1. YAZARLAR

  2. D. Ali TAŞÇI

  3. ÖĞRETMENLER GÜNÜ
D. Ali TAŞÇI

D. Ali TAŞÇI

Yazarın Tüm Yazıları >

ÖĞRETMENLER GÜNÜ

A+A-

 

            Öğretmenlik mesleğini özlüyorum. Zaman geçtikçe insanın içinde çocuklar adeta demleniyor ve tatlanıyor. Bu meslek, kalbinde sevgi barındırmayan insanların işi değildir.

            Toplumu oluşturan birçok unsur vardır; fakat bunlardan en önemlisi öğretmenlerdir. Elbette devletlerin bir programı, bir amacı vardır, ancak bu program ve amacı insana dönük harekete geçiren ve uygulayan bir numarada öğretmenlerdir. Devlet, amacını en başta öğretmenlerle gerçekleştirir. Geldiğimiz yerden memnunsak, mesele yok!

            Bizim yaşadıklarımızı hiçbir ülke yaşamadı. Düzeni kökünden değiştik. En başta yazıyı silip attık ve nesilleri bir anda ortada bıraktık. İnsanlar yazıyla düşünür ve anlaşırlar; yazı yoksa dilsiz ve sağır bir toplum ortaya çıkar. Birkaç yıllar yeni yazıya adaptasyonla geçti, İslam harfleri silinip atıldı. Ve en önemlisi, yeni diye adlandırılan kelimeler (sözcükler) metafizik duyarlılıktan uzak tutuldu. Bunun ne denli yıkım olduğunu bugün daha iyi görebiliyoruz.

            1940’lı yıllarda “Köy Enstitüleri” gündeme oturdu. Halkının büyük çoğunluğunun köyde yaşadığı bir ülkede “Köy Enstitüleri” önemli bir projeydi. Ne var ki, “üst akıl” bu projeyi bambaşka biçimde kullandı ve 1950’lerde kaldırıldı, ama tesirleri hâlâ devam ediyor.

            Ben bir Öğretmen Okulu mezunuyum. Okulumuz yatılıydı ve okulda mescit yoktu. Bırakalım mescidinin olmasını, “mescit olsun” diye düşünen, böyle bir endişesi olan ne öğrenci vardı, ne öğretmen, ne yönetici ne de veli! İnsanlar maverai düşüncelerden öylesine uzak tutulmuşlardı ki, rüyada bu tür bir şeyler görsen, rüyanı bir başkasına anlatamıyordun. Korkudan çok utanmaktan! Ve bu öylesine bir zehirdi ki, nesilleri perişan ediyordu!

            İnsanları bu kadar maverai dünyadan uzaklaştıran ne idi? Din, sadece köylülerin, gariplerin sığınağı durumuna getirilmişti. Beraber mezun olduğumuz, bizden önceki ve sonraki öğretmen arkadaşlarımın birçoğunun “FITRAT” derdi, maalesef, olmadı; olamazdı zaten, çünkü bu kavramdan uzak yetiştirilmişlerdi. Atomu bilmeden bilim adamı nasıl olamazsa, fıtratı tanıyamadan çocuk nasıl tanınacak ve yetiştirilecekti?

            Bugün dünyaya egemen olan insanların fıtrat sorunu var. Hepsi de bir öğretmenin elinden şekil almış. Eğitim, fıtratın hayat içinde gelişim sürecidir. Her tohum, toprağında ve ikliminde boy atar, meyve verir. İnsan tohumunun boy atacağı toprağı bozduk, tohumu tanımıyoruz ve ikliminden başka yerde onu yetiştirmeye çalışıyoruz. Sonuç; savaşlar, soy kırımları ve gözyaşları!

            “24 Kasım Öğretmenler Günü” bir cunta darbesinin “öğretmenlere armağanıdır!” 12 Eylül darbesinin getirdiği “rap rap öğretmenlik” anlayışının bir ürünüdür. Bunun ne anlama geldiğini o günleri yaşayanlar bilir. Öğretmenlere, “Senin derdin bilimden başka her şeydir.” zihniyetinin ürünüdür.

            Bugün, özellikle uluslar arası alanda, geldiğimiz konum budur; çocuklarımızı “yerli ve milli” yetiştirememek! Hangi toplum bu denli “hain” yetiştirebilmiştir? “Vatan, millet, Sakarya” diyenler, gerçek vatan ortaya çıkınca “asıl vatanları”na tüymüşlerdir.

            Bugün Türkiye’nin en önemli sorunu eğitimdir. Eğitimin düzelebilmesi için öğretmenlerin çok iyi yetiştirilmesi gerekmektedir. Okuyan, araştıran, ön yargıdan uzak ve insan aşkıyla dolu, evrensel düşünebilen öğretmenlere büyük ihtiyaç vardır.

            Öğretmenim, ben senin bir gününü değil, çocuklarımıza, fıtratları doğrultusunda, model olabilme yeteneğini kutlamak istiyorum.

D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.