• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • Rize 4 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C
  • Trabzon 9 °C
  • Samsun 3 °C

RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ

Ali GÜNAY

Ramazan ayı bereket, mağfiret ve sabır ayıdır.                    

Ramazan denince aklımıza başta oruç olmak üzere zekât, fitre, namaz, teravih, sahur ve iftar gelir.

Dinimizde; her ibadetin bir amacı ve insana katacağı faydalar vardır.

Oruç ile aç olanın halinden anlar, sabırlı olmayı fitre ve zekât ile de sosyal dayanışmayı sağlarız.  “Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir” diyen bir din anlayışına mensubuz. Yaşamı boyunca iki lokma boğazından geçmemiş, çöplüklerden, cepleri şişirenlerin yemek artık ve kırıntılarını toplayarak beslenmeye çalışan, açlıkla boğuşanların halinden bu ayın fazileti sayesinde anlarız. Anlarız da kaçımız açları doyurmaya çalışırız?

Malının kırkta birini zekât olarak vererek, tutamadığımız orucun karşılığı olarak verilen fitre ve sadaka ile sosyal dayanışmayı sağlarız. Ancak kim malının kırkta birini veriyor ki? Kırk milyarlık mal varlığı olanların kimisi devletten vergiyi kaçırmak için türlü hilelere ve oyunlara başvururken bir milyar mı zekât verecek?

Her ibadetin kendine göre bir önemi vardır. Ancak biz ibadetleri de işimize geldiği gibi uygularız. Ramazanda namaza başlarız. Cuma kılmazken bayram namazına koşarız. Farz namazlarını atlayıp sünnet olan teravih namazlarını eda ederiz. Sahura kalkmayıp akşam geç vakitlerde sahur yemeğini yeriz. Kuranı ayetlerini anlamak için okumayıp kulaktan kulağa dolaşan çeşitli hurafelere inanırız. İftar sofralarında oruç açmayı beklemenin, gecenin son çeyreğinde sahura kalkmanın insana verdiği manevi zevkten mahrum kalırız.

Şatafatlı iftar yemeklerini gösteriş haline getirir, yardıma muhtaç olanlara paylaştığımızı reklam konusu yapar kendi siyasi emellerimize alet ederiz.

Ramazan ayının hoş görü ve sabır ayı olduğunu unutur, herhangi bir sebeple orucunu tutamayanlara tahammül gösteremeyip şiddete bile başvururuz.

Kuran-ı Kerim bu ayda indirilmiş, Allah Peygamberimize ilk  “oku” emrini anlatan ayeti bu ayda bildirmiş. Bunun gereği olarak mı bilmem çoğumuz bu ayda Kuranı Kerimi yüzünden okuyup hatim indirmeye çalışırız. Anlayarak okumayı es geçeriz. Yüzünden Arapçasını okumanın yanında anlamlarını bilerek okumanın çok daha önemli olduğunu, gerçek dini bilgi ve ibadetlerin bu yolla öğrenmenin daha sağlıklı olacağının farkına varmayız.

 Size bazı ayetlerin Türkçelerini paylaşmak istiyorum: Düşünerek okumanızı tavsiye ediyorum.

  • “ Kim malından harcarsa ona cenneti kolaylaştıracağız.” Leyl: 5-7
  • “öksüze vermiyorsunuz, yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz, her şeye aç gözlülükle saldırıyorsunuz, mala mülke gözünüz doymuyor yığdıkça seviyorsunuz…” Fecr: 17-20
  • “Bir zenginlik yarışıdır oyalanıp duruyorsunuz, mezarlarınıza girinceye kadar süren bir oyun ve oynaş…Bunun size nasıl bir ateş çemberine yuvarlamakta olduğunu çok yakında göreceksiniz. Tekasür:1-6
  • Dini yalanlayan (dinin direğini yıkan) kimdir bilir misiniz? Öksüzü hor görür, yoksulun halinden anlamaz. Gösteriş için namaz kılar, vay onların haline!.. Maun:1-6
  • Boyuna mal istif ederek sayıp duranın vay haline! Sanır ki malı kendisini sonsuza dek yaşatacak. Hümeze:2-3

Peygamberimiz veda hutbesinde insanlara; “ Ey müminler!, Ey iman edenler!, Ey Müslümanlar” gibi hitaplardan herhangi birisi ile başlamayıp; neden

“Ey Allah’ın kulları!” diyerek hitap etti?

  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40