• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Rize 20 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 16 °C
  • Trabzon 18 °C
  • Samsun 17 °C

MENEMEN OLAYI, DEVRİMCİ ÖĞRETMEN KUBİLAY'IN KATLİ VE DERSLER-2

Osman KAYA

 

“Menemen'de yakınlarda meydana gelen gericilik girişimi sırasında Yedek Subay Kubilay Beyin görevini yaparken öldürülmüş olmasından dolayı Cumhuriyet ordusuna başsağlığı dilerim. Kubilay Beyin şehit edilmesinde gericilerin gösterdiği vahşilik karşısında Menemen'deki halktan bazılarının alkışla onaylamaları, bütün cumhuriyetçi ve vatanseverler için utanılacak bir olaydır. Vatanı savunmak için yetiştirilen, içteki her politika ve ayrılığın dışında ve üstünde saygın bir konumda bulunan Türk subayının, gericiler karşısındaki yüksek görevinin yurttaşlar tarafından yalnız saygıyla karşılandığına kuşku yoktur.

Menemen'de halktan bazılarının hataları bütün millette acıya sebep olmuştur. Saldırının acılığını tatmış bir kesime genç ve kahraman Yedek Subayın uğradığı saldırıyı, milletin bizzat Cumhuriyet'e karşı bir öldürme girişimi olarak kabul ettiği ve cüretkarlarla, destekçileri, ona göre takip edeceği kesindir. Hepimizin dikkati bu sorundaki görevlerimizin gereklerini duyarlılıkla ve gerektiği biçimde yerine getirmeğe yöneliktir.

Büyük ordunun kahraman genç subayı ve Cumhuriyetin idealist öğretmenler topluluğunun değerli üyesi Kubilay'ın temiz kanı ile Cumhuriyet, hayatını tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır.”

                                                                                                                                                            Mustafa Kemal ATATÜRK

Menemen olayı Mustafa Kemal Devrimlerinin ne zor koşullarda yapıldığını, Türkiye Cumhuriyetinin ne badireler atlattığını bilmemiz açısından son derece önemli...

Bu ülkede tatlı su demokratları var.. sorumsuz, tuzu kuru  sözde demokratlar.Bunlar hemen her dönemde ama özellikle de son dönemde gericilere ve bölücülere çokça çanak tutmaktadırlar...Bu ülkede aydınlanma olmadan demokrasinin asla gelmeyeceğini bilemeyen zavallılar..Menemen olayını öğrenin, Kubilay ın şehadetiyle verdiği mesajı anlayın.. Gericilerin, bölücülerin ve emperyalistlerin borazanlığını yapmayın..

Gericiler ve bölücüler ısrarla Mustafa Kemal i baskıcı , zalim, despot göstermek isterler...Oysa Mustafa Kemal, yüzyıllarca süren kara kuvvetle mücadele etti ve aydınlık bir cumhuriyet kurdu.. Elbette canla başla kazanılan bu cumhuriyetin korunması için elden gelen hassasiyet gösterilmeliydi ve Mustafa kemal bu hassasiyeti ortaya koymuştur.. Bu ortaya konulan hassasiyete baskıcılık demek, gaflet, dalalet ve hatta hatta hıyanettir.

Gericiler menemen olayı ile ilgili olarak şu iddialarda bulunurlar:

Menemen olayını asla müslümanlar yapmadı, menemen olayı Cumhuriyeti ilan eden Kemalist kadroların rejimi yaşatmak için kurdukları kumpastır.Yani Menemeni  Devlet yapmıştır.

Bu söylemi bir yerlerden hatırlıyoruz.. Nereden diye sorduğumuzda, bu günün en büyük terör makinesi Pkk yı ilgili adres olarak görmekteyiz...

Evet zaman zaman devlet adına yapılan pek çok hatalar ve rezaletler yapılmıştır.. Asla ve kata devleti kutsayan ve la yüsel- hatasız, hatalardan arınmış olarak - gören anlayışa mensup değilim... Ancak hak neyse onu savunmak lazım ve gerçeklerden de ders çıkarmak lazım..

Menemen olayı Kemalist kadroların  provakasyonu değildir. Bunu iddia edenler Mustafa Kemal ve bu memleketin açık düşmanlarıdır.

Bütün deliller bunu göstermektedir ve ayrıca bu eylemin felsefi amaçlarına hizmet eden yüzlerce olay İslam tarihinde mevcuttur.

şimdi sesleniyorum: EYYYY İFTİRAYI DİN, YALANI TEMEL İMAN ESASI KABUL EDENLER, MENEMENİ KEMALİSTLER YAPTIYSA KERBELADA  İMAM HÜSEYİNİN KELLESİNİ KİM KESTİ? ONU DA MI KEMALİSTLER KESTİ?

İMAM ALİ Yİ KİM ŞEHİD ETTİ, ONU DA MI KEMALİSTLER YAPTI ?

HALİFE OSMAN I KİM KATLETTİ, KEMALİSTLER Mİ?

IŞID İ KİM ÇIKARDI, KEMALİSTLER Mİ?

EL KAİDE KİMİN ESERİ, KEMALİSTLERİN Mİ?

LİBYAYI KİM KANA BULADI? KEMALİSTLER M İ?

IRAK I KİM KANA BULADI ? KEMALİSTLER Mİ?

BİR ÇUVAL SAKALLA CAMİLERİ KİM BOMBALIYOR? KEMALİSTLER Mİ?

TALİBAN KİM? KEMALİSTLERİN ARKA BAHÇESİ Mİ YOKSA?

Bu soruları Menemen katliamını yapanların izinden gidenler cevaplasınlar....

şimdi Menemen  olayındaki faillerle ilgili kati delilleri aktaralım...

Bir sosyal delil olarak şu örneği vermek isterim, mesela o yıllarda o bölgede yaşayan , olaylara tanıklık eden SABAHAT ERKAL şu ifadeleri kullanır:

''Menemen mutaassıp küçük bir kasabaydı. Biraz gericiliği vardı. Mesela şapkaya karşı çok düşmanlık vardı. 'Şapkayı gavurlar giyiyor, biz nasıl giyeriz?' derlerdi. ''

Bir başka sosyal delil de bölge sakinlerinden MUSTAFA ŞENGÖNÜL ün şu ifadelerinde  görülür:

''Silah patlayınca asker kaçmış. Cephanesizmiş. Kubilay sürüne sürüne cami avlusuna girmiş. Arkadan gelip kafasını kesmişler. Ben kanları gördüm sonradan... Karşıda eskici Kamil vardı ondan ip alıp kafasını bayrağın üstüne bağlamışlar. ''

Yine Menemen olayı üzerinden Mustafa Kemal suçlayanların algı biçimleri şu cümlelerde özetlenmektedir:

''Ergenekon ve Balyoz’la bağlantılı hemen hemen tüm unsurların yolu Menemen’den geçti, geçiyor.

Kubilay’ın aziz hatırasını yaşatmak için kanlı ve karanlık tezgahlar kuranların bir kısmı şimdi Silivri ve Hasdal’da mukimler.''

Şimdi soruyoruz, DÜN BU CÜMLELERİ SÖYLEYEN SİZLER BU GÜN SİLİVRİ VE HASDAL DAKİLERİN PARALELCİLERİN KURBANI GİTTİĞİNİ SÖYLÜYOR....PEKİ MENEMEN ÜZERİNDEN SÖYLEDİĞİNİZ YALANLAR YUKARIDA KURDUĞUNUZ CÜMLELERDEKİ TEZLER GİBİ ÇÖKMEDİ Mİ?

Açık ve net olarak görülmektedir ki Menemen olayı Cumhuriyet e karşı bir kalkışmadır.. Malüm olduğu üzere o tarihlerde SERBEST CUMHURİYET FIRKASI yeni kapatılmıştır. Demokrasiyi Truva Atı olarak kullanıp, Cumhuriyeti yıkmak isteyen güçler Genç ve Dinamik Atatürk Cumhuriyetinin bu oyuna düşmediğini gördüler. Parti Programında Liberal siyaset vurgusu yapmasına rağmen, tüm gerici ve Cumhuriyet karşıtı odakların merkezi haline gelmişti.Partinin kapatma nedenlerini belirten tutanaklarda bu  partinin değişik zamanlarda rumca propaganda yaptığına yönelik veriler vardır.Serbest Cumhuriyet Fırkasının kapatılması, Şeyh Sait İsyanı, Tekke ve zaviyelerin kapatılması, üfürükçülüğün, falcılığın, muskacılığın, halifeliğin, naipliğin13 Aralık 1925 tarih ve 677 sayılı kanunla yasaklanması,  şeyhlerin menfaat çarkının kırılması yeni bir isyan iştahlarının kabarmasına neden olmuştur.özellikle de laik bir dünya görüşünün benimsenmesi  gerici ve yobaz kesimin öfkesinin zirve yapmasına neden olmuştur.

sonrasında ise olan biten şudur:

İşte yeni rejimin eski ayrıcalıklarını yok ettiği başında İstanbul merkezli Nakşibendi şeyhi Şeyh Esad’ın bulunduğu grup,Serbest Cumhuriyet Fırkasının olaylı İzmir gezisini bahane ederek böyle bir olay girişiminde bulunmuşlardır.Burada ilginç olan nokta,Esat Hoca’nın irticai faaliyetinin Cumhuriyet döneminden önce başlamış olmasıdır.31 Mart Vakası’nın hazırlayıcısı olduğu iddia edilen sultan II. Abdülhamit döneminde de benzeri çalışmalar yapan Esad Hoca,Erbil’e sürüldüğünü,ancak Sultan Reşat zamanında İstanbul’a dönebildiğini söylemiştir.Örgütlenmenin beyin takımından olan,ancak eyleme katılmayan ve kendini halifeler halifesi olarak tanıtan Manisa Tabur İmamlığı’ndan emekli Laz İbrahim Hoca,örgütlenmesini çevre kasaba ve köyleriyle sınırlı bırakmamış,Karadeniz kıyıları,Kayseri,Bursa,Balıkesir;Bergama ve Manisa başta olmak üzere Anadolu’nun birçok yerini dolaşarak Nakşibendi tarikatının kök salmasına çalışmıştır.Esad Hoca ise,İstanbul Erenköy ve Beykoz’da örgütlenmeyi sürdürmüştür.Esad Hoca sadece salt cahil halkı,kara takkelileri değil,tahsilli,kültürlü kişileri de etkileyebilmektedir.Olayda sorgusu alınan Mustafa adlı bir tanık,İbrahim Hoca’nın Menemen’e bağlı Horozköy’de vaaz verirken rakı içen ve şapka giyenlerin gavur olduğunu,bundan Cumhurbaşkanının sorumlu tutulması gerektiğini söylediği belirtilmektedir.Laz İbrahim’in, “şeyhim” dediği, “vaktiyle 40 tekkenin şeyhi olan” Esad Hoca’nın evinde yapılan bir toplantıda,yakında şapkaların atılarak tekrar fes giyileceği,halifelerin geleceği,tekkelerin yeniden açılacağı söylenerek devrimler aleyhine konuşmalar yapılmıştır.Nitekim kendini Mehdi ilan eden Derviş Mehmet’inde esrarlı zikir toplantılarında hükümetin Müslümanları gavur yapmayı amaçladığını,bütün memurların ailelerini açık saçık gezdiren kafirler olduğunu,kendisinin Cumhuriyeti yıkarak dini iade edeceğini sıkça yinelediği belirtilmektedir.Derviş Mehmet’in inançlarını yayarken izleyeceği güzergahta dikkate değerdir:Türkiye’deki örgütlenmeyi tamamlayınca Arabistan’a,oradan da Çin’e geçerek tüm Yahudileri Müslüman yapacak ve H.z. İsa ile birleşip oradan Avrupa’ya dönerek Avrupa devletlerini de dine davet edecektir.

Çok geniş bir alana yayılan ve çok uzun bir zamandan beri zikir toplantılarını gizli kapaklı ve gözden uzak yerlerde değil,kahvehanelerde yapmakta olan tarikat karşısında hükümet,yalnızca ilgili kahvehaneleri kapatarak önlem alma yoluna gitmiştir.Menemen Olayı’nı rapor eden I. Kolordu Komutan Vekili Mustafa Paşa da bu dinci örgütlenmenin devletin güvenlik birimlerince gözlendiğini söyler: “Ben bu havalede için için işleyen bir yaranın mevcudiyetini sureti katiyyede hissetmekteydim.Bu hususta büyük bir dikkat ve asabiyetle takibat ve tahkikatta bulunulması ve bu yarayı işleyenlerin behemehal meydana çıkarılarak selameti memleket namına kamilen vücutlarının kaldırılması elzemdir,kanaatinde bulunduğumu arzederim”

Giritli Mehmet,Şamdan Mehmet,Sütçü Mehmet ve Emrullah oğlu Mehmet Emin (bu dört Mehmet’ler isyanın elebaşılarıdır.Üçü vaka günü öldürülmüş,sonuncusu Mehmet Emin de idama mahkum olup diğer mahkumlarla birlikte asılmıştır) Manisa’da dört günden beri toplandıkları tatlıcı Mutaf Hüseyin’in evinde son olarak 6 Aralık 1930 Cumartesi günü toplanarak eylemin planını hazırlamışlardır.Kahveci çırağı Mustafa (idama mahkum olmuş ve asılmıştır),Topçu çavuşu Hüseyin (asılmıştır),Keçili Himmet oğlu Süleyman çavuş (asılmıştır),Pabuççu Hüseyin oğlu Ali (asılmıştır) hazır bulundukları halde yapılan toplantıda vaka hakkında görüşmeler yapılmış ve bu müzakerede hadisenin cereyan sureti ve silahların tedarik şekli kararlaştırıldıktan sonra Giritli Mehmet evvela kendisi Şamdan Mehmet ve Sütçü Mehmet’le Paşaköy’e hareket edeceğine ve birgün sonrada Paşaköy’de Emrullah oğlu Mehmet,Ali oğlu Hasan,Nalıncı Hasan,Çakıroğlu Ramazan (yaş haddi yüzünden hakkında verilmiş olan ölüm cezaları ağır hapse çevrilen üç sanık) kendilerine katılacaklarını söyledikten ve gereken talimatı verdikten sonra orada hazır bulunan Topçu çavuşu Hüseyin,kahveci çırağı Mustafa,tatlıcı Mustafa ve Keçili Himmet oğlu Süleyman çavuş ve pabuççu Hüseyin oğlu Ali de (bunların hepsi idama mahkum olup asılmışlardır) silahlanarak bilahare arkalarından gelip kendilerine katılacaklarını vaat etmişlerdir.

Geceleyin verilen kararın sabahleyin tatbikatına geçen Giritli Mehmet yanında Sütçü Mehmet,Şamdan Mehmet bulunduğu halde,Manisa’da Giritli İsmail ve bıçakçı Mustafa’nın çuval içinde verdikleri iki silahı alarak ve kendi bacanağı posta sürücüsü Kahya İsmail’in arabasıyla Paşaköy’e hareket edip bu köye vardıklarında analığı Rukiye’nin evine misafir olmuşlardır.Rukiye,keyfiyeti Giritli Mehmet’in köyde bulunan bacanağı Simavlı Osman’a ve bakkal Mehmet oğlu Abdurrahman’a anlatmıştır.İlk toplantıdan sonra verilen talimat veçhile bir gün sonra hareket edip kendilerine katılacak olan Emrullah oğlu Mehmet Emin,annesi Hasibe,karısı Emine,kız kardeşi Halide’nin malumatı altında ve hatta bu meyanda sanıklardan Hafız oğlu Simsar Mustafa’dan alacağı olan paranın karısına veya anasına verilmesini tembih ettikten sonra Ali oğlu Hasan,Nalıncı Hasan ve Çakıroğlu Ramazan ile beraber araba ile Paşaköy’e gelmiş,aracı bunlara Giritli Mehmet’in bacanağı Ahmet’in evine götürmüştür.Burada Ahmet bunlara yiyecek çıkarıp yedirdikten,çantalarına yemek koyduktan ve muyasalatlarından tam yarım saat sonra Rukiye’nin evinde aldıkları silahlarla ve beraberlerine Kıtmir dedikleri köpekle beraber hep birlikte gece yarısı Paşaköy’den çıkmışlar ve Bozalan’a hareket etmişlerdir.11 saat yürüdükten sonra Sümbüller köyü yolunda bir çamlıkta,su kenarında geceyi geçirmişlerdir.Burada Çakıroğlu Ramazan kendilerinden ayrılıp habersiz kaçmış ve Manisa’ya avdet etmiştir.Su kenarında uykudan kalkan grup,arkadaşlarından birini kaybettikten sonra yürüyerek Bozalan köyü kenarına gelmişlerdir. (Bu köy Sütçü Mehmet’in köyüdür).Sütçü Mehmet köye girip akrabasına haber vermiş,Sütçü Mehmet’in damadı Hoca Mustafa bunları çay kenarında karşılayarak evvelden hazırladığı bir boş odaya alıp misafir etmiştir.Bu eve Hoca Mustafa da dahil olduğu halde (bu kişi de idama mahkum edilip asılmıştır) Sütçü Mehmet’in kardeşi Hacı İsmail (bu kişi de asılmıştır),Hacı İsmail’in oğlu Hüseyin (bu kişi de basıyla birlikte ölüm cezasına çarptırılmış,Şubat ayının 3/4 gecesi idam hükümleri infaz olunurken tam idam edileceği sırada kaçıp kurtulmaya muvaffak olmuş,bir müddet dağlarda dolaşmış,fakat bilahare dağda yakalanıp Menemen’e getirilmiş ve hakkında idam hükmü infaz olunmuştur) diğer oğlu Hasan her üçü beraberce yemek getirmişlerdir.Burada Giritli Mehmet Mehdiliğini ilan etmiş,köyde duymadık kimse kalmamış,bu meyanda köy ihtiyar heyeti bile keyfiyetten haberdar olmuşlardır. (Bu köy muhtarı ve ihtiyar heyetinin üç üyesi üçer yıl ağır hapis cezasına çarptırılmıştır).Bu köyden Osman oğlu Hasan ve Mehmet oğlu Ahmet gruba hitaben Emiralem karakoluna uğrayıp orada bulunan iki jandarmayı öldürerek silahlarını almalarını ve kendileri de arkalarından Menemen’e gelip yardım edeceklerini söylemişlerdir. (Bunlarda ağır hapis cezasına çarptırılmışlardır).Bir hafta kadar Bozalan köyünde kalıp bu köyde Mehdiliğini ilan eden Giritli Mehmet,bu durumdan hükümetin haberdar olup olmadığını anlamak maksadıyla kardeşi Hacı İsmail’in hemşiresinin kızı Fatma’yı ve Hacı Ali oğlu Mustafa’yı,güya çeyiz tedariki bahanesiyle Manisa’ya göndermiştir.Bu tetkik heyeti Manisa’da bulunan Sütçü Mehmet’in karısı Kezban’dan durumu anlayıp avdet etmişlerdir.Heyetin getirdiği haber kötüdür:Mehdilik dedikodusu Manisa’da duyulmuştur.İşte hükümetin keyfiyetten haberdar olduğu haberi getirilince Giritli Mehmet emriyle köy civarındaki çamlıkta Mehmet’in kardeşi Hacı İsmail ile Hacı Mustafa tarafından bir kulübe inşa edilmiştir.Bu kulübede tam bir hafta esrar içilmek suretiyle zikre devam eden grup 1930 yılı Aralık ayının 23üncü Salı günü menemen’e gitmek üzere yola çıkmayı kararlaştırmışlardır.Salı gecesi esrarkeş Mehdi başta Kıtmir adını verdikleri köpekte dahil,hep beraber yola çıkmışlardır.Evvelden haberdar edildiği için Görece köyünün berisindeki kömür ocağında,Hacı İsmail oğlu Hüseyin tarafından yakılan ateşte ısındıktan ve oraya gene evvelden haberdar olduğu için,Göreceli Mustafa oğlu Abdülkerim’in (bu kişi muhakemesi sırasında ağır hastalanıp İzmir memleket hastanesinde tedavi altında iken eceli ile öldüğünden hakkında verilmiş olan idam hükmü bu suretle infaz edilememiş ve sukut etmiştir) getirdiği yemekte yenildikten sonra bunların rehberliği ile yollarına devam etmişlerdir.Kafile Hasanlar geçidine varınca orada Kayıkçı Mehmet’in kayığı ile karşı tarafa geçmişlerdir.Grup Menemen kenarına geldiklerinde zeytinlikte biraz durup dinlendikten ve burada Giritli Mehmet avenesinin hepsine çifte çifte esrarlı sigara dağıtıp verdikten sonra hepsi dumanlı ve sarhoş kafalarla Menemen’e gelmişler ve saat altıyı yirmi geçe Müftü camiine girmişlerdir.Camide sabah namazı için gelmiş 8-10 kişi vardır.Manisa’da dağda kurdukları bir çardakta günlerce esrarlı zikir ve ayinler yapmış olan grup,bununda etkisiyle mihraba asılı bulunan ve üzerinde La ilahe İllallah İnna Fetahneke suresi yazılı yeşil bayrağı da alarak olayın cereyan ettiği belediye meydanına gelmişlerdir. Kafile Hoca Saffet Efendi’nin evi önüne geldiği vakit durmuş ve arkalarından gelen Mehdi Giritli Mehmet burada birdenbire kayboluvermiş ve biraz sonra da Hoca Saffet Efendi ile temasları,baş başa konuştukları görülmüştür.Hoca tam evine gireceği vakit Giritli Mehmet’in bir işareti ile grup Saffet Hoca’ya selam resmi ifa edip kendisini hürmetle selamlamışlar (Bu Hoca Saffet Efendi,Örfi Harp Divanı huzurunda yapılan sorgusu neticesinde beraat etmiş ve bu olaya katılmamış olduğu ortaya çıkmıştır) ve önlerinden Menemen’den gruba katılan Saim oğlu Boşnak Abbas (idama mahkum olmuş ve asılmıştır) tanca atmak suretiyle izharı şadmani ile gene Menemen halkından Cumai Balalı Remzi (idama mahkum olmuş ve asılmıştır),Harputlu Ömer oğlu Mehmet ve Sümbüllü köylü Mehmet bunlara katılıp gene hep birlikte tekbir alarak belediye önüne avdet etmişlerdirDerviş Mehmet,oradakilere kendini Mehdi olarak tanıtır;dini korumaya geldiğini ileri sürerek sınırda “yetmişbin kişilik Halife ordusu”nun beklediğini,öğleye kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirilecekleri tehdidini savunur.Derviş Mehmet ve grubu yeşil bayrağı belediye meydanına dikerek etrafında dönmeye ve tekbir getirmeye başlarlar.Olayın tanığı bir kişi ise olayı şu şekilde tasvir etmektedir:Ben ve camiden çıkanlar bu hal karşısında donduk kaldık.Biraz sonra kendisine Mehdi süsü veren Derviş Mehmet elindeki bayrağı meydana dikti ve iyice tutturmak içinde ahaliden bir ip istedi.içimizden biri kuşağını çıkardı verdi.Nasıl oldu bilmiyorum,meydanı dolduran kalabalığın arasında,bayrak dikilirken el çırpanlar oldu.Mehdi sürekli elindeki saate bakarak etrafa okuyup üflediği toprağı savurarak söyleniyordu.-Bayrağın altından geçmeyen gavurdur! Namazdan çıkan halk hep meydana yığılıyordu.Tam o sırada jandarma yüzbaşısını gördüm.Çekine çekine ortaya ilerledi.Ne var? Ne oluyor ağalar? diye sordu.Mehdi;bugün hükümet açılmayacak,dükkanlar açılmayacak,camiye gireceğiz,dua edeceğiz,her şey düzelecek,her şey yoluna girecek diye cevap verdi.Jandarma Kumandanı pekala dedi,yürüdü gitti.

Kubilay’ın olay yerine gelmesi ise resmi kaynaklarda şu şekilde geçmektedir.Jandarma Komutanı bu olay ardından alay komutanına telefon ederek askeri birlikten yardım ister.Bu haber üzerine,sabahın erken saatinde,hergünkü gibi eğitim çalışmalarına hazırlanmakta olan 43.piyade birliği subaylarından Asteğmen Kubilay’a görev verilir*.Kubilay,henüz birkaç ay önce askere alınmış olan,takım düzenindeki birliğiyle hemen yola çıkar.Kendisinde silah,askerinde mermi yoktur.Kubilay olay yerine çabuk yetişmek için kışla arkasındaki yamaçlardan,kestirme yollardan hızla geçer ve meydana yakın sokakların birinde askerlerini durdurarak süngü taktırır.Olay tanığı bundan sonrasını şöyle anlatır:Ahali gittikçe büyüyordu.Yirmi dakika geçti.Birdenbire meydanı otuz kırk nefer silahlarına süngü takarak abluka ettiler.İçlerinden genç bir zabit ileri atıldı.Mehdinin yakasını tuttu ve şiddetle sarstı.Mehdi,genç zabiti silkeleyip yere attı ve elindeki silahı çevirerek zabite ateşledi. (Bu kurşun,Kubilay’ın omzundan girip arkasından çıkmıştı).Yaralı zabit,yarasının ağırlığına rağmen ayağa kalktı ve meydandan çekildi.Halktan bir kısım bu esnada uzun uzun el çırparak alkışlıyor ve Allah Allah! Diye bağırıyordu.Aradan on beş dakika geçti.Asilerden biri,Mehdi’nin yanına gelerek,zabitin cami avlusunda yattığını haber verdi.Bunun üzerine Mehdi yanındakilerden bıçağı alarak bir arkadaşıyla cami avlusuna girdi.Biz uzaktan duyduk.Yaralı gencin sesi yalvarıyordu.-Kesmeyin beni.Mehdi ise;anlaşıldı,anlaşıldı.Sen daha çocuksun.Kesilmekten korkuyorsun.Seni yüzükoyun yatırayım da görmeyesin.Bundan sonrasını ise bu olayı daha iyi gören bir aşka tanık anlatıyor.Mehdi genç ve yaralı zabiti yüzükoyun yatırdıktan sonra bir ayağını yaralı omzuna koyuyor,bir eliyle saçlarından tutuyor ve diri diri boğazlıyor.Sonra da elindeki başı caminin önündeki büyükçe bir taşın üzerine koyarak –Gördünüz mü? Kafirlerin akıbeti işte budur diyor.Sonra –Getirin bir ip! Diye bağırıyor.Biriken halk yığınının arasından biri dükkanına koşarak bir ip getiriyor.Kesilmiş başı bayrağın tepesine bağlıyorlar.

Bu sıralarda yetişen makineli tüfek takımı ve iki bekçi ile asiler arasında başlayan müsaderede mehdi Giritli Mehmet,Şamdan Mehmet,Sütçü Mehmet vurulup ölüyorlar,Nalıncı Hasan ile Ali oğlu Hasan da halk arasından kaçıp sıvışıyorlarsa da Manisa’da yakayı ele veriyorlar.Bu arada bekçi Hasan ile Mustafa da ölüyorlar.Mürtecilerden biri ise vuruluyor,Emrullah oğlu Mehmet Emin ismindeki bu kişi,günlerden beri yuttuğu afyonun sersemliğinden güçlükle ayıltılabilmiştir.Bu kişi,irtica şebekesinin ortaya çıkmasında yegane amil olmuştur.

Ve bu olayların sonucunda genç ve dinamik Mustafa Kemal Atatürk cumhuriyetinin zinde güçleri, karanlığın kuvvetlerine karşı gereken cevabı vermiştir.

Bu olaydan çıkarılması gereken en önemli ders laikliğin anlam ve önemidir. Asırlar boyu bu milletin başına bela olan  bir kara kuvvet vardır... Bu kara kuvvet bu memlekette yaşayan tüm aydınların, tüm ehli vicdanın başına bela olmuştur. Bir şairimiz bu kara kuvvete sitemini şu mısralarla dile getirir:

KARA KUVVET

Asırlar vardır ki, bu memleketin

En sade, en temiz gönüllerine,

Göklerin ezeli ruhu yerine,

Zulmeti siniyor kara kuvvetin.

Asırlardan beri bu kara kuvvet,

Bir yara ki ruhumuzda kanıyor,

Susuz bir kurt gibi homurdanıyor,

Bir nura koşuyorsa eğer memleket.

Bu kara kuvvetin elleri

Böyle sarılırken boğazımıza,

Gönüllerimizde biz bu hırsıza,

Hala veriyoruz en kutsi yeri,

Nankördür imanlı gönüller bütün,

Şükranla secdeye varmazsa eğer,

Gençliğin nurunu çalan bu eller,

Hırsız eli gibi kesildiği gün!

İşte Menemen olayı bu mısralarda dile gelen KARA KUVVET, MUSTAFA KEMAL İN DÜŞÜNCELERİ VE DİNAMIZMİ İSE BU KARA KUVVETİ YOK EDEN GÜÇT ÜR. SÖNMEYEN MEŞALEDİR, ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE...

İnsanlık tarihinde din çoğu kere amacının çok dışında kullanımlara alet olmuştur. Ve bu durum da  yazar ERİCA JONG un şu cümleleri ile dile gelen duruma neden olur:

''"Tanrı adına işlenen cinayetlerin sayısı, şeytan adına işlenenlerden çok daha fazladır."

İşte bundan dolayı, '' Din Lüzümlü bir müesesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur'' diyen Mustafa Kemal in LAİKLİK ilkesinin gerekliliğini  çok derinden anlamak gerekir.

Menemen olayından çıkaracağımız en önemli ders, laikliğin ne derecede önemli olduğudur. ve laiklik düşmanlarının da ne derecede kıyıcı, insafsız vicdansız olabilecekleridir.Mustafa Kemal in ne derecede  ileri görüşlü olduğu ve içinde yaşadığımız topluma yönelik katkısının ne derecede büyük olduğudur.

Ve son olarak ta Mustafa Kemal in devrimleri yaparken ne kadar büyük engellerle karşılaştığı ve ona  duyacağımız minnetin ne derecede büyük olduğunun bilincidir, Şehit Kubilay ın bize verdiği ders...

 Şehadetinin  85 .  yıl dönümünde Aziz şehit Kubilay ın hatırası önünde saygıyla eğiliyorum...

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40