• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Rize 4 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C
  • Trabzon 10 °C
  • Samsun 4 °C

Merhaba...

Osman KAYA
Merhaba site okurları!
Merhaba güzel insanlık!
Merhaba yemyeşil, masmavi doğa!
Tüm evrene merhaba!
Bu yazımızdan itibaren siz değerli okurlarla birlikte olmaya çalışacağız.
Umarım sizinle içimdekileri paylaşabilme ve sizden çok değerli yorumlarınızı alma olanağı bulurum.
Umarım her şey gönlümüzce geçer.
Umarım bu gök kubbede baki kalan hoş bir sada bırakabiliriz.

‘’KİMİM BEN?’’
Mutlaka merak ediyorsunuzdur.
Adımı yukarıda okudunuz.
Yöre çocuğuyum.
İştigal alanım ilm-i hikmettir.
Bir başka ifadeyle philosophia,
Yani felasife,
En nihayet günümüzdeki adıyla: felsefe.
Fikir alır, fikir satarım kısaca.
Her tür fikre (eğer fikir olma niteliğini hak ediyorsa) açığım ve teşrik-i mesaide bulunduğum insanların da her türlü fikre açık olmalarını isterim.

NELERİ İŞLEYECEĞİM?
İşleyeceğim konular; insan düşüncesinin kapsama alanı kadar geniş.
İşlemeyeceğim konular ise güncel politik mevzular.
Çok zorda kalır ve güncel politik konuları işleme durumunda olursak, o zaman da bu konuyu alabildiğine derinliğiyle, tüm felsefi boyutlarıyla irdelemeyi düşünüyorum.


MİLLET OLARAK İHTİYAÇ DUYDUKLARIMIZ
Bir millet pek çok şeye ihtiyaç duyar.
Bunların bir kısmı maddi kültür öğeleridir. Madenler, işgücü vesaire…
Manevi kültür öğeleri dediğimizde, tarih bilinci, din anlayışı, felsefe kültürü ve benzeri unsurlar gelir aklımıza.

Manevi kültür öğelerine, kanımca maddi kültür öğelerinden daha fazla ihtiyaç duymaktayız.
Çünkü manevi kültür öğeleri maddi kültürün de temelidir.
O nedenle milletler önce manevi kültür yapılarını sağlıklı bir platformda yeniden üretmelidirler.

Bu hususta başımdan geçen bir olayı hiç unutmam.
Sovyetlerin yeni dağıldığı zamanlardı. ‘Rus pazarı’ diye tabir edilen Pazaryerinde ürünleri incelerken Rus asıllı bir bayanın tezgâhının önünde durdum. Bayan, evindeki petrol lambasına varana dek her şeyi buraya getirmişti. Tezgâhın arka taraflarına doğru bakınca dikkatimi çeken bir şey oldu. Kitaplar vardı tezgâhta, Kiril Alfabesiyle yazılmış, Tolstoy’un, Dostoyevski’nin Turgenyev’in Maksim Gorki’nin ve Çehov’un kitapları. Bu kitapları almak istediğimi söyleyince bayan, ‘No Miço, no. Bu kitap benim olmak. Problema satilik’ şeklinde itiraz etti.
Şöyle bir düşündüm. Evindeki lambayı dahi satmaya getiren bayan, kitaplarını satmıyordu.
Ne yüksek kültürdü bu. (Bizim hep nataşalarıyla gözümüze çarpan bu insanların böylesi bir yönü de vardı. Aslında bizler görmek istediğimizi görüyorduk onlarda)
İşte bu yüksek kültür anlayışıdır ki çöken Rusya’yı dünya devi yapmıştır.

Buradan yola çıkarak, özetle şunu söyleyelim; bu ülkede her insana düşen en önemli şey, manevi kültürümüzü yeniden inşa edip, onu sağlam temeller üzerine oturtmaktır.

Gelecek yazımda n itibaren millet olarak ihtiyaç duyduğumuz manevi kültür öğelerini adım adım işleyeceğim.
  • Yorumlar 12
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40