1. HABERLER

  2. YURT VE DÜNYA

  3. Nasılsa borsa düştü Paşam!
Nasılsa borsa düştü Paşam!

Nasılsa borsa düştü Paşam!

Bir gazetenin ankara Temsilcisi G.Kurmay Başkanı'na öyle bir laf dedi ki, tam "memleketin halline bak!" cinsinden!

A+A-

MEHMET ACET'in kaleminden dün geceki resepsiyona katılan köşe yazarlarının hali pür meali..


"Devlet Ricali’nin buluştuğu resepsiyonlarda, gazeteci sorularının bin bir türlüsüne rastladım da, böylesini eminim sizler de hiçbir yerde okumamışsınızdır.

Hani gözümün önünde cereyan etmese olay, ben de kolay kolay inanmazdım.

Ankara Temsilcisi meslektaş, Genelkurmay Başkanı’na dönerek dedi ki:

“Borsa zaten düştü düşeceği kadar. Hadi konuşun, bir şeyler söyleyin.”

Büyükanıt, böyle bir soruya nasıl cevap vereceğini düşünürken, arkadaş az kalsın “Memleket sizden kriz bekliyor siz hala susuyorsunuz” deyiverecekti.

Efendim Ankara’da adettir.

Gazeteciler, yüksek rakımlı mevkilerde havalar, güneşli mi, parçalı bulutlu mu diye anlayabilmek için bakışlara, mimiklere, tokalaşma biçimlerine bakıp yorum yapma konusunda pek mahirdirler.

Ertesi gün gazetelerde çıkan manşetlerin pek çoğu, bu izlenimler üzerine kurulur.

Çankaya Köşkü’ndeki tören sırasında yanımda oturan meslektaşla birlikte bu duruma “Sinekten Yağ Çıkarma Operasyonu” adını koyduk.

Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül, salona girince, gazeteciler ayağa kalkıp pür dikkat kendisini izlemeye başladı.

Gül, yerini almadan önce Genelkurmay Başkanı’nın yanına gitti. Büyükanıt ayağa kalkıp Gül’ün elini sıktığı sırada bir meslektaş, Büyükanıt’ın yüzüne bakıp hemen teşhisi koydu.

“Hımmmm Soğuk”.

Oysa, Gül’ün Büyükanıt’la tokalaşma biçimi ve o anki karşılıklı tavırlarda, normal zamanlarda olması beklenenden ne daha fazlası vardı ne de daha azı.

“Yani bildiğiniz tokalaştılar işte” desem yetmez mi?

Tören bitip resepsiyona geçilirken, soluğu önce, Başbakan Erdoğan’ın yanında aldım.

Başbakan’a, “Kabine listesiyle Çankaya Köşkü’ne çıkarken, listede ismi bulunanlara haber vermiş miydiniz” diye sordum.

Erdoğan, “Hayır” dedi.

“Hiç birine mi?” diye ısrar ettim.

“Evet. Hiç birine” diye karşılık verdi.

Bu cevabı alınca Başbakan’ın, bazı önemli kararları neticelenene kadar kimseyle paylaşmamakla ne kadar haklı olduğunu düşündüm.

Gecenin benim açımdan en önemli dersi, hem asker hem de sivil kanatta “Hukuka ve Anayasa’ya yapılan” vurgular oldu.

Cumhurbaşkanı adayı Gül, sıkıntılı bir dönemde olması beklenirken bu kadar rahat olmasını ingilizce bir deyimden örnek vererek anlattı.

“Moral High Ground”.

Tek tek tercüme ederseniz hiçbir anlamı yok bu terimin.
Ancak, şu son dönemde olup bitenlerin hepsine toptan bir anlam vermek isteyenler için içi dolu bir deyim bu.

“Eğer oturduğunuz zemin meşru bir zeminse, geriye korkmayı ya da geri adım atmayı gerektirecek herhangi bir sorun kalmıyor.”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.