• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Rize 13 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 9 °C
  • Trabzon 22 °C
  • Samsun 19 °C

SIMAVNA KADISIOĞLU ŞEYH BEDRETTİN

Osman KAYA

'' Arzum ki beşeriyet eşit yaşaya her fert Güneş misali eşit, Toprak misali cömert Şeyh Bedrettin.. Şeyh Bedreddin bu toprakların tarihinin en ilginç şahsiyetlerinden biridir. Bedrettin, öteki tarihimizin kilit noktalarından biridir.Saklı tarihimizin...Linç edilmiş, gözardı edilmiş, apar topar kaçırılmış bir yüce şahsiyettir Sımavna kadısı oğlu Şeyh Bedrettin..Şeyh Bedrettin , her onurlu , asil ve muhalif insanın diğer adeta.. O pirdir... Bedrettin, Yoksulların o zamandan bu güne yükselen sesidir. Kula kul olmamanın, saltanatın ve zulmu reddetmenin yüzyıllar boyu çınlayan bir güzel ismidir Bedreddin..Devrimci kişiliğin dünden bu güne uzanan bir güzide ismidir..Ona selam olsun yeryüzünün tüm mazlumlarından... Kuşkusuz bizim tarihimizde de çok kanlı tablolar vardır.. Sömürünün gırtlağa kadar uzandığı pek çok zaman dilimi olmuştur.. Eğer Şeyh Bedrettin başta olmak üzere öteki tarihimizin önemli isimleri galip gelebilseler kuşkusuz ki tarihimizin ve genel olarak tarihin akışı çok farklı kulvarlarda olacaktı... Ama olmadı.. Bedreddin piri , yağmurlu bir sabah Serez Çarşısında astılar....Ve zulum inişli çıkışlı bir grafikle sürdü geldi... Taa ki Mustafa Kemal Atatürke kadar.... Şeyh Bedrettin (d: 1359-ö: 1420) İslâm tasavvufunun Vahdet-i Vücud okuluna mensup Osmanlı mutasavvıfı, filozofu ve kazaskeri Şeyh Bedreddin İsyanı diye bilinen dini ve siyasi ayaklanmanın lideridir. Özellikle 15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu Fetret Devri sırasında desteklediği Musa Çelebi'ye verdiği destek ve çağdaş sosyalizm uygulamalarını çağrıştıran yönetim yöntemleriyle bilinmektedir. Bedrettin in yaşamı tarihten silinmeye çalışılmıştır, Osmanlı egemenlerince..Bunun da anlaşılır sebepleri vardır... Çünkü o, Osmanlı egemenlerine karşı en tutarlı ve en samimi muhalefetin adıdır...Yaşamı hakkında bilinenler büyük oranda torunu Hafız Halil'in yazdığı Menakıbname'ye dayanır. Şeyh Bedreddin'in atası olan Abdülaziz, Osmanlı beyliğinin Rumeli fethine katılmış ve Dimetoka'da yapılan savaşta hayatını kaybetmiştir. Franz Babinger'e göre II. İzzeddin Keykavus'un kardeşi Abdülaziz'in Musevi asıllı hanımından olan İsrail adındaki oğlu, Dimetoka kalesi Rum Beyi'nin kızı olan Melek Hatun ile evlenmiş ve bu evlilikten Şeyh Bedreddin doğmuştur. Şeyh Bedreddin, Edirne yakınlarında ve Karaağaç ile Dimetoka arasında kalan Samona kalesinde doğduğundan kendisi Samavna kadısıoğlu diye tanınmış, daha sonradan yakıştırma sonucu yanlışlıkla Kütahya'nın Simav yerleşimiyle ilişkilendirilerek Bedreddin Simavi denilmiştir. Şeyh Bedreddin eğitim çağına gelince Bursa'ya gelerek ders arkadaşı Bursalı Kadızade Rumi diye bilinen Musa (meşhur matematikçi ve astrolog) ile birlikte onun babası Bursa kadısı Koca Mahmud efendiden ve daha sonra da Konya'da Allame Feyzullah'dan ders almıştır. Buradan sonra önce Suriye'ye ve sonrasında Kahire'ye gitmiştir. Burada Mübarekşah Mantıki'den ilahiyat, felsefe ve mantık okuyarak yüksek eğitimini tamamlamış ve bu arada Kahire'de inziva halinde yaşayan Hüseyin Ahlati'den de tasavvuf okumuştur. Onun emriyle Tebriz'e ve sonrasında Kazvin'e giderek Bâtınî inancını öğrenerek Kahire'ye dönmüştür. Şeyh Bedreddin, Memlûk sultanı Berkuk' un saygı gösterdiği Hüseyin Ahlati'nin tavsiyesiyle sultanın oğlu Ferenc'in hocalığına tayin edilmiş ve burada bulunduğu sırada fıkıh eserlerini yazmaya başlamış ve 1397'de şeyhinin ölmesi üzerine onun yerine şeyh olduktan bir süre sonra Anadolu'ya dönmüştür. Anadolu'ya geldiği zaman yerleşimleri dolaşarak tasavvufunu yaymaya başlamıştır. Şeyh Bedreddin önce Karaman ve Germiyan Beyliklerinin topraklarına gider. Gittiği yerlerde tanınmaktadır. Buradan Menderes Vadisi boyunca ilerleyerek Aydın'a gelir. Menakıbname'ye göre, yolu üzerindeki Nizar köyünde en önemli müritlerinden Börklüce Mustafa ile tanışır. Daha sonra Tire üzerinden İzmir'e geçer. Menakıbname'de İzmir'den, Hıristiyan nüfuslu Ceneviz hakimiyetindeki Sakız Adası'na geçtiği anlatılır. Kütahya ve Domaniç üzerinden Bursa'ya yaptığı yolculuğu sırasında Sürme köyünde diğer önemli müridi Torlak Kemal ile tanışır. Rumeli'ye geçerek Edirne'ye yerleşen Şeyh Bedreddin burada kendisini ziyarete gelenlerle görüşerek faaliyetlerini genişletmiştir. Şeyh Bedreddin'in bu faaliyetleri Osmanlı Devleti'nin parçalanıp şehzadelerin birbirleriyle mücadele ettiği döneme denk gelmiştir. İlim ve erdemi etrafta duyulmuş ve Edirne'de hükümdarlığını ilan etmiş olan Musa Çelebi tarafından 1411 yılında kazasker tayin edilmiştir. Çelebi Mehmet kardeşi Musa Çelebi karşısında galip gelip 1413 yılında hükümdar olunca Şeyh Bedreddin kazaskerlik görevinden alınmış, ilim ve erdemine saygı duyulduğundan maaş bağlanarak İznik'te oturtuldu. Şeyh Bedreddin, eski müritleri Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal ayrı ayrı yerlerde (Aydın ve Manisa) faaliyetlerini arttırdıklarını duyunca hacca gitmek bahanesiyle çocuklarını bırakarak Kastamonu'ya gitmiş, buradan da Karadeniz yoluyla Eflak voyvodasının yanına gitmiştir. Eflak'tan ayrılarak Osmanlı topraklarına geçerek Silistre, Dobruca ve Deliorman taraflarında görüşlerini yayarak çok sayıda taraftar kazandıktan sonra ayaklanmanın merkezi olarak Deliorman'ı seçmiştir. Şeyh Bedreddin üç ayrı yerde birden müritleriyle birlikte ayaklanma çıkartmıştır. Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal isyanlarının bastırılması sonucu Şeyh Bedreddin ve yanındakilerin morali bozulmuş ve şeyhin etrafındakilerin bir kısmı dağılmıştı. Küçük bir çarpışmadan sonra ele geçirilen Şeyh Bedreddin padişahın bulunduğu Serez'e gönderilmiş ve burada yargılanan Şeyh Bedreddin 1420 yılında Serez'de idam edilmiştir.1961'de kemikleri, Divanyolu'ndaki II. Mahmut Türbesi haziresine defnedilmiştir. Kazaskerliği sırasında kethüda olarak yanına aldığı Börklüce Mustafa, Bedreddin'in sürgüne gitmesiyle beraber Aydın'a döner. Burada Osmanlı idaresinden memnun olmayan köylüleri ve yoksul dervişleri etrafına toplayarak isyan eder. İsyanın merkezi Karaburun Yarımadası'dır. İsyancıların sayısını Bizanslı tarihçi Dukas 6.000, Osmanlı tarihçilerinden Şükrullah bin Şehabettin 4.000, İdris-i Bitlisî ise 10.000 olarak verir. İsyanı bastırmak üzere harekete geçen Saruhan Beyinin ordusu bozguna uğrar. Bunun üzerine Sultan Çelebi Mehmed (I. Mehmed) oğlu Murat ile veziri Beyazıt Paşa'yı bölgeye yollar. İsyan bastırılır, isyancılar Börklüce Mustafa'nın gözü önünde kılıçtan geçirilir. Börklüce Mustafa ise bir deve üzerinde çarmıha gerilerek öldürülür ve şehirde gezdirilir. Börklüce isyanıyla muhtemelen aynı zamanlarda, Manisa civarında Torlak Kemal liderliğinde bir isyan daha patlar. Daha küçük olan bu isyan da şiddetle bastırılır ve isyancılar öldürülür. Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal isyanlarının Bedreddin'in onayıyla gerçekleşip gerçekleşmediği belirsizdir. Ancak bu kişilerin Bedreddin'in müritleri olduğu konusunda tüm kaynaklar hemfikirdir. Bedreddin gizlice Sinop limanından Rumeli'ye kaçar ve Deliorman bölgesinde Alevi Türkmenlerin yoğun yaşadığı bölgelerdeki propaganda faaliyetleri yürütür. Üzerine gönderilen Osmanlı kuvvetleri isyanı bastırır ve Şeyh Bedreddin yakalanarak Serez'e padişah I. Mehmed'in huzuruna getirilir. I. Mehmed Şeyh Bedreddin'in idamını infaz etmeden önce ulemaya danışır ve fetva ister. Şeyhülislam ve beraberindekilerin kararı idam olmuştur. Şeyh Bedreddin 1420'de Serez çarşısında idam edilmiştir. İslâm tasavvufu Vahdet-i Vücud okuluna mensup diğer mutasavvıfların etrafındaki tartışmaların bir benzeri Şeyh Bedreddin için de yapılmıştır. Kimileri kendisini bâtıl olarak, kimileri de büyük bir sûfî olarak görmüş hatta eseri Varidat'a şerhler yazmışlardır. Mutasavvıflardan Sofyalı Bâlî Efendi, Aziz Mahmud Hüdayi Efendi ilk görüşe sahip olanlardır. Ancak mutasavvıf ve şair Niyazi Mısri ve son devrin Melamî şeyhlerinden Seyyid Muhammed Nûr'ül Arabî ikinciler arasında yer almışlardır. Şeyhin eserlerinin çoğu onu tarihten silme operasyonu gereği kaybedilmiştir.Ölümünden sonra eserlerinin birçoğu gizlenmiş veya kaybolmuştur. Menakıbnameye göre 48, başka kaynaklara göre 38 yapıtı vardır. Bazı yapıtlarının adı bilinmekle beraber günümüze ulaşmamıştır. En iyi incelenmiş yapıtı Varidat'tır. Varidat Camiu’l-fusulin Letai'fü’l-işarât Teshil Meserretü’l-kulûb Ukudü’l-cevahir Çerağu'l-fütuh Nurü'l-kulub Şeyh aslında bize, bu toprakların insanına çok şey vermiştir. Bu haliyle , yani yasaklanmış, tarihten silinmeye çalışılmış haliyle bile bu toprakların insanına çok şey anlatmıştır şeyh... O aslında daha sonraki dönemde can bulmuş bir Ebuzer-i Giffaridir. Şeyh zamanının tüm bilgilerini şahsında toplamış bir bilge ve bilgisini yaşama döken bir aksiyonerdir. Şeyh, İslamın özünün zülme entegre olmak değil, zulme muhalif olmak olduğunu yaşamıyla ortaya koymuş büyük bir devrimcidir.. Yoksulların defterine adını , mürekkebi gözyaşı olan bir kalemle yazdırandır o... Her dem zalimlerin yaptığı gibi onu dış kaynaklı olma çamuruna Musa çelebi ile yanıt verendir o.. ( ne demek istediğimi anlayan anlamıştır..) Ne der şanı yüce Bedrettin: '' Bu elde herkes kardeş, her şeye ortak herkes Biz bu yolda baş koyduk , keseceksen gel de kes'' Bedrettin, İslamın yolunun kapitalizm değil aslında toplumculuk olduğunu taa o zamanlardan beri ortaya koymuştur.. Hangi islamın, Muaviye İslamının değil elbette.. Emevi islamının değil elbette.. Sultanların İslamının değil elbette.... Muhammedi , tevhidi ve kurani islamın....Bedrettin, İslamın aslında sosyalizm olduğunun , bedeli yüzyıllar öncesinden serez çarşısında asılan bedenle ödenmiş haykırışıdır.. Ne der usta Nazım: Yağmur çiseliyor, korkarak yavaş sesle bir ihanet konuşması gibi. Yağmur çiseliyor, beyaz ve çıplak mürted ayaklarının ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi. Yağmur çiseliyor, Serezin esnaf çarşısında, bir bakırcı dükkânının karşısında Bedreddinim bir ağaca asılı. Yağmur çiseliyor. Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir. Ve yağmurda ıslanan yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin çırılçıplak etidir. Yağmur çiseliyor. Serez çarşısı dilsiz, Serez çarşısı kör. Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü. Yağmur çiseliyor. Yağmur çiseleyecek.. Ve şeyhimin serez esnaf çarşısında , bir bakırcı dükkanının karşısında Bedreddinimin bir ağaca asılı bedeni, daha yıllarca asılıp duracak.. Ta ki üzerine ölü toprağı serpilmiş yurttaşlarım , üzerlerindeki ölü toprağını üzerlerinden silkeleyip, '' gayrık yeter '' deyip, kapitalizmi ve emperyalizmi ve onun yardakçılarını cehenneme gönderinceye dek.. Şeyhimin çıplak bedeni o çarşıda asılacak... Ama yalnız değil şeyhim.. Ta spartaküsten bu yana, , tüm yoldaşlarıyla beraber yalnız değil şeyhim... '' Ben ki Şeyh Bedreddinem , ölmem dünya durdukça Lisana ben gelirim , bu toprak dil verdikçe..'' Ruhun Şad olsun Dede Sultan... Hatıranın önünde , saygıyla eğiliyorum...

  • Yorumlar 5
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40