1. YAZARLAR

  2. D. Ali TAŞÇI

  3. MASKELİ BALODA MIYIZ ACABA?
D. Ali TAŞÇI

D. Ali TAŞÇI

Yazarın Tüm Yazıları >

MASKELİ BALODA MIYIZ ACABA?

A+A-

 

            Bir insanın hareket ve davranışlarını değer hükümleri değil de, çevresindeki kişi/ler, oluşumlar ve eşyalar idare ederse, o insanın akıl melekesi tehlikededir; hayatının dizginlerini başkalarına vermiştir ve özgürce davranma şansı kalmamıştır.

            Yüzlerini dış dünyanın güçlüklerine çevirip sırt sırta verdikçe geçinebildiklerini zanneden eşler, hayata karşı başarı kazanıp yüzlerini birbirlerine çevirdiklerinde, ayrı dillerden konuştuklarının farkına varırlar! Aslında bunlar birbirlerine yabancıdırlar; çünkü bunları birleştiren güç sevgi değil, dış dünyanın etkileridir. Sevgi, ruhu kanatlandırandır; şehvet ise nefsin belalı çocuğudur.

            Hayalleri ve zaaflarıyla evlilik yapanlar, evlilik gerçeği ile karşılaştıklarında, hayaller ve zaaflar duvara toslar, gerçek, yüzünü gösterir. Bu durumda sevginin yerini nefret alır ve hayat çekilmez olur. Zaaf tatmin oldukça başka obje/nesne/kişi arar. Hayal, gerçekle yüzleşince bıkkınlık baş gösterir. Şehvet zaafıyla yapılan evlilikler bu nedenle uzun sürmez; çünkü şehvetin tek özelliği tatmin olmamaktır; arayışı sürekli ve değişkendir. (Maskeli bir baloda, bir kadına şehvetle yaklaşan bir erkek; maskesini indirdiği kadının kendi eşi olduğunu görünce, duygularının ne denli dibe vuracağı deneyle sabittir.)

            İnsanlar çoğu zaman, güçlükler karşısında sırt sırta verip anlaşırlar da başarılarını paylaşmakta kavgaya tutuşurlar. Kıskançlık ve haset, başarının gayr-ı meşru çocuğu gibi karşımıza çıkar.

            İnsan, insanlığının çoğunu idealleri ve hayalleri uğruna feda edebilir. Toplum önünde, kişiliğini bir kenara koyarak hayal sahnesinde tiyatro oynayabilir. Ne var ki, oyun bitince eski haline döner. İnsanın asıl kimliği, kendi yalnızlığı içinde saklıdır. İş yerinde ayrı, evinde ayrı davranış sergileyen nice insanlar vardır. Birinde hayallerle oyalanıp durur, diğerinde gerçeğin yüzü ona soğuk gelir.

            Sıkıntılarımızın birçoğu, değer verdiğimiz, yakınımızda olan insanların takdirini/beğenisini kazanamamaktan ortaya çıkar; çünkü her insan ağırlanmayı sever.

            Yaşadığı toplumda takdir görmeyen insan dine yönelebilir; çünkü “Allah onu takdir edecektir.”

            Suça yönelebilir; onu takdir etmeyenlerden intikam alacaktır.

            Ya da kendi içine yönelir ve yalnızlaşır. Burada dağıtmaz ve yeteneklerini tanıyabilirse onları geliştirir ve sanat dalında başarılı olabilir; sanatıyla takdir toplayabilir.

            Kişileri ve olayları hayalimizdeki veya düşüncemizdeki gibi görmeye başladığımızda çatışma eksik olmaz; çünkü hiç kimse düşündüğümüz ve hayal ettiğimiz gibi değildir. Olduğu gibi kabul etmek, bilgi ve irfan gerektirmektedir ki, bu, herkesin işi değildir.

            Birisi size “iyi” diyorsa, bu, onun kendi ölçüleriyle örtüştüğünüz içindir. “Kötü” diyorsa da onun ölçülerine uymadığınız için böyledir.

            Her şeye rağmen büyük sevinçler, elem tohumlarının açılmış çiçekleridir.

            D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.