• BIST 97.713
  • Altın 144,219
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Rize 17 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 17 °C
  • Trabzon 16 °C
  • Samsun 14 °C

MENEMEN OLAYI, DEVRİMCİ ÖĞRETMEN KUBİLAY'IN KATLİ VE DERSLER-1

Osman KAYA

Aralık ayı hüzün ayıdır. Çünkü Mustafa Kemal aydınlığının devrimci atılımı olan genç Türkiye Cumhuriyetinin aydınlık yüzü olan devrimin filizi , devrimci öğretmen Mustafa Fehmi KUBİLAY bu ayda katledildi , şehid edi ldi.Her şehid, döktüğü kanıyla nice filizler yetiştirir. Mustafa Fehmi KUBİLAY ın bu memleketin aziz toprağına dökülen kanı , nice yeni filizin, nice y eni kubilayın doğmasına neden oldu....

Kubilayın şehadeti bir derstir .. Yobazlığı ne kadar büyük tehlike olduğunu açıkça ortaya koyan bir derstir.Din tüccarlarının ne derecede insafsız vicdansız olabileceklerini açık ve net göstermektedir menemen olayı...Ve aydınlanmanın, yobazlıktan kurtulmanın da ne derecede ivedi bir gereklilik olduğunun açık göstergesidir.

Yıllarca Devrim Tarihimizde yazılanların uydurma olduğu , yalan olduğu her zaman söylendi.. Hatta Mustafa Kemal döneminde yüzbinlerce kişinin idam edildiği , ve hatta hatta mezardan kaldırılıp ta idam edilen ölüler olduğu yalanlar bile söylendi .

Bu iddianın sahipler ine göre kendileri piru pak, Atatürk Devrimcileri ise birer katildiler.

Ama hiç Şeyh Said isyanını düşünmezler... Kubilay ise hiç akla getirmedikleri bir vahşettir.

Ama zaman çoğu kere kimin suçlu kimin suçsuz olduğunu gösteren keskin kılıçlı bir yargıçtır.

Ve İşid ile, el nusra ile ve diğerleri ile kimlerin gerçek katil, kimlerin ise katillerin düşmanı oldu....

İşte şehit Kubilay yobazın ne olduğunu gösteren ve Mustafa Kemal Devrimciliğinin, ne yaman dalgaları aşabilen bir kurtuluş gemisini gösteren bir parametredir.

Kubilay kimdir? 24 yaşında şehadete erişen devrimci öğretmen Kubilay hakkında özetle şu bilgileri verebiliriz:

Mustafa Fehmi Kubilay (1906 - 23 Aralık 1930), Türk öğretmen ve asteğmen. Kubilay Olayı olarak tanımlanan ve Menemen'de Mustafa Fehmi Kubilay, bekçi Hasan ve bekçi Şevki'nin 23 Aralık 1930'da Cumhuriyet karşıtı bir grup tarafından öldürülmesiyle başlayan ve faillerin (ve ilgili görülenlerin) yargılanması sürecinin sürdüğü Ocak/Şubat 1931 aylarını kapsayan olaylar zincirinin simgesi olan Türk askeridir.

1906'da Kozan'da, Giritli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Baba adı Hüseyin, ana adı Zeynep'tir. Mustafa Fehmi Kubilay 1930 yılında öğretmen olarak İzmir'in Menemen İlçesi'nde asteğmen rütbesiyle askerlik görevini yaparken 23 Aralık 1930’da Derviş Mehmet'in başında olduğu bir grup şeriatçı tarafından öldürüldü. Olay, Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica girişimidir, tarihe "Menemen Olayı" ve "Kubilay Olayı" olarak geçmiştir. Atatürk'ün Silahlı Kuvvetlere mesajı, Genelkurmay Başkanı'nın mesajı, TBMM'de soru önergesi ve Başbakan İsmet İnönü'nün konuşması, Bakanlar Kurulu'nun sıkıyönetim ilanı kararı, Sıkıyönetim ilanının TBMM görüşmeleri, yargılamanın ilk günkü tutanakları, Savcılığın Esas Hakkındaki İddianamesi, Divan-ı Harp Kararnamesi, TBMM Adliye Encümeni Mazbatası ve TBMM Genel Kurul kararları, tam metin olarak yer almaktadır.Menemen olayının izleri toplumsal bellekte yer etmiş ve Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, "devrim şehidi" olarak simgeleşmiştir.

Kubilay, özetle bu.. Peki ya onun şehit edildiği Menemen olayı?

Mustafa Fehmi Kubilay, 1930 yılında Menemen'de yedek subay sıfatıyla askerlik görevini yapmaktaydı. 23 Aralık 1930 sabahı Menemen'de cereyan eden hadiseler genel anlatıma göre şu seyri izlemiştir:

Şeyh Esat’ın Manisa’da Nakşibendi tarikatını yaymakla görevlendirdiği Laz İbrahim tarafından yönlendirilen, Manisa tarafından gelen çember sakallı, sarıklı ve cüppeli dördü silahlı 6 kişi, 23 Aralık 1930'da sabah namazından sonra camiden aldıkları Yeşil Sancağı yola dikerek silah zoruyla etraflarına adam toplamaya çalışırlar. Elebaşılar arasında, Giritli Derviş Mehmet, Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet Emin, Nalıncı Hasan, Küçük Hasan vardı. Derviş Mehmet camide namaz kılanlara kendini "Mehdi" olarak tanıttı ve dini korumaya geldiklerini söyledi[1].

Arkalarında 70 bin kişilik Halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söylediler[2]. Camideki yeşil bayrağı alıp uzun bir sopaya taktılar ve Menemen şehir meydanında kazdıkları bir çukura diktiler. Bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye, zikretmeye ve "Şapka giyen kafirdir! Yakında yine şeriata dönülecektir." diyerek bir isyan hareketi başlatmak isterler. Bayrağın altından ahaliden bazı kişileri (bir fabrikada çalışan Hayimoğlu Jozef de dahil) geçirdiler. Kasabaya halife ordusunun geleceği iddiası halkı korkuttu.

Olayların ilçedeki askeri birlikte duyulmasıyla, bir bilgiye göre; alay komutanı, yedeksubay Kubilay'ı olay yerine gönderdi.

Kubilay bu hareketi bastırmak için bir manga askerle olay yerine geldi. Askerlerin yanından ayrılarak tek başına onların arasına girip teslim olmalarını istedi. Onlardan biri ateş ederek Kubilay’ı yaraladı. Karşıdan bunu gören askerler ateş açtılar. Fakat tüfeklerinde öldürücü etkisi olmayan manevra fişekleri vardır. Derviş Mehmet "bana kurşun işlemiyor” diyerek halkı kandırmaya çalıştı.

Kubilay yaralı halde cami avlusuna sığındıysa da, Derviş Mehmet ve arkadaşları peşi sıra geldiler. Derviş Mehmet, çantasını açıp testere ağızlı bağ bıçağını çıkardı ve yaralı Asteğmen Kubilay'ın başını kesti.

Kesik başı yeşil bayrağın sopasına dikmeye çalıştılar ancak başaramadılar. Birisi ip getirdi ve Kubilay'ın başı yeşil bayrağın dikili olduğu sopaya iple bağlandı. Olay yerine yetişen Bekçi Hasan ateş edip gruptan birini yaraladı. Ancak açılan ateş sonucu o da öldü. Arkadaşının yardımına koşan Bekçi Şevki de açılan ateş sonucu öldü.

Bu aşamada askeri birlik yetişir. Komutan "Teslim olun!" diye bağırır. Ancak olay çatışmaya dönüşür ve askeri birlik ateş eder. Göstericilerden Derviş Mehmet de dahil bazıları ölürken, bazıları kaçar. Daha sonra hepsi birden yakalanır.

Kubilay Olayı, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin 1925'deki Şeyh Said İsyanından sonra tanık olduğu önemli olaylardan biridir.

Devlet sert tepki gösterdi. 27 Aralık 1930 günü Dolmabahçe Sarayı’nda Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında bu konuda bir toplantı yapıldı. Kaynakların ifadesine göre, Atatürk, Kubilay Olayına çok kızmıştı. Daha birkaç yıl önce Yunan İşgalinin acısını tatmış bir muhitte bu olayın meydana gelmesi üzerine, bazı kaynaklara göre, ilçenin haritadan silinmesini emretti. Ertesi gün de, "Böyle emirler verirsem, uygulamayın, sonra bir daha sorun", dedi. 28 Aralık 1930'da orduya gönderdiği başsağlığı telgrafında, "Mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla tasvipkar bulunmalarının bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadise" olduğunu belirtti.

31 Aralık 1930 günü Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir’in merkez ilçelerinde 1 Ocak 1931’den itibaren 1 ay süre ile Fahrettin Altay komutasında sıkıyönetim ilan edilmiş ve 1. Kolordu Komutan Vekili General Mustafa Muğlalı başkanlığında bir Divanı Harp kurulmuştur.

7 Ocak 1931'de bu kez İzmir'de yine Mustafa Kemal Paşa başkanlığında ikinci bir toplantı yapıldı. Olaya doğrudan veya dolaylı katılan 105 sanık (anayasayı cebren tağyir, eyleme iştirak, azmettirme veya Mehdi Mehmedin Mehdiliği için harekete geçtiğini bildikleri halde zamanında Hükümete haber vermedikleri ve tekkelerin seddinden sonra ayini tarikat icra ettikleri suçlamalarıyla) 15 Ocak 1931'den itibaren Divanı Harp’te yargılanmaya başlandı,

General Mustafa Muğlalı başkanlığında kurulan Divan Harp Mahkemesinde 24 Ocak 1931 günü iddianame okundu ve 29 Ocak 1931 günü mahkeme 36 (ölmüş olan bir sanık ile 37) kişinin idama mahkûm edilmesine, 40 kişinin sorumsuzluğu nedeniyle salıverilmesine, 27 sanığın beraatine, 41 kişiye çeşitli hapis cezaları verilmesine hükmetti ve karar Meclis’in onayına sunuldu. İdam hükümlülerinin 6'sının yaşı küçük olduğundan, onların ölüm cezaları ağır hapse çevrildi. TBMM Adalet Divanı ayrıca iki idamlığın cezasını 2 yıl hapse çevirdi.

Kalan 28 sanık, 3 Şubat 1931 gecesi Menemen'de idam edildi. Bazıları Kubilay'ın başının kesildiği yerde asıldı. Mahkumlardan biri idam sehpasının önünden kaçtı. İki hafta sonra yakalandı ve ertesi gün idam edildi..

Olayın hemen ardından Menemen'de devrim şehidi iki bekçi ve Kubilay adına anıt dikildi. Anıtın üzerinde şöyle yazar:

"İnandılar, dövüştüler, öldüler. Bıraktıkları emanetin bekçisiyiz."

Sıkıyönetim, 28 Şubat 1931’de Manisa ve Balıkesir’den, 8 Mart 1931'de de Menemen’den kaldırıldı.

İsmet İnönü gelişmeler ü zerine şu mesajı yazar:

''Kubilay devrim uğruna, vatan sevgisi ve bütünlüğü yolunda yalnız başına, kuvvet hesabı yapmayan bir idealist vatanseverlik örneğidir. Kubilay, millet yolunda canını her an fedaya hazır olan geleneksel Türk yaradılışının müstesna abidesidir.''

Siyasi bağlamda Kubilay Olayı, 1930'da Ali Fethi Okyar tarafından Atatürk'ün tavsiyesiyle kurulmuş olan ve Menemen Olayı'ndan hemen önce 17 Kasım 1930'da kendi kendini fesheden, Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci ana muhalefet partisi Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın 99 günlük varlığı ile bir arada değerlendirilmektedir[3].

Olayın, zamanın Nakşibendi tarikatının lideri Şeyh Esat ve yandaşları tarafından planlandığı ve Menemen'de uygulamaya konulduğu iddia edilmiştir[4].Olaylar Menemen'de cereyan ettiği için genellikle Menemen Olayı olarak anılmaktadır.

idam Cezası Alanlar[değiştir

Manisa'dan Giritli Derviş Mehmet Manisa'dan Manifaturacı Osman Manisa'dan Hafız Cemal Manisa'dan Tabur İmamı İlyas Hoca Manisa'dan Alipaşazade Ragıp Bey Manisa'dan Şeyh Hafız Ahmet Manisa'dan Giritli İbrahimoğlu İsmail Menemen Bozalan'dan Koca Mustafa Menemen Bozalan'dan Hacı İsmail Menemen Bozalan'dan Hacı İsmailoğlu Hüseyin Menemen Bozalan'dan Göriceli Abdülkerim Menemen'den Yukarıcumalı Ramiz Menemen'den Çıtaklı Molla Süleyman Menemen'den Hayimoğlu Jozef Menemen'den Şımbıllı Ali Osmanoğlu Memet Menemen'den Arnavut Yusufoğlu Kâmil Menemen'den Kerimoğlu İbrahim Menemen'den Selimoğlu Boşnak Abbas Alaşehir'den Şeyh Ahmet Muhtar Alaşehir'den Esat’ın oğlu Memet Ali (Mehmet Ali Erbil'in dedesidir, dedesinin babası Şeyh Esat -aşağıda- çok yaşlı olduğu için onun yerine oğlu Mehmet Ali idam edilmiştir.)[kaynak belirtilmeli] Manisa Hastanesi imamlığından mütekait Laz İbrahim Hoca Manisa'dan Emrullahoğlu Memet.

İdam Cezası Hapis Cezasına İndirilenler

Manisa'dan Nalıncı Hasan - idama bedel (24) yıl hapis (20) yaşında Manisadan Çoban Ramazan - idama bedel (24) yıl hapis (20) yaşında Manisadan Giritli Küçük Hasan - idama bedel (24) yıl hapis (17) yaşında Menemenden Harputlu Ömeroğlu Memet - idama bedel (24) yıl hapis (65) i mütecaviz İzmirden Laz Mehmet Ali Hoca - idama bedel (24) yıl hapis (65) i mütecaviz Erbilli Şeyh Esat - idama bedel (24) yıl hapis (65)i mütecaviz İsmail Mehmet - idama bedel (24) yıl hapis (65)i mütecaviz

Hapis ve Ağır Hapis Cezalarına Mahkûm Edilenler

Horus köyünden Selâhattin oğlu Naşit (15 yıl ağır hapis) Horus köyünden Yakupoğlu Ali (15 yıl ağır hapis) Horus köyünden Muhittinoğlu Ali Koç (15 yıl ağır hapis) Horus köyünden Hasanoğlu Ahmet (15 yıl ağır hapis) Horus köyünden Neciboğlu Mevlût (15 yıl ağır hapis) Horus köyünden Ragıboğlu Osman (15 yıl ağır hapis) Horus köyünden Mümtazoğlu Haşim 65 yaşını mütecaviz olduğundan 12,5 yıl ağır hapis 14 kişiye 3'er yıl hapis 20 kişiye 1'er yıl hapis

( vikipedi den alıntılanmıştır.)

Olan olaylar bunlar..

Peki Menemen olayından hangi dersler çıkarılmalıdır?

Onu da gelecek yazımıza bırakalım...

( devam edecek)

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40