• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Rize 4 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C
  • Trabzon 10 °C
  • Samsun 4 °C

OKUMAYI YASAKLAYAN ÖĞRETMENLERİME TEŞEKKÜR

D. Ali TAŞÇI

 

                İlkokulu, Rize’ye bağlı Pazar ilçesinin Tütüncüler Köyü’nde, yani köyümde okudum. İki sınıflı bir okulumuz ve iki öğretmenimiz vardı. Birleştirilmiş sınıflarda okuyorduk. Bu nedenle derslerimizin neredeyse çoğu “serbest çalışma”yla geçiyordu. O boş derslerde kitap okunabilirdi, ama kitap yoktu ki!

                Dördüncü sınıfa gelene kadar kitap görmedik. Bir gün “çıngıraklı zil”i çalmak için küçücük öğretmenler odasına girdiğimde,  birden duvardaki rafta dizili kitaplar fark ettim. Sıra sıra dizilmiş yirmiye yakın kitabı o gün gördüm. Daha önce orada kitap var mıydı yok muydu bilmiyorum. O gün o kitapları o rafta niçin gördüğümü (Meğer o kitaplar birkaç yıldan beri o raflardaymış!) biraz anlayabiliyorum.

                Babam eve “bakkaliye” yani yiyecek bir şeyler getirmişti. Bakkaldan alınan öteberi şeyler, gazetelerden dürülmüş “kese kâğıdı” na doldurulurdu. Böyle bir günde babamın getirdiği kese kâğıdını, başıma kep yapmak için halam açıverdi. Açış o açış! Gazetenin içinde yazılar vardı. (Gazetede yazı olmaz mı demeyin, ben ilk defa bir gazeteyi o gün görüyordum.) Gazetede şiirler (maniler) de vardı. Biri şöyleydi:

 “ Yârimin adı Fatma/ Ona aşkı anlatma / O bu yolda ustadır / Sen de beni aldatma.”

Aradan bunca yıl geçmesine rağmen ben bu “şiir”i unutmuyorum. Çok hoşuma gitmişti. Dördüncü sınıftaydım ve çocukluktan ergenliğe doğru giden yolun ucunda ışıklar belirmişti.

Bundan sonra öğretmenler odasındaki kitapların farkına vardığımı düşünüyorum. Onlar masal kitaplarıydı. Raftan indirip bir karıştırmıştım ve onları çok sevmiştim. Öğretmenime utana sıkıla ve korka korka yaklaştım ve tüm cesaretimi toplayarak kitaplardan birini istedim. Keşke istemeseydim, kızarak “olmaz!” dedi, “Yırtılır, sonra müfettiş geldiğinde ben ne söylerim ona?” Ağlamaklı bir yüzle yanından ayrıldım.

Ben şimdi ne yapacaktım? O kitapları okumak istiyordum. Babamın getirdiği gazetedeki gibi olaylar anlatılıyorduysa!.. Uykularım kaçıyordu.

Ertesi gün yine zili çalmak bahanesiyle öğretmenler odasına girdim. Rafta duran kitaplar içimi yakıyordu. Bir tane alacaktım, ama ya öğretmenim anlarsa; ya bana hırsız derse!.. Ama ben çalmayacaktım ki, sadece akşam evde okuyup ertesi gün onu yine okula getirecektim.

Öyle de yaptım, raftan bir kitap çektim ve koltuğumun altına sakladım. Kitabın adı mı? Unutur muyum? “ Ağlayan Narla Gülen Ayva.  Yazarı, Eflatun Cem Güney.”  Bir masal kitabıymış. Gece, idare lambasının altında ve yorgana bürünerek ve de ağlaya ağlaya bu masalı okudum. Ertesi gün bambaşka bir ben olarak okula gittim. Öğretmenim benim için ne söylerse söylesin, artık o raftaki bütün kitapları aynı metotla okuyacaktım; çünkü bunun tadı anlatılamazdı!

Öyle de yaptım, raftaki kitaplardan birini alıyor, akşam evde okuyor; ertesi gün onu okula getiriyor ve bir diğerini alarak heyecanla eve geliyordum. “Oğlum, dışarıda arkadaşlarınla oynasana!” diyen annemin sesini adeta duymuyordum. Aslında arkadaşlarıma okuduğum masalları anlatmıyor değildim; heyecanla onlara masalları anlatıyordum ve etrafımda bir hale oluşmasından da bayağı memnun oluyordum. Sonunda öğretmenime söyledim, yaptıklarımı; gülümsedi.

Bir gazete küpürüyle oluşan okuma merakım hep devam etti. Lise çağında da yine bir kese kâğıdında okudum Üstad’ımın ilk şiirini : “ Bu yağmur, bu yağmur, bu kıldan ince / Nefesten yumuşak yağan bu yağmur. / Bu yağmur, bu yağmur bir gün dinince/ Aynalar yüzümü tanımaz olur.”

Bayılmıştım şiire. Altındaki imza “Necip Fazıl Kısakürek”ti. Kimdi bu şair? Nerede yaşardı, nerede yazardı? O dönemler bizim için “yazar” demek, ulaşılamaz, adeta dünyalı olmayan insanlar demekti. Edebiyat öğretmenime sordum, “Bırak şu yobazı!” demez mi? “Yobaz” ne demekti, niçin bu kadar güzel şiir yazan bir şairi bırakacaktım?

Uzun hikâye, bu “Yobaz”ın ardına düştüm ve O’nu buldum!

Her iki öğretmenime de minnet borçluyum, bana okumayı yasakladıkları için! Onların yasakladıklarında buldum çünkü ben hakikati!

  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40