• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Rize 23 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C
  • Trabzon 23 °C
  • Samsun 22 °C

SOMA’DA DOĞAN YILDIZ VE ÜSTAD

D. Ali TAŞÇI

 

                Soma’daki maden faciası, her zamanki gibi, turnosol kâğıdı görevini üstlendi. İyilerle kötüler, art niyetlilerle halis niyetliler, provokatörlerle delikanlılar bir bir ortaya çıktı. Medyanın samimi ve tarafsız olanlarıyla, iğrenç ve art niyetli yüzleri deşifre oldu. Aslında bunlar bilinmeyen şeyler değildi, ama halk, olup bitenleri somut bir şekilde görerek bir kere daha sevdiklerinde ve nefret ettiklerinde yanılmadığını anladı. Sevdiklerini daha çok sevdi, iğrendiklerinden de daha çok iğrendi.

                Soma’da yaşananlar, yalnız Türkiye’de yaşayan insanlarımızın değil, dünyada insanım diyen herkesin içinde bir sızı oluşturmuştur. Ne var ki “ eksi 1” konumunun üzerine çıkamayanların bu duyguları duyabilmesi mümkün olmamıştır. Ateş yakar, su söndürür; tabiatları bu.

                Soma’daki facianın içinden bir yıldız doğmuştur ve bu yıldızın adı, Taner Yıldız’dır. Başta, insanlık ve sorumluluk duygusunun ne anlama geldiğini dosta da düşmana da duyurmuştur. Bir devlet adamının, sorumlu bir insanın çapını, duruşunu, halkla bütünleşme biçimini, planlı çalışmasını, sabrını, güvenirliliğini, doğruluğunu ve inanırlılığını, takipçiliğini… herkese kanıtlamıştır. Bütün bunları yaparken bir kerecik bile yapaylığa düşmemiş, vitrine oynamamış, inancının gereğinden öte bir adım atmamıştır.

                “Acaba” diye düşünürken, yani bu denli klas duruşun anlamını çözmeye çalışırken, 03/06/ 2012 tarihindeki Radikal gazetesindeki röportajı sosyal medyaya düştü. Meğer Yıldız, Üstad Necip Fazıl’ın rahle-i tedrisinden geçmiştir. 1979-1982 yılları arasında, İTÜ’de okurken Üstad’ın çaycılığını yapmış. Üstad’ın son demlerinde ona hizmet etme şerefine ermiş ve ondan feyz almıştır. Bu arada MTTB (Milli Türk Talebe Birliği)’nin de faal üyesidir. Yani Sayın Baka n’ımız aslında Büyük Doğu Üniversitesi’nden de mezun olmuştur.

                Hey gidi üniversiteler, sizi asla küçük görmeden ( ne haddime) şu soruyu sizlere sormadan da edemeyeceğim: “ Dünyayı kana bulayanlar çobanlar mıdır, yoksa sizden mezun olanlar mı?” Büyük Doğu’yu üniversite görmem anormal karşılanmasın, hatta üniversiteden de öte bir irfan mektebi. Bu nasıl bir mektep ki, bir cumhurbaşkanı, bir Başbakan, bakanlar, milletvekilleri, yazar ve düşünürler, şairler, sanatkârlar… çıkarabildi? Bu üniversitenin rektörü nasıl bir insan ki, bunca insanın yetişmesine vesile olabildi, emek verdi? “Aksiyon” diyordun ya Üstad, işte aksiyoner neslin!

                Genç kuşak o dönemi yaşamadı, izlemeyen yaşlılar da neyin ne olduğunu bilmez. Ama bir de bu Üniversite’de okuyan, Üstad’dan feyz alanlara sorun bakalım, son yüzyılda bu kadar dolu, bu denli bereketli, aksiyoner ve her şeyden önce, kendi medeniyet kodlarının yerle bir edildiği bir zamanda, ciğerinden kalemine kan çekerek ve bu mübarek kanı, damarlarında kanı kuruyan gençlere zerk eden bir başka Üstad, bir başka üniversite var olmuş mudur?

                Bu üniversiteden mezun Sayın Başbakan Erdoğan, Soma’ya gidiyor ve ardından bin türlü iftira kampanyası başlatılıyor. İnanınız bana çocuk oyuncağı gibi geliyor bütün bunlar.  Bu çirkinliklere bulaşanları da acıyorum! Başbakan’ın yetişme tarzını bilebilseler, çekirdek kadronun mayasını anlasalar onlar da hak verecekler bu sabra, bu yıkılmazlığa, bu ferasete ve bu tevekküle; ama ne gezer, onlar Büyük Doğu’nun mezunları değil, onlar Batı Uygarlığı’nın monşer yetiştiren okullarında okutulmuşlar. Bu nedenle bu halkı anlayamazlar ve de bu halkı sevmezler. Aslında halkın umurunda da değil onların bu “eksi 1” duruşu.

                Ne keramettir, ne de kehanet; önümüzdeki dönemler, İslam’ın nurunun yeryüzünü kapladığı zamanlar olacaktır. Sahip olmak için değil, olmak için çaba sarf eden, bir yetimin gözünden yaş damlasa sabaha kadar uykusuz kıvranan, bir insanın yüzünü güldürebilmeyi bir dünyadan daha değerli bulan ve faniliği kuşanmış nesillerin yetiştiği bir zaman diliminde Allah, bu ufuk nesli mahcup etmeyecektir. Tarihin nabzını iyi tutun, tevhid atışlarını duyacaksınız.

                “Surda bir gedik açtık, mukaddes mi mukaddes / Ey kahpe rüzgâr artık ne yandan esersen es!”

                Ve Üstad’ın hükmü:

                “ Gel berû samandan adam: Ey alçaldıkça hiçbir mahlûkun o kadar alçalamayacağı insanoğlunun en alçağı! Sen tek kelimeyle hayatın, varlığın, var olma şevkinin, ölmemek cehdinin, ilahi emirlerin ve Allah’ın düşmanısın! Bu düşmanlık yüzünden, içinde, bütün ulvi oluşlara hudutsuz bir hınç ve kıskançlık fışkırıyor. Öyle ki, gördüğü için gözü, kavradığı için idraki, anladığı için ilmi ilga etmeye kalkabilirsin. Yarın bu meydan Allah’ın dostlarının emrine geçtiği zaman, seni didik didik parçalarlar, lif lif yolarlar sanma! Hayır; seni bir camekâna koyarlar, cemiyetlerinin en büyük meydanında teşhir ederler ve gelip geçene, samandan gözlerinle insan dalâletinin hudutsuz hududunu göstermen ve hidayettekileri her an Allah’a sığındırman için sana maaş bile bağlarlar!” ( Büyük Doğu Dergisi, 2 Nisan 1948, sayı 87)

                Bekaya göçüşünün 31. Yılında seni rahmetle anıyorum, Üstad’ım.

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40