• BIST 102.270
  • Altın 149,533
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • Rize 19 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 13 °C
  • Trabzon 21 °C
  • Samsun 20 °C

LAİK OLMAK İNSAN OLMAKTIR-1

Osman KAYA

 

BAŞLANGIÇ:

Evren 13 milyar 800 milyon yıldır var.. Yerküre ise yaklaşık 4 milyar 700 milyon yıl...Ve 70 milyon yıldır insan soyunun temeli olan primatlar yeryüzünde.. Primatların ileri düzeyi ise yaklaşık 20 milyon yıldır.. İnsan soyu ise yaklaşık, 2.5 - 3 milyon yıldır yeryüzünde. Bu sürecin son 300 bin yılında ateşi kontrol altına aldı. son 50 bin yılda günümüzde anladığımız anlamda bilinçli -ki bu insana homo sapiens denir-İnsan soyu son 12 bin yıldır yerleşik hayata geçti. Bu sürecin çok büyük bir kısmı ise kölelik ve feodalite ile geçti.

Kölelik ve feodalite sürecinde insan insanı alabildiğine sömürdü.. Yok etti, katletti.Bu süreçte en önemli unsur mülkiyetti. Mülk Tanrınındı ya mülke sahip olanlar da yeryüzünün tanrılarıydı.. Bu tiran- tanrıların hemen yanıbaşlarında din adamları varolmuştur. Kralların yanıbaşında din adamları. İmparatorların yanıbaşında din adamları.Feodal beylerin yanında din adamları. Şahların yanıbaşında din adamları..Padişahların yanında din adamları...Sultanların yanında din adamları..

Nerede sömürü varsa her zaman bunları görmek mümkün olmuştur.İnsansoyu Günümüzdee yaklaşık 500 yıl önceden başlayan süreçle beraber dinin baskısından kurtulmuş kısmi bir özgürlük kazanmıştır. Ama özellikle 19. yy dan itibaren de sermaye baskısıyala karşılaşmıştır ezilenler.Ezilenler haklarını ararken ezen sınıflar din adamlarını hep yandaş olarak yanlarına almışlardır. Din adamları ezilenlere şu şekilde hitap etmişlerdir:

'' ey kardeş, Tanrı sana göklerde cennet vaad etmişken yeryüzünde cennet aramak niye? sana ekmek verene baş kaldırıp Tanrıyı kırmak niye? bu dünyada çektiğin acılara sus ki Tanrı seni çektiğin acılardan dolayı mükafatlandırsın.''

Nerede zulüm varsa orada hep din adamı vardır. Sadece din adamı değil, nerede zulüm varsa orada mülkiyet vardır.Menfaat vardır.

İşte insan soyunun din adamının tasallutundan, baskısından kurtulmasının adıdır laiklik. Çünkü laiklik zulmün kutsallaştırılmasına başkaldırmak, bu oyuna gelmemektir.Bir zulüm her halükarda kötüdür ama zulümler arasında en işin içinden çıkılmazı dinsel kılıfla pazarlanan zulümdür. Çünkü din adına yapılan zülümde mazlum kördür. Uyutulmuş ve uyuşturulmuştur. Bu nedenle zulme karşı mücadele etmenin koşullarından biridir laiklik. Fransız devriminin laiklik talebi tesadüf değildir.Laiklik zulme karşı olmanın akılsal altyapısını hazırlar.Özgürleştirir..

Laiklik hurafeye karşı olmanın da kodudur. Din,politik söylemin aracı haline getirilirse vay o dinin ve vay o politikanın haline...

Din insanların hayatına ölçüsüz ve akıl dışı çerçevede müdahelede bulunduğunda o hayatın insanca yaşanması mümkün değildir.Çünkü en başta akıldır gürültüye giden ve aklın gürültüye gitmesi halinde de insanlık ebediyyen ortadan kalkmıştır demektir.Akıl gürültüye gidince bilimde gürültüye gider...

Ve yine akıl gidince özgürlükte ortadan kalkar. Dikkat edin tüm laiklik düşmanları aynı zamanda aklın , bilimin, sanatın hatta ve hatta ahlakın da düşmanıdırlar.Elbette ki laiklik düşmanlarının savundukları bir ahlak vardır. Ama bu özgür ahlak değil bağımlı ve otomot ahlaktır. Oysa otomot varlıklarda ahlak olmaz.. Onlar programla hareket ederler. Eğer insanda ahlaktan bahsedeceksek seçimden bahsedebilmemiz gerekir ki seçim de ancak özgürlükle kendini gösterecektir. özgür olmak demek ise insan olmanın ta kendisi değil midir?( devam edecek)

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40