18 Mayıs 2012 Cuma
Rize15 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kraliçe arının peşindeki Rizeli âşık
18 Ekim 2009 Pazar 08:39

Kraliçe arının peşindeki Rizeli âşık

Yarım asra yaklaşan ömrünün yarısını kraliçe arının peşinde, dere tepe düz giderek geçiren Ahmet Bağran Aksoy, bala âşık bir Rizeli...

Yeşim ÇOBANKENT
“Şu hayatta ne öğrendiysem arılardan öğrendim”
diyen Ahmet Bağran Aksoy bala âşık bir Rizeli. Yarım asra yaklaşan ömrünün yarısını kraliçe arının peşinde, dere tepe düz giderek geçirdi. Bal aşkına, yılın üç ayı Kaçkarlar’ın zirvesinde yaşıyor. Geri kalan zamanda ise Rize, Erzurum-Erzincan, Sivas ve Bodrum-Mersin hattındaki kovanları kovalıyor.

Topladığı bal ve polenlerin hastalıklara iyi geldiğini, bazılarının hücre yenilediğini söylüyor. Hücre yenileyici balının en önemli müşterisi Ajda Pekkan’mış. İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Katar Emiri’ni müşterileri arasında sayıyor. Promosyon konusunda da yaratıcı; hatırlı müşterilerini uçurmak için pilotluk brövesi alacak kadar...

Malum hikâye; elinde çekiçle gezen adam herkesi çivi gibi görürmüş. Hayatını bala ve arılara adayan Ahmet Bağran Aksoy da dünyayı petek petek görüyor, “Keşke insanlarda da arıların güzel huyları olsa” diyor. Çok sevdiği arılar tarafından durmadan sokulduğu için sürekli yüzü gözü şiş. Peki bu durumu zerrece önemsiyor mu? Hayır: “Arının her şeyi faydalıdır. Zehri bile şifadır.”

Mesleğe şarkütericilikle başlamış. Ancak kehribar rengi bal; peynirlerin, zeytinlerin, sucukların ve pastırmaların arasından sıyrılarak Aksoy’un kalbinin ortasına taht kurmuş. “Çocukluğumdan beri bala çok düşkünüm. Balda beni etkileyen çok şey var. Kaliteli balın tadının güzelliğini bir yana bırakın, ilaç gibidir. Mucizevi bir ürün. İnsan vücuduna verdiği sıhhat inanılmaz” diyor. Arıcılıkla ilgili kurslar almanın yanı sıra kendi kendini yetiştirmiş Aksoy: “Her şehirde arıcılar birliğinin düzenlediği kurslar vardır, bu işe hevesli olan herkes katılabilir.”

FİLOZOF ARİSTO DA BALCIYDI
Türkiye’nin zengin bitki ve çiçek örtüsünde dünyanın en güzel ballarının üretilebileceğini söylüyor Aksoy. Üretilememesini de arıcılığın eğitimsiz insanların eline kalmasına bağlıyor: “Oysa başta Aristo olmak üzere büyük filozofların hepsi kendi ballarını üretmiş. Kovandaki hiyerarşik sistemden ve işbölümünden çok etkilenmiş. Zaten etkilenmemek mümkün değil ki.”

Dışarıda bol çiçek varsa ve iyi bir nektar oluşuyorsa kovanın nüfusu artıyor. Çiçeklerin kalitesi iklime göre değişiyor. Rakımı yüksek yerlerde üretilen ballar da daha değerli sayılıyor.

Madem arı kovanına elimizi daldırdık, dahasını Aksoy’dan dinleyelim: “Kraliçe ya da ana arı kovanın nüfusunu artıran liderdir. Kolay mı 60-70 bin arılık bir kovana kraliçe olmak? Tek bir kovandaki arı nüfusu bazen 110 bini buluyor. İkinci bir kraliçe çıkarsa hemen kovandan dışarı atarlar onu. Kovanda işe yaramadan, öküz öküz dolaşan ve bal yiyen arılar da kapı dışarı edilir. Kraliçe arı yumurtlayarak işçi arıların sayısını artırır. Üç yaşına kadar daha verimli yumurtlar. Kesinlikle bal yapmaz, diğer arıları çalıştırır. Onların yutak bezlerinden salgılanan arı sütüyle beslenir. “

RİZE BALINDA KESTANE SİVAS’TAKİNDE KEKİK
Bal üretimine başlamak için uygun yerler tespit edildikten sonra, kovanlar yerleştiriliyor. Sonra bu kovanlar oradan oraya taşınıyor: “Rize’nin arka taraflarında İspir ile Pazar arasında kalan Kaçkarlar’ın da bulunduğu bölgeden başlıyoruz. Rize-Erzurum arasında pek bilinmeyen çok güzel yaylalar var. Buraya da kovanlar kuruyoruz. Rize, Erzurum-Erzincan, Sivas ve Bodrum-Mersin hattında 7 arıcım ve 2 bin 500 civarında kovanım var” diye çiziyor bal haritasını Aksoy: “Rize balında ormangülü (kumar), kestane ve çıfın adlı çiçek bulunur. Sivas’ta kekik, gelincik ve yayla çiçekleri; Bodrum’da çam ormanları, Mersin’de narenciye, Erzincan’daysa dikenli keven bitkisi, ballıbaba ve envai çeşit papatyalar ön plana çıkar.”

Bal sağımı 5’inci ayda başlıyor, 10’uncu aya kadar sürüyor. Karadeniz çabuk soğuduğu için en erken oradaki ballar toplanıyor. “Rize hem memleketim, hem de çok iyi bir floraya sahip. Benim için özel bir önemi var” diyen Aksoy, havalar soğuyunca buradaki kovanların bir kısmını ağaçlara sabitliyor. Bir kısmını da aşağılara, ılıman bölgelere taşıyor. Çünkü, “İlkbaharın erken geldiği ve çiçeklerin erken açtığı yerlerde arılar daha iyi besleniyor.”

Aksoy kendisi için üretim yapan arıcılara ani baskınlar da yapıyor. Kovanlara iyi bakılıyor mu, sağım yapılan kazanlar temiz mi, bala şeker katıyorlar mı diye kontrol ediyor.

UÇAKLA GEZMEK İSTEMEYENE MUSA EROĞLU TARZI BAĞLAMA
Ahmet Bağran Aksoy uçmaya çok meraklı. Sivil havacılık eğitimi almış, akrobatik uçuşlar bile yapıyor. İlk uçuşunu eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Safter Necioğlu ile yaptığını söylüyor. Dükkânlarından 2 bin liralık alışveriş yapan herkese bonusu var: İstanbul üzerinde bir saatlik tur. Kiraladığı altı kişilik Cessna 172 tarzı uçakla şimdiye kadar yaklaşık 25 kişiyi uçurmuş. Uçak istemeyenlere de 10 saatlik dersler hediye ediyor.

Mönü zengin: Karate, Flamenko stili gitar, Shotokan (bir tür savunma sporu) ve Musa Eroğlu tarzı bağlama dersi. Bunları bizzat kendisi öğretiyor balseverlere. Balını sevenler arasındaysa Ajda Pekkan, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Bülent Ersoy, Seda Sayan, Ediz Hun, Necati Şaşmaz ve Kurtlar Vadisi ekibi gibi isimler sayıyor. Ortadoğu’ya ihracat yapıyor, Katar Emiri de müşterileri arasında.

Okuyucu Yorumları
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Toplam 4 yorum.
  • tuğbaa18 Aralık 2009 Cuma 12:41arılar he vayyyy

    arılarrr bende severım ama sokmasa daha iiii yaa:)

  • Fahri TAŞKIN26 Ekim 2009 Pazartesi 00:38KUTLARIM

    Değerli kardeşim seni en içten duygularla kutlarım hakikaten bu mucize nimeti insanlara ulaştırmak bir ibadet olsa gerek.Ancak B A L ve Arı bu ilşkiyi insanımız hala anlamış değil 10 Tl lık 15 Tl lık ballara bal diye alıyorlar ve tüketiyorlar ne olur gerçekten balı anlatalım bence hayat iksiri ama hakiki bal ne balı olursa olsun doğadan olsun teşekkürler

  • bacanaklar18 Ekim 2009 Pazar 17:34tanişmak ısterız

    bende kendımı yanlız sanırdım demekkı benım gıbı arıya tıryakı olanlar varmış çok sevındım demekkı ben tek deyılım bu mubarek bır tutku bır aşk bır sevgı adına ne dersenız deyın ama ınanın ısmı konmamış bır hastalıktır tedavısı ıse sadece kendınde saklı bır sırdır ahmet beyle tanışmak ısterım bende gezgın arıcılık yapmaktayım erzurumda kendıme aıt arıcılık ıçın arazım evım aslen rızelıyım kışın rızede yazın erzurumda dururum rızede komar kestane balı erzurumda doğal çiçek balı uretmekteyım sızınle tanışmak ısterım adresınızı nerden alabılırım teşekkürler

  • arıcı taşkın özşahin18 Ekim 2009 Pazar 14:14HELAL OLSUN

    bu kardeşimize arıyı sevdirmek adına
    yaptığı çalışmalardan dolayı ben kendi adıma sağol varol diyorum
    arıcılığın değeri gittikçe anlaşılmaya başlandı ve geç kalındı bile
    kendisine başarılar dilerim

  • MANŞETTEN DÜŞMEYENLER

    ANALİZ
    ÜYE İŞLEMLERİ