yapıp türünü kurtaracak.
Bakacağız ve göreceğiz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 474 76 40