• BIST 82.828
  • Altın 147,822
  • Dolar 3,8219
  • Euro 4,0676
  • Rize 6 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 2 °C
  • Trabzon 6 °C
  • Samsun 4 °C

Mevlâna’nın huzurunda Eva ile başbaşa

D. Ali TAŞÇI
Ekim ayında Ümraniye Belediyesi Merkez Kültür Salonu’nda halka açık Mesnevi okumalarına başladığımızda, doğrusu böyle bir sürprizle karşılaşacağımızı kestirememiştim. Bize bu tatlı sürprizi yaşatan, başta Ümraniye Belediye Başkanı Sayın Hasan Can’a, Ümraniye Belediyesi Kültür Müdiresi Türkan Öztürk Hanımefendi’ye ve yıl boyunca her Salı akşamı sıkıntılarımızı çeken salon müdürü sevgili Salih N. Çevik Bey’e şahsım ve tüm Mesnevi dostları adına çok teşekkür ediyorum.
Ekim 2008’den itibaren sözü edilen salonda, her Salı akşamı, hiç aksatmadan, halka açık Mesnevi okuduk ve yorumlamaya çalıştık. Her anlayış ve meslekten olan katılımcıların yoğun ilgisi ve sevgisiyle karşılaştık. Hz. Mevlâna’nın yolunun bereketini an be an yaşadık. Zaman zaman dört yüz kişilik salon doldu, ama biz yüz elli kişiden aşağı hiç düşmedik.
Zaman içerisinde bir Mesnevi ailesi oluştu; farklı mektep ve meşreplerden gelen insanlar tanıştılar, kaynaştılar ve dostluklar kurdular. Hz. Mevlâna’nın dediği oldu ve testilerini (kabuk) kırarak su birliğine (öz) ulaştılar.
Her hafta duygularını dile getiren dinleyicilerimiz bizi mutlu ettiler. Problemlerine Mesnevi’den çözümler bulduklarını, hayata yepyeni bakış açıları geliştirdiklerini söylemeleri bizleri ümitlendirdi ve sevindirdi. Bu beyanlardan bazılarını siz okuyucularımla da paylaşmak istiyorum:

“Sevgiliden gelen mektubun lezzetini almaktayım.”
“Mesnevi’yi dinlerken kalbimden zihnime ince bir yol çizildiğini ve meleklerin kalbimden öptüğünü hissediyorum.”
“Ruhumda yaralar vardı; bu yaraların tedavisinde Mesnevi’nin yardımı çok oldu.”
“Mesnevi’yi dinledim, hayatım değişti.”
“Mesnevi bana bugüne kadar ne kadar boş şeylere değer verdiğimi öğretti; bu boş şeylerin üzerimdeki ağırlığından kurtuldum.”


Dinleyicilerimden şunları da duydum:
“Mesnevi’yi dinlemeye başlıyoruz, o gün veya haftadaki sıkıntı ve problemlerimiz ne ise, derste de o gündeme geliyor ve problemlerimizin çözüme kavuştuğunu hayretle görüyoruz.” Bütün bunlar elbette Allahu Teâlâ’nın bir lütfüdür ve Mevlâna eli ile bize sunulmaktadır.
Şimdi başa dönelim ve sürprizimizin ne olduğunu açıklayalım: Yukarıda saydığım isimler, yıl ortasında bana şunu söylediler: “Hocam, çok güzel ve doyurucu bir faaliyet yapıyorsunuz, insanlarımıza Mevlâna’yı ve dolayısıyla kendilerini tanıtıyorsunuz. Finali Konya’da yapalım mı?”
Bu güzel teklife kim hayır diyebilir ki?
29 Mayıs Cuma, saat 23.00’te iki otobüsle İstanbul’dan ayrıldık.
Yüz kişi, gecenin gizeminde, otobanın elif gibi çizgisinde, adeta sonsuza gidiyoruz. Herkeste heyecan, sevinç ve mutluluk gözleniyor. İnsan olmanın muhteşem izleri yüzlerde somutlaşıyor. Gözlerde sevginin ve ümidin ince parıltıları var. İnsan olmak ve hele mümin olmanın ebedi mutluluğu sadece Mesnevi dostlarında değil, otobüslerimizde bile gözlemlenebiliyor; homurtularından “Huu!” sesi duyuluyor.


Konya! Çoğunluğu ilk defa geliyor buraya. 30 Mayıs Cumartesi sabahı Mevlâna Türbesi’nin önündeyiz. Kafilemizi topluyoruz ve kalabalığın içine dalarak Mevlâna’nın huzuruna varıyoruz. Dua edenler, gözyaşı dökenler, gözlerini yumup sonsuz hayallere dalanlar, bir yere odaklanıp öylece dakikalarca bekleyenler… Daha neler ve neler hep Mevlâna’nın huzurunda yaşanıyor. Adeta herkes, Mevlâna aynasında kendi iç dünyasını seyrediyor.
Ardından rehber öğretmen arkadaşlarımızın eşliğinde Şems-i Tebrizi’nin huzuruna varıyoruz. Mevlâna’daki cemaliyet sıfatı burada celale dönüşüyor. Bazı arkadaşlarımız Şems’ten daha çok etkilendiklerini söylüyorlar. Demek ki onlara Şems’in ışığı gölgesiz vurmuş.


Alaattin Tepesi, Selçuklu’nun ihtişamı hepimizi bir başka açıdan, medeniyet yönüyle kuşatıyor. Ne hazindir, çocuklarımıza tarihin içindeki savaşların topuna, tüfeğine kadar anlatıyoruz da, onlara, medeniyetimizi asırlarca ayakta tutan inançlarımızı, kültürümüzü anlatmıyoruz!


Bir ziyaretimizi arkaya bıraktım; Eva (Havva) Meyeroviç’in kabri.
1909 yılında Fransa’da aristokrat ve Katolik bir ailenin içinde doğan Eva Hanım, edebiyat ve felsefe dalında profesör oldu.
Pozitivizm’in tavan yaptığı bir çağda, eski bir dostunun hediyesi, fırtınalı gönlü sükûna erdirmeye vesile olur. Bu hediye, Dr. Muhammed İkbal’in “İslam’da Dini Düşüncenin Yeniden İnşası”dır. Üç yıl bu eser masasının üzerinde durur, hiç yüzünü açmadan. Üç yıl sonra açılan bu kitabın içeriği, Eva Hanım’ın gönül dünyasında artık hiç kapanmaz. Sanki bir anda tüm sorunlarına çözüm bulmuş olur. Ardından büyük bir aşkla bağlanacak olduğu Mevlâna’yı tanır ve her ikisinin de birçok eserini Fransızcaya tercüme ederek nice yabancının Müslüman olmasına vesile olur. Onun için sadece aşk ebedidir. “Benim için İslam’ı keşfetmek, kaybedilenleri yeniden bulmak, ayrı düştüklerime yeniden kavuşmak gibi bir şeydir.” diyen bu güzel insan, 1999 yılında ebediyete kavuşur.


26 Mayıs 1998’de Konya’da düzenlenen sempozyumda yaptığı “Mevlâna ve Psikoloji” konuşmasının sonunda, “Benim gibi yaşlı bünyesi, hasta kalbiyle kilometreler kat etmek bile Hz. Mevlâna’nın huzurunda yorgunluk değil, mutluluk verir. Onun maneviyatının gölgesinde kıyamete kadar kalabilmek için beni Konya’ya gömün!” der.


24 Temmuz 1999’da Rahmet-i Rahman’a kavuşur. Ancak naaşı, vasiyeti uyarınca, Aralık 2008’de Konya’ya getirilir ve Mevlâna’nın karşısındaki Üçler Mezarlığı’na gömülür.

Şimdi onun kabrinin başındayız.
Herkesin gözleri dalgın, bu güzel insanın ruhaniyeti sinmiş üzerimize.
Nasıl Müslüman olduğunu soranlara : “Hiç insan Mevlâna’yı okuduktan sonra Müslüman olmaz mı?” diye cevap veren bu nasipli insana Fatiha’lar okuyoruz.


Cumartesi akşamı, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin muhteşem “Mevlâna Kültür Sitesi”nde Sema ayinine katılıyoruz.
Ruhumuzu enginlere bırakarak, saat 23.00’te İstanbul yolunu tutuyoruz.
Elveda Hz. Mevlâna, Şems, Eva Meyeroviç!...
Ve hoş geldin hayat!..
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40