• BIST 108.594
  • Altın 144,399
  • Dolar 3,4942
  • Euro 4,1102
  • Rize 21 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 17 °C
  • Trabzon 26 °C
  • Samsun 20 °C

Küçük avuçlardaki büyük dünyalar

Bilge FIRAT
Bugün benim öldüğüm gündür… Tıpkı dün gibi! Yarında ölecek miyim böyle, aynı sızı içimi yeniden yakacak mı kor gibi?
Birkaç gün önce, küçük bir çocuk ilişti gözüme, elleri boyalı yüzü gözü toz içinde. Sonra birden aynı yaşlarda iki küçük daha belirdi yanında.
Birisi ayağını kaldırıp koydu boya sandığının üzerine, gıcır gıcırdı ayakkabıları. Belli alalı daha bir iki gün olmuş, üzerindeki giysiler de pek yeniydi… ‘Hadi boya’ dedi boyacı çocuğa, biraz şımarık bir edayla… İşte o an ölseydim dedim, birden bir çığlık koptu geldi dudaklarıma, bağıramadım, çığlığımı susturdum dudaklarımda. Yüreğim acıdı ardından…
Hani insan yaşı ilerledikçe alışıyor bu tür zor durumlara, “çalışmam gerek, ne yapalım bu dünyada bunu yaşamam gerekmiş” diyebiliyor. Pek de imrenmiyor hani sağdan soldan geçene, işini yapıyor gününü öylece bitiriyor. Yarın yine aynı şekilde olacağını bilse de, gününü bitirip, alın terini eliyle silip, ekmeğini avuçlayıp gidiyor evine…
Peki, ya küçük ellerinde kocaman dünyalar taşıyan çocuklarımız, onların yüreği de tıpkı babaları gibi mi? Sağdan soldan geçene imrenmiyorlar diyebilir miyiz onlar için?
Bugün benim öldüğüm gündür… Tıpkı dün dediğim gibi, bugün de yeniden ‘ölseydim’ dedim!
Basit bir olay değil aslında tanık olduğum. Birisi boyalı elleriyle, kendi yaşıtı bir çocuğun gıcır gıcır ayakkabılarını boyarken neler geçiriyordu kim bilir içinden? Peki ya öteki, hani biraz şımarık bir edayla, sanki koca bir adammış gibi, ayakkabısını boyacı çocuğun önüne ‘bak amma da yeni’ der gibi uzatan ufaklık neler geçiriyordu içinden. Saniyelik bir olaydı gördüğüm, fakat bendeki etkisi günler geçmesine rağmen hala daha aynı… Hala daha acıyor yüreğim, ‘aklımdan çıkmıyor’ deriz ya hani, işte benim yaşadığım da tıpkı onun gibi.
Çıkmıyor aklımdan o görüntü, boyacı çocuk boynunu o kadar bükmüştü ki yere, ayakkabısını boyadığı çocuğun yüzüne bakmıyordu, kim bilir belki de bakamıyordu! Neler geçiriyordu kim bilir aklından. O an benim onun için düşündüklerimi bilseydi, eminim başını kaldırabildiği kadar yukarı kaldırır, mahcup bir şekilde yere diktiği gözleri cesaretten, gururdan parıldardı.
Kolay değil bu zamanda… Yaşıtları her istediklerini anne ve babalarına aldırmanın bin bir türlü yolunu ararken, onlar “evde ne eksiktir” diye düşünüp, alın terleriyle ıslatıyorlar kaldırımları.
Yarın ne giysem de arkadaşlarımın gözdesi olsam diye düşünen çocuklarımızın yanında, avuçlarında dünyayı taşıyan küçük yüreklerimiz de var. Daha bu yaşlarında omuzları çökmüş, geçim derdine düşmüş küçük Hüseyinler, Mehmetler var aramızda!
Anne ve babalarımızdan ricamdır. Çocuklarınızı rahat içerisinde büyütmek elbette ki hakkınızdır. Fakat arada diğer evlatlarımızı da düşünün…. Bu vatan evladı hepimizin evladı sayılmaz mı? Paylaşmayı bizler bilmeliyiz ki çocuklarımız da durumu idrak edebilsinler değil mi?
Okullarımızda, sokaklarımızda küçük çocuklar yaşıtı arkadaşlarını ayakkabısı deliktir diye alaya alıyorsa, bu çocukların değil, onları yetiştiren bizlerin kabahatidir.
Sözüm ona, delikli ayakkabısı tartışılan Dink çok konuşuldu bir zamanlar, toprağı bol olsun…
Bir iki hafta konuşulan bu delikli ayakkabılar, basında yankı yapan görüntüler, hiç kimsenin aklına getirmedi ayakkabısız gezen küçük evlatlarımızı. Yaz kış ayağında “kara lastikle” okula giden Ali’ler gelmedi hiç birimizin hatırına o zamanlar.
Geç kalmış sayılmayız…
Unutmayın her adımda karşımıza, küçük avuçlarında kocaman dünyaları taşıyan çocuklar çıkmakta….
Sizde onların dünyasında yerinizi alın!
  • Yorumlar 14
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40