• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Rize 25 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 22 °C
  • Trabzon 24 °C
  • Samsun 19 °C

KUŞKULARIMIZ 'SÜKUNET VAKTİ'NDEN HAYKIRIRKEN

Osman KAYA

 

Yazmak insan oğlununun en asil etkinliklerinden biridir... Bir düşünür, '' yazmak , ölümden bir şeyler kurtarmaktır derken ne kadar da haklıdır... Yazan insanlarımızdır uygarlık savaşında bayrağı taşıyanlarımız... Hele yazan kalemi tutan elin sahibi, yazısını hakkın haykırışı çabasının aracı yapmışsa eğer değmeyin gitsin tadına...

Yazmak bir tutkudur... Ta gençlik döneminde girer insanın kanına ve yaşam boyu sürer...yazmak bir haykırıştır... Yazmak düşüncenin kirasını vermektir... Bilginin bedelini ödemektir...Yazmak harf harf karanlığı aydınlığa dönüştürme eylemidir...Yazmak bir devrimdir, zulme, karanlığa ,yozluğa tekme tekme inen...

Ben gençliğimden beri yazarım ve gençken yazanlar, gençliğinde yazanlar, genç yazarlar her zaman için gıpta ile baktığım kişiler olmuştur... Onlar bir ömür boyu düşünce işçisi olmaya karar vermiş güzide insanlardır...

İşte bunlardan biri Pazar Sağlık Meslek Lisesi Öğrencisi Feyza ATAR kızımız...

Bu kızımızı oyuncu olarak görev aldığımız, Sarıkamış Oratoryosundan tanıdım...Son derece mütevazi ve yaşının tam on yaş üstünde olgunluğa, bilgi birikimine sahip bir kişilik örneği....

İlçemizde düzenlenen Sarıkamış ile ilgili Kompozisyon yarışmasına son derece güzel bir yazıyla katılmış... Bu yazıyı benimde içinde bulunduğum bir kısım yazı erbabı eğitimciyle paylaşmıştı kızımız... son derece güzel bulduğumuz bu yazının İlçemizde dereceye giremediğini görmemiz bizi üzdü....

Ve özellikle bazı soru işaretleri belirdi kafamızda.... Bir paranoya yok... komplocu değiliz ve öküzün altında da buzağı aramıyoruz... ama biliyoruz ki her kuşkulanan öküzün altında buzağı arıyor değil...Bu ülkede, bilerek veya bilmeden yapılan pek çok yanlışlıklara her gün tanık oluyoruz... Bu çerçevede bu kızımızın bu yazısını değerlendirenlerin gözünden kaçan bir şey varsa bunun telafi edilmesi gerekir. Bizde bu bağlamda sadece hatırlatma yapıyoruz... Bu yazı yeniden değerlendirilsin ve eğer gözden kaçan bir husus varsa telafi edilsin ve eğer derece bu kızımızın hakkı ise verilsin diyoruz... Bir yurttaş olarak, bir eğitimci olarak, kızımızı tanıyan biri olarak bunu söylemek hakkımız.. Kimseyi rencide etmek ve töhmet altında bırakmak istemiyoruz....Sadece bir hak kaybolmuşsa onu sahibine iade etmek ahlaki bir zorunluluktur....Güzel bir kalem ustası olmaya aday olan bu kızımızın yaşam koşusuna küskün başlamaması için hiç bir şüpheye mahal verilmemesi gerekir... Bende o zamanları geçirmiş biri olarak, haksızlığa kurban gitmenin ya da kurban gittiği kuşkusunun insanın ruhiyatında ne derin izler bıraktığını çok iyi biliyorum... Tüm kaygım budur... Bu çerçecvede kızımızın yazısına , noktası vevirgülüne dokunmadan siz okurlarımla paylaşıyorum....ve siz okurlarımın da duyarlılığını bekliyorum....

ŞİMDİ SÜKÛNET VAKTİ

Bana bugün Sarıkamış dendi! Sarıkamış … Sarıkamış ne ki? Size Sarıkamış’ı anlatayım. Ya da ben size önce Türk’ü anlatayım. Yemen’in kavurucu sıcağından , Sarıkamış’ın dondurucu soğuğuna yazlık kıyafetle , çarıksız koşan , daha savaşın ne olduğunu bilmeyen, körpe fidanların hikâyesi. Onlar Türk, onlar vatan uğruna her şeyi göze almış kahramanlar! Türk milleti, kahraman bir millet. Kahraman bir milletin çocuklarıyız hepimiz. Kahraman olmak sadece her savaşta zafer kazanmak değil , kahraman olmak zaferin yanında acıyı da göğüsleyebilmek.

Acı, soğuk acı, dondurucu acı ve yürek yakan dondurucu soğuk. Doksan bin can alan, doksan bin kere tüylerimizi ürperten bu acı bizim en kocaman kahramanlık hikâyelerimizden sadece bir tanesi. Yediden yetmişe herkesin seferber olduğu bir destanın tarihçesi. Son nefesini alamayan ve o nefeste son sözlerini söyleyen Merzifonlu Mehmet gibi : ‘’Anam , sen bana hep çiçeğim derdin. Bak şimdi karın altında , karda açan tek çiçek benim, tıpkı kardelen gibi. Sahi anam , sen o yüzden mi bana çiçeğim derdin? Anam, canım anam. Ben şimdi göçüyorum bu diyardan. Aman ağlama anam, tek bir damla gözyaşı dökme! Sadece ‘’Vatan sağ olsun’’ de. Hakkını helal et, emi anam.’’ Deyip , belki diyemeyip, donarak ölen nice şehitlerimiz. Karın çiçekleri , kardelenlerimizin destanı.

Sarıkamış’ta dağ taş donmuş , kardelenlerden tek bir ses yok. Onlara cevap veren bir tek Allahuekber Dağları. O da , soğuğa soğuk katarak veriyordu cevabını. Mehmetçik kızıyordu dağa. Nur istiyordu , o kar gönderiyordu. Mehmetçik açtı. Menüsünde yağsız buğday taneleri içinde ılık su vardı, hoşafımsı. Belki bir parça kuru ekmek. Fakat hiçbir önemi yoktu. Yine de söz konusu olan ‘’Vatan’’dı! Nefesini kesen soğuğa son nefesine kadar dayanacaktı.

Bugünlerde Sarıkamış cennet kokar , körpecik bedenler kara ekili , el ayak buz tutmuş , yüzler mosmor , ağıtlar bitmez anaların dilinde , göz yaşı dinmez , tek silah dua!

Anlam veremediğimiz bu macera arayışı neden diyoruz. Tabi ki hiçbir savaşa kaybedilmek için çıkılmaz. Dedim ya kahraman olmak her savaşı kazanmak değil , her acıya göğüs gerebilmektir. Zira Sarıkamış dendiğinde donuyorsa ellerin , yanıyorsa kalbin , kazandık demektir. Şimdi susma vakti , hissetme vakti. Şimdi şehit makamına erişen kardelenlerimizi gözü yaşlı anma vakti.

Şimdi sükûnet vakti…

Feyza ATAR

Rize Pazar Anadolu Sağlık Meslek Lisesi

Yazıma , sevgili öğrencim İrem AKSAKAL ın Feyza ATAR ın yazısına yönelik yorumu ile son veriyorum....

' Sarıkamış'ta acıyı, soğuğu vatanı uğruna göğüslemiş kahramanlarımızın hikayesini doksan bin kere tüylerimi ürpertecek' şekilde kaleme almış Feyze ATAR. Yazıyı nefesimi tutup çıt çıkarmadan okudum ve yazının her bir harfinde gördüm 'şehitlik makamına erişen kardelenlerimizi.' Böylesine hassas gönlü için Feyza ATAR'ı tebrik ediyor, 'yüreğine sağlık' diyorum.

  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40