• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Rize 19 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 12 °C
  • Trabzon 18 °C
  • Samsun 19 °C

Sanatın Önemi ve Kişilik Eğitiminin Topluma Olumlu Yansıması

Şükran Yangın Üst

Eğitilmiş insan her yönüyle gelişmiş bir kişilik ve toplumsal sorumluluk bilincine ulaşmış insan demektir.. Hızla değişen dünyanın dinamik yapısına ayak uydurabilmek ancak yaratıcı güçlerle donanmış bir kişilik geliştirmekle olasıdır. Doğuştan yaratıcı güçlere sahip bireyin bu gücünün ortaya çıkarılması yollarından biri de insanın “estetik eğitimi” yani sanat yoluyla eğitimidir.

Bu anlamda kişilik eğitimi sanat eğitiminin amaçlarından biri olmaktadır.

Goethe de bireydeki doğal yapının açılıp gelişmesi için “en değerli kişilik eğitimi” yolunun sanat olduğunu vurgular. Ona göre çok yönlü eğitim, kişiliğin bütünlüğünü kapsayabilecektir.

Uygarlığın batılı dünyanın yaşam biçimi olduğu, günlük yaşamda çevresinde özenle yapılmış eşyalar, düzgün çizgiler, güzel yollar, farklar gören, buralarda oynayan, çalışan batılı öğrencinin düzgün olmayanı tanımadığını gözlemleyebiliriz.

Böyle bir görünümün temelini oluşturan sanat eğitimi, ilk ve orta öğretimin temel çalışmaları olmaktadır. Düzgün yaşam alanlarında büyüyen gençlerin,öğrencilerin ,düzgün çizgi çizmede güzel araç tasarlayıp, gerçekleştirebilmekteyken; çevresindeki her şeyin düzgün olmadığı ortamda büyüyen öğrencilerimizin neden düzgün iş çıkaramadıklarının bir nedeni olarak görmeli. Çevre ve öğretim çevresinin belirleyiciliğinin sanat alanında daha somut örneklerle ortaya çıktığını söyleyebiliriz

Çarpık kentleşmenin getirdiği olumsuz koşullar o kadar çeşitli ve girifttir ki; erozyona uğramış, kimlik bunalımına düşmüş, yaşam kalitesini düşünemeyecek durumdaki kitlelerin içinden gelen öğrencide estetik kaygı yaratmak, güzeli-iyiyi tanımalarını, bulmalarını beklemek gittikçe uzaklaşan bir hedef olmaktadır.

Bu nedenlerle günümüz sanat eğitimcisi toplumsal analizleri takip edecek, yeni kuşak bireyin beklentilerini çözümleyebilecek bilgisinde olmalıdır. Çünkü çevrenin eğitime sunduğu olumsuz koşullar değişmiyorsa ve değiştirilemiyorsa eğitim uygun evreyi yaratmalıdır. Koşullara teslimiyetçi olmayan bir yaklaşım benimsemek zorundadır. Bütün bunları dikkate alarak düzenlenmiş eğitim programları içinde yaratıcılığı engellenmemiş gözlem gücü ve beğenisi incelmiş bireyler, eğitim dışına çıktıkları zaman -güzeli ve iyiyi- seçici olacaklardır. Eleştirel yanlarıyla çevrelerini olması gereken en iyiye, en güzele çekme gereksinimini hissedeceklerdir.

“Eğitimin modern olmayan maddi koşullarla çarpışma zorunluluğu ve çevrede modern biçimlerin olmayışı karşısında, eğitim ile bu yokluğu giderme zorunluluğudur… Çağın gereksinimlerini öğrenciye kazandırmalı ve modern yaşamla uyuşmayan, eğitime baskı yapan etkilerle çarpışabilmek olmaktadır.”

Eğitim her zaman sonuçlarını ileride alacağımız bir yatırımdır. Bu anlamda eğitim yoluyla birey üzerinde nasıl bir değişim yaratabiliyorsak ona çok yönlü cevap verebilecek kapsamlı bir sanat eğitimi de oldukça uzun vadeli bir yatırım olacaktır.

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40