• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Rize 10 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 11 °C
  • Trabzon 10 °C
  • Samsun 5 °C

ÖĞRETMENE DAİR...

Osman KAYA

 

12 Eylül darbesinin biz öğretmenlere armağan ettiği, nur topu gibi bir günümüz var: 24 kasım....

Öğretmene saygı duyulduğu iddiasıyla verilen bu gün aslında öğretmene saygı duyanların değil, öğretmenin kimliğini yok etmek isteyenlerin '' aha alın oynayın'' kabilinden verdikleri bir gün...

Öyle olmasaydı, bu günü veren zihniyet sahipleri yüzlerce öğretmeni falakadan, elektrikten geçirmez, sakat bırakmaz, sürgün etmez, işten atmaz, hapsetmez, hatta katletmezdi...

Üstelik en acısı da Atatürkü referans alarak bunu yapmaları...Yani Darbeciler bu günü yani 24 kasımı öğretmenler günü olarak ilan ederlerken Atatürkün 24 kasım 1928 de millet mekteplerini açtığı güne dayanılarak bu günün seçilmesi gayet acı bir durudmur...Düşünün..Bir yanda ben Atatürkçüyüm diyen öğretmenler hapse atılıyor, sürgün ediliyor, işten atılıyor hatta katlediliyor, sadece öğretmenler değil, aydınların canına okunuyor, amaöte tarafta aynı anlayış öğretmenlere '' gün ihsan ediyor''... Bu ne yaman çelişkidir... Tarih insanoğluyla başka nasıl dalga geçer ki?


Neyse konumuz bu değil... Günü tartışmayalım.. asıl, öğretmen nasıl olmalıdır onu ele alalım...

Şu an öğretmen içler acısı durumdadır kanımca....evraka boğulmuş, şamar oğlanına çevrilmiş , üç kuruş fazla para alabilmek için hertürlü taklalar atan, hiç bir değer tanımayan bir niteliğe sahip hale getirilmiş- gelmiştir...

Öğretmen okuma sürecinden , kendini geliştirme sürecinden çok uzaktadır...Öğretmen bu gün okumaktan , apolitikleştirme adına sistemli olarak uzaklaştırılmaktadır..

Okumayan, kendini geliştirmeyen, sorgulamayan bir öğretmen tipolojisi ile apolitik bir toplumun yaratılması adına çok büyük katkılarda bulunulmuştur...

Bu günün öğretmeni hep güçlü olandan, hep menfaatten yanadır...Günlük ilişkilerde de , eğitsel süreçlerde de hep bu konumdadır...Politik tercihlerini de bu bağlamda yapmaktadır..

Öğretmen kişiliğine güvenilmez hale gelmiş- getirilmiştir.Arkasında konuştuğu ya da tutumunu , düşüncesini, ortaya koyduğu konseptini beğenmediğini ilan ettiği kişiyi, küçük menfaatler adına, ya da korksu , çekincesi adına destekleme yüzsüzlüğünü göstermekten çekinmez..

Eğitim camiasında yalakalık diz boyu duruma gelmiştir...Yalakalık, yağcılık beraberinde umut tacirliğini de geliştirmektedir

Eğitim sendikaları eğitim emekçilerinin haklarını aramaktan çok umut tacirliğinin, yalakalığın , işini yürütmenin odağı haline gelmiştir..

Öğretmen bu gün bilimin temsilcilerini değil, ağzından hurafeler fışkıran tarikat mürşitlerinin zebunu olmuştur..

Eleştirel düşünce yerine kabul, sorgulama yerine şakşakçıkılık, acaba daha mükemmeli olabilir miydi yerine, bunu buldun daha belanı mı arıyorsun tutumu,,,,


Ben zengin olayım... ben fazla derse gireyim, ben idareci olayım da başka kim ne yaparsa yapsın tutumu çok ön planda....

Öğretmen, bekarsa maaşlı biriyle evlenmenin, maaşlı biriyle evliyse ise daha fazla para kazanmanın hesabını yapmaktadır.. Ülke ve insanlık kaygısı öğretmende hemen hemen yok edilmiş- olmuş durumdadır...

İlmi mistisizm denen olgu öğretmenden uzaklaşmıştır.. Sosyal mistisizm uçup gitmiştir öğretmende...Artık öğretmen kapital merkezli bakmaya başlamıştır yaşama....

suskun, özgüvenden yoksun, güvenilmez, eğitimi pazarlama süreci, kendisini tezgahtar,idareciyi patron, öğrenciyi de müşteri olarak algılayan bir unsur halindedir öğretmen...

Öğretmen, teknolojiyi kullanan değil, teknolojiye boğulan bir varlıktır.. O kadar ki derste neredeyse kendisi hissedilmez hale gelmiştir...Merkeze konan öğrenci, ilmi mistisizmin olmadığı bir toplumsal yapıda bilginin mi yoksa bigisizliğin mi merkezindedir, bilen varsa söylesin...

ee.. hoca diğer meslek mensupları çok mu iyi de öğretmene yüklenirsin....? .. evet.. çürüme her tarafta... ama özellikle bu, öğretmende çok sırıtıyor, öğretmene hiç yakışmıyor kapitalizme entegre olmak....

Bu bağlamda şunları da ifade etmek isterim, elbette camiada çok değerli, onurlu, birikimli eğitimcilerde vardır.. Bunlar duruşlarıyla ideal öğretmenin portresini en mükemmel düzeyde çizerler.. Ama ben sapro çoğunluktan bahsediyorum...


Öğretmene , Atatürk Devrimcisi olmak yakışıyor...Öğretmene bu ülke adına gerekirse canını verebilecek , satın alınamıyan bir kişilik yakışıyor....

öğretmene karanlığa katılmak, karanlığı beslemek değil, karanlığı bir güneş olup yırtmak yakışıyor....

öğretmene yağcılık değil, muteriz olmak yakışıyor..

öğretmene buna da şükür değil, daha iyisi neden yok tavrı yakışıyor...

öğretmene yakışan, antiemperyalist olmaktır.. Tam bağımsız bir ülkeyi savunmaktır...

Öğretmene yakışan, bu ülkenin bütünlüğünü savunmaktır..

Öğretmene yakışan eşitliği savunmaktır...

Öğretmene yakışan tevazudur...

Öğretmene yakışan para değil, bilgi peşine koşmaktır...


Öğretmene yakışan öğretmektir, öyleki, sadece dünyanın nasıl döndüğünü değil, dünyanın içinde nelerin döndüğünü de...

Öğretmene yakışan Atatürkçü olmaktır.....Bu ülkenin değerlerini, bilimin penceresinden görüp sahiplenmektir...

Öğretmene yakışan, Atatürk için ve bu vatan için bedel ödeyebilecek cesarete ve alicenaplığa sahip olmaktır...

Öğretmene yakışan, en büyük sermaye onur, geleceğe bırakılacak en büyük sermaye ise onurlu bir yaşamdır diyerek yaşam yolunda kilometre taşı sayılabilecek bir ömür sürmektir...

ÖĞRETMENE YAKIŞAN, BU DÜNYA AŞKIN OLUNCAYA KADAR MÜCADELE VERMEKTİR... HEMDE YILMADAN...

  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40