• BIST 107.700
  • Altın 144,091
  • Dolar 3,5280
  • Euro 4,1445
  • Rize 27 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 23 °C
  • Trabzon 26 °C
  • Samsun 24 °C

MUHAMMED ALİ NİN ARDINDAN-2

Osman KAYA


Muhammed Ali sadece bir boksör değil, aynı zamanda bir filozoftu. Spor yaşam ilişkisi bağlamında olduğu kadar bizzat yaşamın kendisi üzerine de önemli çözümlemeleri vardı.
Bir Tv programında sunucu ona; ''Bir koruman  var mı? '' diye sorar.Muhammed Ali; '''' Bir korumam var , evet, gözleri olmasa da görebileni kulakları olmasa da duyabilen,hafızası olmadan her şeyş hatırlayabilen, bir şey yaratmak istediğinde sadece ol dediğinde yaratan,ama sözü söylerken insanların duyabileceği söz anlamlında değil, daha derin ve daha anlamlı söz söyleyen,en gizli düşünceleri bile bilebilen, bu korumam kimdir? tahmin et bakalım..'' Cevabı yine kendi verir; '' O Allahtıri benim korumam odur.O senin de korumandır.''
Bu sözleri söyleyen kişiye yalın olarak baktığımız zaman fanatik ve yobaz algısı kişilerde oluşabilir. Ama unutulmamalıdır ki Muhammed Ali dindardır ama alabildiğine açık fikirlidir.
Şöyle ki,  O ne olursa olsun din istismarı yapmamıştır.Din üzerinden köşeyi dönme özelliği asla Alide görülmez..Alabildiğine gözü tok ve mülkiyet düşkünlüğünden uzak bir insandır.
Bir sözünde şunları söyler Ali:
''Şampiyon olduğum zaman,eski kot pantolonumu üzerime geçirip,eski bir şapka takıp,sakal bırakarak,beni kimsenin tanımadığı bir kasabanın sokaklarında yürüyüşe çıkacağım ve beni,sadece ben olduğum için sevecek bir insan bulana kadarda yürüyeceğim.bulduğumda da onu 1 milyon dolarlık arazime tepeden bakan 250bin dolarlık evime götürüp,cadillac arabalarımı,havanın yağmurlu olduğu günlerde kullandığım kapalı havuzumu göstereceğim ve ona ?işte bunların hepsi senin,çünki beni ben olduğum için seviyorsun? diyeceğim''
İşte Onun mülkiyet anlayışı buydu.. İçten bir yaklaşıma tüm varlığını verebilecek kadar mala , mülke değer vermeyen bir kişilik örneği...
Muhammed Alinin Müslüman oluş hikayesi ve bunun arkasında yer alan duruş da bizlere ders niteliğinde pek çok şey verir kanaatindeyim...
Onun Müslüman oluş sürecini anlamak için doğuğu yılların Amerikasına dönmek lazım..1942 yılında doğan Casius Clay'ın nasıl bir gençlik yaşadığını anlatmak gerekirse o dönemde amerika da siyahlar ikinci sınıf vatandaş olarak yaşıyordu.
Bu ayrım öylesine çılgınca bir boyuttaydı ki otobüse trene bir beyaz bindiği zaman siyah ayağa kalkıp yer vermek zorundaydı.Beyaza yer vermeyen siyah yargılanıyor hapse atılıyordu.
İşte Özgürlükler ülkesi Amerikanın 50-60 yıl önceki hali bu kadar içler acısıydı.İşte Martin Luther King ve Muhammed Ali bu eşitsizliğe karşı mücadele vermiş önemli isimlerdir.
O yıllarda Amerikan Başkanının siyah olacağı hayal bile edilemezdi ancak Amerika 50 senede bu noktaya geldi.Hayaldi gerçek oldu. slightsmile ifade simgesi Muhammed Alinin müslüman oluşu ismini değiştirmesi bu eşitsizliğe asimilasyona karşı verdiği mücadelenin bir parçası.Cassius Clay 1964 yılında 22 yaşındayken S. Liston'u yenip dünya şampiyonu oldu.Dünya şampiyonu olduğu ülkesi Amerikayı gururlandırdığı için çok büyük özgüven depoladı.Amerikaya döndüğünde artık kendisine siyah gözüyle aşağılayıcı bir şekilde bakılamayacağını saygı beyazların kendisine saygı duyacağını düşündü.60lı yıllarda siyahlara resterauntlarda servis yapılmamaktaydı.
Ancak Cassius Clay dünya şampiyonu olmanın da verdiği özgüven ile bir resteraunta gidip bir sandoviç istedi garson siyahlara servis yapmayacağını sandoviçin olmadığı söyleyince Cassius Clay ben sizin için bu ülke için savaştım ve şampiyon oldum bunu mu hak ediyorum diye sinirlenerek garson ile tartışmaya başladı ancak ne söylediyse de garsona servis yapmadı.
İşte bugünden sonra Cassius Clay kendini sorgulamaya başladı ve kendi köklerini araştırmaya koyuldı.Afrikalı kökenli olduğunu ve dedelerinin islam dinine inandığını fark etti islam dinini araştırdı ve siyah beyaz ayrımına karşı çıktığı,hak ve eşitliği savunduğu için islamı seçti.
Ve Muhammed Ali ismini kullanmaya karar verdi. Ancak bu kararından sonra Muhammed Alinin üzerinde çok baskı kurulmaya başlanıldı. Daha sonra 1967 yılında Amerika Vietnam savaşı çıkınca Muhammed Ali savaşa katılmayı "Vietnamlılar bana hiçbir kötülük yapmadılar ki onlarla savaşayım." diyerek savaşa katılmayı reddetti bu yüzden hapis ve para cezasına çarptırıldı ve profesyonel lisansı Amerikan hükümetince iptal edildi tam 3 yıl ringlerden uzak kaldı. Parasız kaldı ancak 3 yılı aşkın bir süre sonra temyiz ederek davayı kazandı ve tekrar ringlere döndü.
Yani ortada ne menfaat , ne hesap, ne kitap.. Tamamen ahlaki ve siyasal duruş gereği.. Ontolojik , tarihsel ve etik sorgulama sonucu din değiştirdi Ali...
O aslında sağlam ve aydın bir müslüman kimlikle derin bir sosyalist kimliğin senteziydi.. Sosyal mistikti bir anlamda..
Muhammed Ali:
*Bir menfaat için asla dinini alet etmedi.
* Kapitalizme ve emperyalizme karşıydı.
*Yoksulluğa ve yoksullaştıranlara alabildiğine karşıydı.
*Irkçılığa alabildiğine karşıydı.
*savaşlara ve insanların öldürülmesine alabildiğine karşıydı.
*Yalan, hile, ikiyüzlülük, hırsızlık ve kimden gelirse gelsin zulmün her türlüsüne karşıydı.
*Kısaca Ali, bu düzene karşıydı.
Bir devrimciydi o.. Muhalifti, korkusuz bir muhalif: Şu sözleri bu gerçeği ne kadar apaçık gösterir:
''Louisville’de insanlar hala pis zenci diye çağırılıp köpek muamelesi görüyorken ve en basit haklarından bile mahrumken benden üzerime bir üniforma geçirip 10000 mil ötedeki bir ülkede bomba atıp kurşun sıkmamı nasıl beklerler? Hayır, 10000 mil öteye gidip beyaz köle efendilerinin beyaz olmayan başka bir millet üzerine baskı kurmalarına, onları öldürmelerine, evlerini yakmalarına yardımcı olmayacağım. Gün böyle kötü işlerin sona ermesinin günüdür. Böyle bir tavır içinde bulunmanın bana milyonlarca dolara mal olacağını söylediler. Ama daha önce de söyledim ve yine söylüyorum. Benim halkımın gerçek düşmanı burada, Amerika’da. Kendi özgürlüğü, kendi adaleti ve eşitlik için savaşan o insanları köleleştirme de kullanılan bir maşa olmayacağım. Dinimi, halkımı ve kendimi küçük düşüremem. Eğer bu savaşın benim 22 milyonluk halkıma özgürlük ve eşitlik getireceğini düşünseydim kendim gidip orduya katılırdım. Kendi inandığım değerler için direniyorum. Kaybedecek hiçbir şeyim yok. Beni hapse atacaklarmış, ne olmuş sanki? Zaten 400 yıldır hapisteyiz."
Ali Türkiyeye de gelmiş, Türk halkına övgü dolu sözler söylemiştir.Londra ya maç için gittiğinde Türkiyeden Prof Dr. Nevzat yalçıntaş onu görür ve kendini tanıtarak  selamlar ve Muhammed Aliye sarılır. Muhammed Ali gözyaşlarına boğulur ve Yalçıntaş ı bırakmaz..Yalçıntaş neden bu kadar hüzünlendiğini sorunca Muhammed Ali şu cevabı verir:'' Nasıl hüzünlenmem sayın bayım, ilk kez bana bir beyaz adam sarılıyor. İlk kez bir beyaz adam benle bu kadar samimi oluyor''
Hırsa dayalı bir hazırcevaplığı vardı Muhammed Ali nin...
ABD dışındaki ilk kez Londra'da Henry Cooper'in rakibi oldu. Maç öncesi İngiliz Kraliçesi Elizabeth Cooper ile görüşmüş Muhammed Ali'yle görüşme yapmamıştı. Maçtan önce Ali, Kraliçeye inat 'Boksörlerin kralı olacağım" diyerek nazire yapmıştı..
Hayatında düşünsel dönüşümü sağlayan en önemli şahsiyetlerden biri Malcolm  X olmuştur.Birgün sokakta yürürken kendisini takip eden siyahi Müslüman genç dikkatini çekti. Sadece bir dakikalığına içeriye girmesi konusunda Clay'i ikna etmişti. Clay içeriye girdiğinde tamamı siyahlardan oluşan bir toplulukla karşılaştı. Kürsüdeki adam onlara siyahların özgürlüklerinden söz ediyordu. Clay'in bir süre dinlediği ve çok etkilendiği bu kişi Müslüman olduktan sonra Malik el-Şahbaz Malcolm X'di.Muhammed Ali Malcolm X'in ölümü derinden etkiledi. Kardeşi Rudy Clay ise kendisinden önce Müslüman olmuş ve Rahman adını almıştı..
Vietnam savaşını protesto için  intihar etmeye karar veren bir genci düşüncesinden vazgeçiren bir büyük gönül adamıydı muhammed Ali...'' Olmaz '' diyordu bu dev adam..'' Böyle olmaz.. Vietnamı savunmak için ölmek değil önce yaşamasını bilmek gerek..''
 Son Yolculuğuna uğurlanmadan önce yılarını spora vermiş bir insan olarak bu örnek kişiliğe, bu spor devine Türkiyeden seslenmek ve şunları söylemek istiyorum manevi hatırasına:
'' Ey Ali, Ey bu kirli çağa çikolata tadı bırakarak beyaz ışıklar gönderen  güzel insan.. Çocukluğumuzda sabaha karşı , alacakaranlık kuşağının masal kahramanıydın.Attığın her yumrukla tam iki milyar yürekle beraber bende '' haydi vur Ali '' diye az seslenmedim. Çünkü taa o zamanlardan beri  biliyordum ki senin her yumruğun, rakibinin şahsında , kapitalizme, bu para düzenine, bu harami saltanatına , bu insanlığın damla damla eriyip yok olduğu kirli zamana atılıyordu.Sen Amerikayı dövdün güzel insan.. o güzel kollarının her hücresi, kaslarının her lifi bir mazlumu ve bir ezilmişi temsil ediyordu. Senatmıyordun yumruğunu ey Ali, biz atıyorduk. Biz, ezilmişler, yenilmişler, gün yüzü görmemişler, yaşama  ta başlangıçta 1- 0 yenik başlayanlar atıyordu senin yumruklarını.. Onlardan aldığın güçle atıyordun. Ve onlardan aldığın güçle Amerikan emperyalizmine ve onun yıkılası düzenine vuruyordun.. Ne mutlu , ne mutlu ki sen de adını mazlumların defterine gözyaşlarıyla yazdıranlardansın. Bilki ey Ali , senin adını kendi defterlerine gözyaşlarıyla yazdıranlar, sadece bununla kalmadılar, aynı zamanda bu gözyaşlarıyla yıkadılar senin aziz bedenini.. Ve güzel insanlara, mazlumarın yanında duranların yanına gönderdiler ruhunu, hüzünlü dualara, iyi dileklere ve antiemperyalist sloganlara sararak.Selam olsun sana ey Ali.. Selam olsun sana ve tüm mazlum yandaşlarına.. Tüm ezilen dostlarına.. Milyon kere, milyar kere selam olsun.. Kavuşacağımız, yeryüzünün tüm mazlumları olarak bir araya geleceğimiz güne kadar hoşçakal.. Tüm ezilenlerin duaları, yıldızlaşan yumruklarla yükselen tüm zulüm karşıtı sloganlar yoldaşın olsun.. Hoşçakal.. Hoşçakal yüreği çikolata tatlı güzel insan....''

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 474 76 40