• BIST 105.042
  • Altın 163,210
  • Dolar 3,9375
  • Euro 4,6731
  • Rize 9 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 7 °C
  • Trabzon 11 °C
  • Samsun 9 °C

LAİK OLMAK İNSAN OLMAKTIR-3

Osman KAYA

 

TEKTANRILI DİNLERİN DOĞUŞU VE DİN -BİREY- DEVLET İLİŞKİSİ

Tektanrılı dinler - ki bunlara İbrahimi dinler, semavi dinler, hak dinler de denir-bilindiği kadarıyla m.ö 2000 lerde İbrahim Peygamber le birlikte tarih sahnesine çıktı. Bundan öncesine ait olarak tarihe yansıyan somut bir veri yoktur.

Tek Tanrı inancıyla beraber insan soyu somut ve antropomorfik özellikli, yani insanbiçimci tanrı anlayışından soyut tanrı inancına terfi etmiştir.

Soyut tanrı inancının zirve özelliklerini taşıyan din ise İslam Dinidir.İhlas Suresi bunu belirgin olarak gösterir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

1. De ki: O, Allah birdir.

2. Allah sameddir.

3. O, doğurmamış ve doğmamıştır.

4. Onun hiçbir dengi yoktur.

Tektanrılı dinler kendi dönemlerinde alabildiğine devrimcidir. İsyankardır, atalar dinine başkaldırı içerir. Zulme karşıdır. Mazlum, zalim çatışmasında mazlumdan yanadırlar.Ancak bu erki ele geçirmeden önceki aşamadır. Dinler tektanrılı da olsa olmasa da erki, gücü ellerine geçirdikten sonra çok büyük çoğunlukla güçlünün yanında yer almışlardır.İbrahimPeygamber döneminde , İbrahim peygamberin Nemruda karşı acımasız mücadele sergilemesine rağmen hemen ondan sonrasında Milleti İbrahim , hemen Nemruta döndü ve onun zulümlerini aratmayacak zulümler yapmaya başladı.

Peygamber Musa firavunun zulmüne başkaldırdı,ne mücadeleler verdi, kendi milletini düzlüğe çıkardı, ama Milleti Musa bu gün şeriatı Musa ile yönetilen bir İsraili kurdu ama bu gün dünya emperyalizminin en büyük tetikçisi durumuna geldi.

Peygamber İsa Kendini feda etti ama şeriatı iseviye ile hareket edenler hala daha haçlı seferleri düzenleyerek oluk oluk kan dökmeye devam ediyor.

İslam ise dinin siyasete alet edilmesiyle kendi kulvarından alabildiğine çıktı,hilenin hurdanın, menfaatin, hurafenin malzemesi haline geldi- getirildi.

Bakın din siyasetiyle yönetilen ülkelere , her türlü ahlaksızlığın, her türlü baskının ve her türlü eşitsizliğin kendini gösterdiğini görmekteyiz...

Bu ülkelerde:

* sendikal haklar yoktur ve her türlü muhalefet acımasızca bastırılmaktadır. * İnanç özgürlüğü yoktur. Her ne kadar herkes inancını yaşayabilir palavrası gırla gidiyor ise de bunun asla ve kata pratiği yoktur, yasal yada mahalli baskı alabildiğine belirgin nitelikte kendini göstermektedir. *Kılık kıyafette asla özgürlük yoktur.

* Bilimsel ve felsefi çalışmalara asla özgür çerçevede izin yoktur. Mesela din siyaseti ile yönetilen ülkelerde asla laik düşüncelere izin verilmez.. Elden geldiğince baskı ile yıldırılmaya ve yok edilmeye çalışılır.

*Din siyaseti ile hareket eden ülkelerde hak bilinci olmaz.. Tam aksine kuvvet bilinci vardır. Buralarda kuvvetli olanın yaptırım gücü laik ülkelerdekinden çok daha fazladır.

* Din siyasetiyle hareket edilen ülkeler barış için zeminlerini kaybetmişlerdir. Çünkü bir şeye kutsal kılıfı büründürdüğünüzde , o kutsala inananı kör ve sağır edersiniz.. Kör ve sağır olan, ölçemez ve tartamaz. Kritik edemez.

*Din siyasetiyle yönetilen ülkelerde devrimler çok nadirdir.

* Din siyasetiyle yönetilen ülkelerde sınıflar arası uçurum alabildiğine fazladır.

* Din siyasetiyle yönetilen ülkelerde böyle gelmiş böyle giderci zihniyet alabildiğine fazladır.

* Din siyasetiyle yönetilen ülkelerde emperyalizmle işbirliği , diğerlerinden çok daha fazla ve çok daha işin içinden çıkılmaz niteliktedir.

*Din siyasetiyle yönetilen ülkelerde yönetene itiraz etmek Allaha itiraz etmek kabilinden bir yanlış olarak görülür.

* Din siyasetiyle yönetilen ülkelerde sağlıklı ve özgür düşünme olamaz.

*Din siyasetiyle yönetilen ülkelerde pozitif ve bilimsel bir hukuk anlayışı sözkonusu değildir.

* Din siyasetiyle yönetilen ülkeler zorunlu olarak emperyalisttir.

*Din siyasetiyle yönetilen ülkelerde '' rızık Allahtandır '' çerçevesinde bakıldığından dolayı ne işçinin ne de işsizin hakkı hukuku olamaz.

* Din siyasetiyle yönetilen ülkelerde '' inanmama'' diye bir hak olamaz...

*Din siyasetiyle yönetilen ülkelerde çevre bilinci diye bir şey olamaz. Çünkü zaten peygamberden sonra kıyamete gidildiği için dünyanın- çevrenin- toplumun kötüye gitmesi normaldir, beklenen şeydir.

* Din siyasetiyle yönetilen ülkelerin halkları sosyal şizofreni başta olmak üzere pek çok toplumsal ve bireysel hastalıklara yakalanmaya laik ülkelerin toplumlarından daha çok yatkındırlar.

Dikkat edelim diğer dinlerden bahsetmiyorum, İslam dininden bahsediyorum. Yani İslam dini çerçevesinde bile olsa din siyasetiyle yönetilen ülkelerde bu saydıklarımız ve daha pek çok olumsuzluk kayıtsız şartsız vardır. Dinleri zivaneden çıkaran, dinleri insanlık düşmanı yapan dinlerin- özellikle de tek tanrılı dinlerin- kendisinden çok siyasete alet edilmesidir.

Çünkü siyasetle, yani devletin işleyişiyle kendini gösteren din insanların sağlıklı düşünme, sorgulama , özgür perspektiften anlama haklarını elinden alır. Din devleti en büyük ve en işin içinden çıkılmaz diktatörlüktür.

Din devleti sadece bireyin, özgürlüğün, ahlakın, bilimin ve aklın inkarı değil, aynı zamanda hangi dinin devletiyse o devletin de inkarıdır.

Mesela bakalım... Yahudilikte temel unsur adalettir. Hristiyanlıkta temel unsur sevgidir. İslamda temel unsur ise barıştır.. Bu ülküler ne zaman gerçekleşir, buu dinlerin din siyaseti üzerine yönetilen devletlerinde mi yoksa laik devletlerde mi? nerede din devleti varsa orada o dinin temel ilkesinin ihlalini görmekteyiz.

Batı da Hristiyanlığın sevgi ilkesinin ayaklar altına alındığını görmekteyiz. Bush mu, evangelist Bush mu, Papa mı, vatikan mı sevgiyi temsil edecek? heyhaaat.. Nerede gösterecekler bu sevgiyi? Tora bora dağlarında , bombaladıkları bebeklerin kemikleri üzerine mi inşa edecekler sevgi anıtlarını? yoksa oral seks yaparak tecavüz ettikleri fellucedeki kadınların çıplak cesetleri üzerinde mi?

ya Musevilik? İsrail? nasıl sağlamayı düşünüyor adaleti? katledilmiş filistinli bebeklerin donuk gözbebeklerine bakarak mı?

Misket bombaları ile mi? ördüğü utanç duvarları ile mi?

Ya din siyasetli İslam devletleri?barışı, idam vinçleriyle, inanılmaz polis jopları ile, yargısız infazlarla, dört yol ortasında taşlamalarla, boğaz kesmelerle , kadınları hayvan yerine koymakla mı sağlayacaklar?

Din devleti ,dinlerin cinnet halidir.

Din devleti dinlerin de inkarı , din baronlarının keyfi uygulamalarının Allah adına dayatılmasıdır.

Kısaca din devleti Tanrıyı kıyamete zorlamanın yollarından biridir.

ve laiklik siyasallaşmış dinin cehenneme çevirdiği dünyadan tek mümkün çıkış yoludur.Ve bütün islam alemi bu hususta Mustafa kemal Atatürke minnet borçludur.

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40