• BIST 82.828
  • Altın 147,822
  • Dolar 3,8219
  • Euro 4,0676
  • Rize 6 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 3 °C
  • Trabzon 6 °C
  • Samsun 4 °C

SEVİLMEYİ ÇOK SEVDİM!

D. Ali TAŞÇI

 

Bir arkadaşım “ben” dedi, “filanca arkadaşımı çok seviyorum.”

            “Peki, niçin sevdiğini söyler misin bana?” dedim.

            “Bir kere” dedi, “duygularımı paylaşıyor. Sonra, değer verdiğim şeylere değer veriyor…”

            “Yani” dedim, “sana uymaya çalışıyor!”

            “Hah” dedi, “aynen öyle!”

            Kimleri, niçin sevdiğimizi bir kez daha düşünebiliriz. Sevdiklerimizi, bizim dünyamızı paylaştıkları için, bizim paralelimizde yürüdükleri için mi seviyoruz, yoksa her şeye rağmen mi?

            Televizyonlarda görüyoruz, genç, kendisini küçük yaşta terk ettiği için anne ve babasına karşı sevgisizliğini, hiç çekinmeden, onların yüzüne karşı haykırabiliyor.

            Delikanlı veya genç kız, karşılık bulamadığı zaman “yılların sevgisi”ni bir anda bitirebiliyor.

            Eşler, aile içinde birbirlerini yansıtamaz duruma düştüklerinde sevgi aynaları körelmiş oluyor ve ayrılık sökün ediyor.

            Örnekleri çoğaltabiliriz.

            Hangi tür kişi, söz ve davranış olursa olsun, onlar, bizi yansıtıyorlarsa, bizim için bir anlamı var ve sevgiye layıktır. Aksi takdirde her şey anlamsızdır ve duyarlı tarafı yoktur.

            İnsan, başkalarının gözüne baktığı zaman bile orada kendini görüyor; göremese acaba o gözlere bakar mıydı?

            Sevilmek isteyen biri, kişiye veya topluma kendini değil, muhatabını sunmalıdır; çünkü hiç kimse kendi merkezinin dışında hayatı algılamaz.

            Başkalarına sunduğumuz aynaya da dikkat etmeliyiz, çukur ayna veya tümsek ayna olmamalıdır; onlar görüntüyü değiştirir, dengeyi bozar. Muhatabımıza düz ayna sunmalıyız ki, orada kendini aynen görsün.

            Gençler çoğu zaman birbirlerine çukur ayna tutarlar; muhataplarını olandan büyük gösterirler. Karşı taraf da buna teşne olduğundan seve seve bu durumu kabul eder. Sonra bu durum evlilikle sonuçlanırsa, evlilik sonrası hayat düz aynaya ya da tümsek aynaya dönüştüğünden, işler sarpa sarar.

            Hayatın dört köşesi aynalarla kuşatılmıştır. Kim, nereye bakarsa orada kendini görür. Kendimizi göremediğimiz her yer, güneş de alsa, karanlıktır.

            İnsan kendini tanırsa, sevgisinde de dengeyi yakalar. Başka insanların da kendine benzediğini görür. İşte o zaman başkalarının iç dünyalarını karartacak davranışlardan kaçınır. Bunu yapınca, kendi iç aynası cilalanır ve net görüntü verir. Bu aynaya bakanlar kendilerini orda net gördüklerinden, ayna sahibini severler.

            Sevgiyi yansıtabilen insan sevilir.

            Başkalarının kötü davranışlarını, iç dünyanızın paratoneriyle toprağa gömebiliyorsanız aranan, sevilen insan olursunuz. Sevilen insanı kıskanmak yerine niçin sevildiğini araştırmak daha akıllıca bir iş değil midir?

            Pisliği ne kadar yıkarsanız yıkayın temizleyemezsiniz; çünkü pislik, yıkanmakla temizlenmez. Fakat onu toprağa atarsanız gider bir ağacın köklerine yem olur, sonra elmaya durur, siz de onu lezzetle yersiniz.

            Sevgi, pislik gibi duran insanları ve onların davranışlarını gönül toprağına gömmenin adıdır. Bunu yapabilen insanın her dalından sevgi meyvelerinin sarktığını görürsünüz. Her şey ve herkes onun etrafında halelenir.

            Kırdık aynaları, bin parça ettik; şimdi kendimizi paramparça olarak görüyoruz. Gözümüze gelen görüntülerin hiçbiri insanı yansıtmıyor; çünkü insan parçalanmayı kabul etmeyen varlıktır.

            Biliyor musunuz, sevgi, ruhun yansımasıdır, şehvetin değil. Ruh sonsuzluk yolcusudur, şehvet anlık. Sevgiler neden kısa vadeli demeyin, onlar sevgi değil, şehvettir. Yoksa sevgi sonsuza dek devam eder.

            Sonsuza dek sevgiyle kalacak olanlar, Sonsuz Varlık’ı sevenler olacaktır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 474 76 40