• BIST 90.182
  • Altın 146,281
  • Dolar 3,6195
  • Euro 3,9306
  • Rize 10 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 13 °C
  • Trabzon 9 °C
  • Samsun 11 °C

PKK sorunu nasıl çözülür (3)

Osman KAYA
ALINMASI GEREKEN EĞİTİME YÖNELİK ÖNLEMLER
Eğitim bir milletin öncelikli sorunudur. Her konu şu ya da bu düzeyde eğitime bağlıdır. Dolayısıyla PKK sorununun çözülmesi de aslında öncelikli olarak eğitim sorununun çözümüne bağlıdır.

Doğu ve Güneydoğunun eğitim sorunu çözülmemiştir. Bunun asıl nedeni Türkiye’nin eğitim sorununun çözülmemiş olmasıdır. Bu konu başlı başına bir konudur ve ayreten işlenecektir. Ama kısaca değinmekte fayda var.

Bana göre Doğu ve Güneydoğu’nun eğitim sorunu okul kurmakla çözülmez. Okulların içini bilgisayarla donatmakla da. Tamam, bunlar gerekli ama ihmal edilen, göz ardı edilen bir şey var. O da öğretmen faktörüdür. İnsan biyo-psiko-sosyo- kültürel bir varlıktır. Ve eğitim bu varlık katmanlarının tümüne hitap edip yönlendirmek durumundadır. Bu da ancak öğretmenle olur.
PKK sorununun en önemli çözüm ayağı, terörle mücadeledir. Terörle mücadelenin en önemli sacayağı, PKK’ya militan akışının durdurulmasıdır. Militan akışının durdurulmasının en önemli sacayağı da sağlam temellere dayalı eğitimdir.

En basit bir örnekle açıklayacak olursak Güneydoğuda, herhangi bir okulda öğrencilerin gür sesle okuduğu İstiklâl Marşı, PKK militanlarının ve PKK hareketinin üzerinde en az bir şerit dolusu uçaksavar mermisinden daha fazla etki yapar. Ancak, İstiklâl Marşı’nın anlamını öğretebilecek ve kavratabilecek öğretmenlerin o okulda bulunması şartıyla.

O halde PKK sorununun çözüm ayaklarından biri (nasıl bu gün özel harekât timi düşünülüyorsa) bölge insanını aydınlatabilecek özel eğitim timi de diyebileceğimiz bir öğretmen kadrosudur.

Bölgedeki eğitim sorunu oradaki gençlere, çocuklara, yetişkinlere, kısacası oradaki insanlara matematik, fizik, kimya, biyoloji, tıp öğretmekle çözülmez.

Siz tıp öğretirsiniz adam kalkar PKK’nın revirinde çalışır. Siz makine bilgisi verirsiniz adam kalkar PKK’nın bozulan silahlarını tamir eder. Siz kimya öğretirsiniz o adam kalkar PKK’nın uyuşturucu üretim atölyesinde çalışır.

Sağlam bina sağlam temeller üzerinde kurulur. Sağlam öğretim de sağlam eğitim temelleri üzerinde inşa edilir.

Siz iyi bir doktor yetiştirmeden önce iyi bir vatandaş yetiştirmelisiniz.

Bunu da ancak tecrübeli, idealist, kendini yetiştirmiş, formalitelere, evraklara boğulmayan, yetkileri, olanakları geniş, ekonomik durumu iyileştirilmiş, ona buna muhtaç duruma düşürülmemiş öğretmen kadrosuyla yapabilirsiniz.

Bu bölge insanına öncelikle Atatürk’ü anlatmalısınız. Atatürk’ü kavratmalısınız. Yıllarca Atatürk’ün önemi yeterince anlatılmadan bölge tarikat şeyhlerine, ağalara, şarlatan politikacılara, yanlış tutumun içinde olan bazı bürokrat ve içinde bulunduğu konumu yanlış kullanan bazı yetkililere teslim edildi. Para akışı sağlandı, vatan millet bayrak ve insanlık sevgisi değerlerinden mahrum, Atatürk’ü anlayamamış insanların elinde bu paralar da çarçur edildi ve bu günlere geldik.
Bu nedenle en temel adımın Atatürkçülük üzerine kurulu, Atatürkçülüğü de darbeci emellerine alet etmeyen, aydınlanmacı gerçek Atatürkçü perspektiften anlatan bir eğitim sistemi olduğunu düşünüyorum.

Ondan sonra Türkiye’nin değerlerini, temel ilkelerini, kırmızıçizgilerini, bu ülke insanının kardeş olduğunu, ayıranların, bölenlerin kalleş olduğunu, bu ülkenin pek çok sorunu olduğunu, bu sorunların savaşarak değil anlaşarak çözülmesi gerektiğini, bizim gerçekten ancak bu ülkede mutlu olabileceğimizi, bu ülkenin daha güzel yarınlara ulaşmasının yolunun birlik, beraberlik, dayanışma ve daha fazla demokrasi istemekten geçtiğini anlatmalısınız.

Herkesin her türlü inanç içinde birbirine zarar vermemek koşuluyla yaşayabileceğini, Türkiye’nin bu anlamda mermerden bir mozaik olduğunu, farklılıklarımızın ayırıcı değil birleştirici bir rol oynaması gerektiğini de anlatmalısınız.

Daha sonra hangi bilgiyi verirseniz verin, verdiğiniz her bilgi vatana ve millete hizmet olarak döner.

Bütün bunları ancak o elleri öpülesi, 24 Kasım’dan 24 Kasım’a hatırlanmayan, bütün yıl, baş tacı edilen, kuru bir övgüye talim ettirilip bir Hindistanlı Yogi gibi yoksul, çaresiz, ona buna muhtaç ve öğretmenlik dışında başka bir iş yapmadan geçinmek zorunda kalmayan, ya da eğitimi paralı hale getiren, parayla dışarıda ders vermek zorunda kalmaya mahkûm olmamış öğretmenlerle yapabilirsiniz.
Azarlanmayan, alçaltılmayan, başka kurumların ürettiği projelerin oyuncağı olmayan, kendi projesini kendisi üretebilecek kadar özgür ve donanımlı öğretmenlerle yapabilirsiniz.

Öğretmenliği ders anlatmak, evrak doldurmak, öğretmen evinin kamelyasında bira yudumlamak olarak anlamayan öğretmenlerle yapabilirsiniz bunu.

Güneydoğuda herhangi bir ilçede görev yapıp öğretmen evinin kamelyasında bir mavi gözlü bayanla karşılıklı bira yudumlayıp, sokak ortasında bir ineğin bıraktığı dışkılara ve onun üzerinde oyun oynayan, yüzleri kir pas içindeki çocuklara bakarak, “Ah, ah… Şimdi boğazda bir okulda olmak ve boğazın kıyısındaki bir öğretmen evinde yudumlamak vardı şu elimizdeki birayı. Ne işimiz var bu Allahın belası yerde” demeyen, boş zamanını bölge insanına yaklaşarak onlarla dostluk kurarak, Atatürkü ve bu ülkenin değerlerini anlatarak geçirebilecek öğretmenlerle yapabilirsiniz bunu.

‘’Bu kasaba halkının yüzde 80’inden fazlasının tokalaşmak üzere uzattığı el pistir, ben bu eli alırken midem bulanır.’’ demeyen, gerçekten öyle olsa bile ‘kendi memleketimin insanıdır. Daha da önemlisi insandır. Dolayısıyla uzattığı el baş tacı edilmeye layıktır’ diyebilecek âlicenaplığa sahip öğretmenlerle yapabilirsiniz bunu.

Çanakkale’de, Yemende, Trablusgarpta, Dumlupınar’da, Kocatepe’de, Sakarya’da, İnönü savaşlarında omuz omuza savaşan dedelerin torunlarının, hangi fitne güçlerle birbirine düşman edildiğini bilip anlatabilecek donanıma sahip öğretmen gerekli bunun için. Ve yine PKK mikrobunun hangi ateşle yakılabileceğinin sırrına ermiş bir öğretmende.

Böyle öğretmeni en büyük ideali bir makama geçip o makam koltuğa Japon yapıştırıcısıyla yapıştırmak olan, gölgesinden korkan ve bu korkudan mütevellit, iyi idareciliği ve öğretmenliği anlamsız evraklara boğulmak olarak algılayan, hakkı söylemekten aciz, korkak, sinik ve silik, kafasını mensubu bulunduğu siyasal oluşumun temsilcisi olan kişilerin cebine sokmuş, her türden muhalefeti bozgunculuk olarak algılayan, muhalefet edeceği konuda bile icazetini ağabeylerinden alacak kadar kişilik fukarası olan, rap ile heavy metalle yetişen, Tarkan’la pislenen, ya da hurafelerle bezenmiş inançları din olarak algılayan, şeyhini peygamber, tarikatını din sayan ve bu yanlış anlayış üzerinden Atatürkü haksızca eleştirmek yanlışına düşen, en büyük hedefi araba modelini yükseltmek, bir dairesi varsa bir daire daha almak olan, evladını iyi insan, iyi yurttaş olarak değil de iyi diploma sahibi yapmak olan, çift maaş illa da çift maaş ateşiyle yanan ve bu uğurda öğretmenler odasında, öğretmen evinde veya herhangi bir bekâr bayan memur karşısında köçek gibi oynayan, çeşitli şaklabanlıklar yapan ‘öğretmencikler’ arasında aramayın, hayal kırıklığına uğrarsınız.

Yüreğini Pir SULTAN, Dadaloğlu, Karacaoğlan, Köroğlu türküleriyle yıkamış, Çanakkale türküsüyle düşmanın üzerine gidebilecek kadar idealist ve ‘hoş gelişler ola, Mustafa Kemal Paşa’ türküsüyle yürüyüşüne ritim veren öğretmenler gerekli bu mücadele için.

Böyle öğretmenlerde gökten zembille inmez. Ancak Atatürk’ün öğretmeni olan ve Atatürkçülüğü baş tacı ve temel yaşam öğesi haline getiren okullarda yetişir bu öğretmenler.

O halde soralım:

‘Türkiye’de pek çok sorunun olduğu gibi PKK sorununun çözümünün anahtarı da ATATÜRKÇÜLÜK değil mi?’

Elbette ki EVET!

Bu durumda bölgede eğitim sorunu ancak ATATÜRKÇÜ ÖZEL EĞİTİM TİMİ ile çözülür. Böylesine bir kadro oluşturulmalı, özel olarak bir daha eğitilmeli, tam yetki ve donanım ve olanakla donatılıp bölgeye gönderilmelidir.

Ben bölgede 3 yıl görev yaptım. Böyle bir girişim olursa yine gönüllüyüm.

PKK sorununa yine devam edeceğim.
  • Yorumlar 15
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40