• BIST 107.700
  • Altın 144,091
  • Dolar 3,5280
  • Euro 4,1445
  • Rize 27 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 23 °C
  • Trabzon 26 °C
  • Samsun 24 °C

ÖLÜM KAÇKINLARI

D. Ali TAŞÇI

“ Sen beni sevmiyorsun artık!”
“ Nerden çıkarıyorsun?”
“ Önceki sevgine kıyaslayarak.”

Hayatta her şey zıddıyla biliniyor: Güzel-çirkin, gece- gündüz, uzun-kısa… gibi. Dünyanın zıddı yoksa buradaki yaşamın anlamsız olması gerekir ki, böyle bir anlamsızlıktan söz edilemez. Hayat, zıtların uyumudur.

Bütün konuşmalar, kavgalar zıtlar üzerine yürütülen fikir ve düşünceler sonucudur:
“ Geri kalmış bir ülkeyiz.” Kime karşı?
“ Çok zeki bir çocuk.” Kime göre?
“ Çok leziz bir yemek.” Neye göre?

Örnekleri çoğaltmaya kalkışırsanız bütün bir hayatı yazmanız gerekir. Öyleyse konuşmalar, fikirler, düşünceler insanın durduğu yere göre şekil alıyor demektir. Sana göre kötü, pinti, yaramaz olan biri, bir başkasına göre iyi olabilir. İnsanlar mutlak belirleyici olamaz; çünkü insan mutlak güç sahibi değildir. Mutlak güç sahibi olandır, zıtları yaratandır  belirleyici olan.

İnsan her şeyi “bilim”e göre mi düşünmek zorundadır? Bilim, deneyle tekrarlanabilen, beş duyuyla algılanabilen şeyleri avucunda toplar. Dünyanın zıddı olan Ahiret beş duyuyla algılanamaz ve hayatın zıddı olan ölüm de tekrarlanamaz. O zaman!.. Ölüm sonrası deneye tabi tutulamadığına göre Ahiret yoktur mu diyeceğiz? Peki o zaman hayatın zıddı nedir? Ölüm. Ya dünyanın zıddı?

Her sistem kurallarını kendi koyar ve müntesiplerini ona göre yönetir. Materyalizm de kendi kuralları doğrultusunda “mümin”lerine açılımlar sunar. Hangi sistem olursa olsun, sizin varlığınızla çelişiyorsa, duyu ve duygularınızla bağdaşamıyorsa o sizi kendinizle tanıştıramaz, yabandır.

Ben size bir şey diyeyim mi, hayatın biricik, yani tek gerçeği olan ölümü izah edemeyen hiçbir görüş, düşünce sizi mutluluğa götüremez. Uygarlıklar içinde debelenen bütün “izm”ler, düşünce ve fikirler aslında ölümden kaçan insanların kanlı ayak izleridir ve tarihin feryadıyla yüklüdür. Ölümün, yani faniliğin yumuşatamadığı insan saldırgandır; paraya, makama, şehvete; yani dünyaya saldırır. Hayatı hep savaş içinde geçer ve sonunda ölüme yenilerek tuş olur.

Burada dikkat edilmesi gereken durum, bu tarz saldırganların topluluklarına karşı güçlü olmak, onların saldırılarını püskürtecek donanıma sahip olmak şarttır; yoksa hayat savaş arenası olur, her şey toz duman içinde kaybolur gider; bugün olduğu gibi.

Bugün yaşamı kuran insanlar, ölüm kaçkınıdır. Zıtları içlerinde barındıramadıklarından huzursuzdurlar ve sürekli saldırıyorlar. Zıtları içlerinde barındıranlarsa, ölümü yendiklerinden ölümsüzlüğe ulaşmışlardır ve onları yok etmek de bu nevzuhurların haddi değildir.

Bugünü kötü görenler, dünün iyisine göre değer üretiyorlar. Yarın da inşallah bugünden iyi olacaktır; çünkü hayat, mevsimler gibi dönüp dolanıyor; kıştan sonra bahar gelir.

  • Yorumlar 7
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40