• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Rize 11 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 19 °C
  • Trabzon 9 °C
  • Samsun 9 °C

SON GELİŞMELER BAĞLAMINDA NOTLAR

Osman KAYA

İHSAN ELİAÇIK, HASAN KARAKAYA VE SON GELİŞMELER BAĞLAMINDA NOTLAR
‘’BU YAZIYI HER EHL-İ VİCDAN IN OKUMASINI İSTİYORUM...VE OKUYANLARINDA YORUMLAMASINI’’
Aklı başında ve ülkesini seven herkes hem fikirdir ki gidişat iyi değildir.Her ne kadar birileri ‘’ her şey çok iyiye gidiyor’’ dese de açıkça görülen sadece birilerinin cebine dolan çil çil paraların ışıltısıdır.
İyiye gidiyor derken kastedilen , torpille işe verilen yakınlar , katagulli ile alınan ihaleler,babaların çiftliği haline çevrilen devlet kurumları....

Geçmişte yok muydu bu? Elbette vardı....
Ama bir farkla ki;

1- Kötü gidişatın üzeri, iyi gidiyor masallarıyla alabildiğine örtülüyor..
2- Olan bitenin üzeri din kılıfıyla çok güzel örtülüyor..
3- Emperyalizm , adım adım ciğerlerimize , tüm hücrelerimize kadar işliyor...
4- Gençliğimiz perişan oluyor , elden kayıp gidiyor...

Hal böyle iken, ülkesini seven, ülkesi için bir şeyler yapmak isteyen , nokta kadar menfaat adına virgül kadar eğilmeyi reddeden temiz insanlar, durumdan kendilerine vazife çıkarırlar... B u, tarihte de günümüzde de hep böyledir.... Biz de Pazar İlçemizde , ülkesini seven bir kaç güzel insan bir araya geldik ve ilçemiz ve insanımız adına bir katkımız olsun isteği çerçevesinde 31 aralık gecesi bir etkinlik yapalım istedik...

Öyle ya ... Bu gecede herkes bir yerlerde duruyor ve bir tavır ortaya koyuyordu...
Kimi içiyor,
Kimi çam ağacı kesiyor,
Kimi metresleriyle toplu seks yapıyor, kimi dansöz oynatıyor, göğsünün çatalına para sıkıştırıp göbek deliğine döktüğü şarabı yudumluyor,
Kimi üç beş arkadaş yeni yıl vesilesiyle bir araya gelip küçük eğlenceler tertip ediyor,
Kimi evinde fındık, fıstık kavurup bir yandan yiyor, içiyor bir yandan yukarıda saydıklarımızı , çok önemli şeylermiş gibi sunan medya kanallarını izliyor.
Elbette ki kim ne yaparsa yapsın karışılmaz...
Amam bizde duruşumuzu ortaya koymak zorundaydık... Evet biz tamda şurada duruyorduk:

Biz yılbaşı denen yalanlar kumkumasına karşıydık ve kapitalizmin bu tuzağına karşı kültürel bir gece düzenleyerek , bu tuzağa düşmemeye çalışacaktık...
NEDEN İHSAN ELİAÇIK?
Evet... buna karar verdik....Bir gece düzenleyecek ve bir konuşmacı getirecektik...Bir liste belirledik....Listede 2-3 adet hatip ismi geçiyordu.... Bu isimlerden biri İhsan Eliaçıktı..
Diğer hatipler telefonla arandı...En sonunda İhsan Eliaçıka sıra geldi....O arandı ve müsait olduğu, geleceği teyit edildi....Evet , konuşmacı olarak İhsan Eliaçık gelecekti...Peki kimdi İhsan Eliaçık....Biyografisini sunalım....
Yazar ve Düşünür.... 23 aralık 1961 de Kayseri de doğdu..
Kayseri Gündem, Değişim, Yeryüzü, Bilgi ve Düşünce , Yarın, Özgün İrade, Bilge Adam, Söz ve Adalet, Gerçek Hayat, Doğudan gibi birçok gazete ve dergide yazıları, Milli Gazete , Star, Tempo , Zaman, Habertürk, Sabah, Birgün, Radikal gibi gazete ve dergilerde söyleşleri yayımlandı...30 yılı aşkın süredir, düşünce ve yazı hayatına devam ediyor.... Şu ana kadar 20 kitabı yayımlandı.... Evli ve beş çocuk babasıdır. Arapça İngilizce biliyor , istanbulda yaşıyor..

Eliaçık bu.... Ancak biraz daha ayrıntı verelim... İhsan Eliaçık Akıncılar camiasının içinde bulunmuş , düşünen , sorgulayan , tartışan, kendini geliştiren bir kişilik...80 darbesinde ‘’ içeri’’ alınanlardan biri...İşkence görenlerden biri...İhsan Eliaçık o döneme kadar, söylediği sözleri acı da olsa mutlaka dinlenmesi gereken bir adam olarak bilinir ve tanınırdı... Sadece sözleriyle değil du8ruşuyla , tavır ve davranışıyla da bir örnekti o...Yerinde asla rahat durmayan, konuşan, tartışan, daima sade yaşantıyı temel alan bir insan... İslam adına Türkiyede ne kadar yayıncılık varsa hemen hemen her alanda kalem oynatmış bir insan .... En yakınındakini bile uyarmaktan uzak durmamış daima tavrını koymuş, Mehmet Akif in deyimiyle ,o bir,
‘’ Odun sözlü’’
Onu , kah bir konferansta mikrofon başında , kah bir mitingte (başörtüsü, israili telin, işgal protestoları,anmalar, yıldönümleri,vs)kolluk kuvvetlerinin jopu altında bulunurken görmek mümkün...
Hani derler ya,
‘’ ömrümün yarısı kavgayla geçti.’’
İşte aynen öyle....
VE 28 ŞUBAT...
O İsrail menşeyli kasırga.... Her şeyi alt üst edince .... elbette ki bu kasırgadan pek çok düşünen insan gibi , Eliaçık ta nasibini alacaktı....İçeri alındı ...İşkence gördü.... Ve aşağılandı... İzzeti nefsiyle oynandı...Her ehli vicdanın onayladığı bir husustur ki 28 şubat bir projeydi...12 eylülle beraber başlayan ve tamamlanamayan bir projenin devamıydı 28 şubat....
12 eylül ile birlikte sol ‘’hizaya ‘’çekilmiş sermaye düzeninin payandası haline getirilmişti...
Şimdi de sıra ‘’ dünya düzenine hayır’2 diyen İslami duyarlılık taşıyan çevrelerdeydi... Bunların ehlileştirilmesi gerekirdi...Kapitalist sistem , kendi pisliğinin hesabını vermeden, hemen yalanlarla , yanlışlarla, düzmece yaftalarla düşünenleri töhmet altında bırakıp onlara baskı yapmaya, eziyet yapmaya başladı...
Ve İslamcılar,
‘’ ne olacak bizim halimiz, bir adım dahi atamadan bir karakolun duvarına toslayıp darmaduman oluyoruz...’
Diye sormaya ve analizler yapmaya başladılar...
Bu çerçevede
Bir kısm İslamcılar, önermenin zaten baştan yanlış kurulduğunu, yapılması gerekenin Batı medeniyetine entegre olmaktan geçtiğini savundu...Ve gömlek değiştirdi...
Bir kısım İslamcılar,
‘’ Köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı diyelim’’ dedi...
Bir kısım İslamcılar içine kapandı... Bir kısım İslamcılar müslümanların yanlış yerde durduklarını , müslümanların yaşadıkları sorunun en önemli kaynağının sermaye düzeniyle içli dışlı olmak olduğunu ifade etmeye başladılar....Bunlar İslami çevrenin kutsal metinlerini yeni bir bakış ve yeni bir okuma tarzıyla ele almalarını salık verdi...Ve bu okuma tarzında da her türden, özellikle mülk ve sermaye karşıtı kesimlerin bakış açısının önemli katkılar sağlayacağını savundular. Burada temel kaygı islamcılar ın içinde bulunduğu çıkmazdı ve bu çıkmazdan hurafeye ve sermaye kapitalizmine entegre olunmadan nasıl kurtulunacağıydı. Ve bunlar bu soruna böyle çözüm arıyordu...
Mülk ve çıkar en büyük puttu ve islamcıların savrulmasında , yozlaşmasında , perişan olmasında en önemli faktör işte bu putlardı...
Eliaçık, skalanın tam da burasında duruyordu...

İhsan Eliaçık , gözlemleri ve sosyal analizleri güçlü bir kişilik olarak dana nın kuyruğunun koptuğu yer olarak mülkiyeti görüyordu...Ve bunun üzerine durdu ağırlıklı olarak .... Çünkü Kuranda Mülkiyetin eşit dağılımı ile ilgili vurgular vardır.... Ve Kuran da yoksullar Allahın yüzü olarak belirtilmekteydi...(insan suresi-9. Ayet..)
Ve Allah Rasulu kendisini sevmenin yoksulluğun olmadığı bir dünya için mücadelede yoksulluğa talip olmaktan geçtiğini buyuruyordu...(Abdullah İbn Muğaffel, Tirmizi, Zühd) Oysa İslam dünyasını mahveden sünni saltanat ideolojisi ile şii imamet ideolojisi islam adına sınıflar arası uçurumu mümkün olduğunca derinleştiriyordu... Bu çerçevede bilgilenme şarttı...okumalar yapmalıydı...Bu noktada İslami çevrenin dışında kalem oynatıp fikir üreten herkesle fikir alışverişinde bulundu.. Bir nevi bu bağlamda gazeteci yazar Ruşen Çakır gibi düşünüyordu;
‘’ Sosyalistler İslamı, İslamcılar sosyalizmi öğrenirlerse bu ülkede çok şey değişip farklılaşır.’’
Gerçi müslümanların kutsal metinlerinde öz olarak sosyalizmi aratmayacak pek çok sosyal dayanışma unsurları mevcuttu. Ama yaklaşık 1000 yılın üstündeki bir epistemolojik kopuş , at izini it izine karıştırmış, islam adına zulüm ve istibdadın temel unsurları İslama dahil edilmişti...Artık islamcıların kendi bahçelerinden ayrık otlarını temizleme lerinin zamanı gelmişt çoktan..
İşte İhsan Eliaçık bu bağlamda müslümanların kendi bahçelerindeki ayrık otlarının temizlenmesine yardım eden bir adamdan başkası değildir.
O Ebu zer misali;
‘’ Biz birileri zengin olsun diye hapse girmedik...’’ diyordu...Ki bu söze katılmamak mümkün mü?
İslam adına ortaya konan külliyat maalesef derde derman olmaktan çok yeni problemler açmaya yarıyor büyük çoğunlukla.... ve yaklaşık 1000 yıllık bir epistemolojik kopuşu yaşıyor islam dünyası...Literatür büyük oranda ezenlerin ağzıyla yazılmış, sömürü gerçeğini görmezden gelen, çarpıklıkları teğet geçen bir üslüpla kaleme alınmış....Ama Elieçık gibi cesur kalemler hem ona buna yamanmadan, hemde cesaretle söylenmeyenleri söylemeye , yazılmayanları yazmaya gayret ediyorlar.... Bu süreçte elbette hatalar yanlışlar ve sürçü lisanlar yapılıyor ... ama ana hatlarıyla amaç bir.... amaç, ÖZE DÖNÜŞ...

SAYIN BAŞBAKANA NASIL BAKIYORUZ?
Yazarın ifadelerinden yola çıkarak bazı zihniyetler farklı dedikodular da yaymaya başladılar... İşte bu yüzden b azı hususlara açıklık getirmek gerekir..

Seversiniz , sevmezsiniz...İstersiniz, istemezsiniz, önemli değil.... Ama Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu ülkenin , bu devletin ve milletin başbakanıdır....
Beğenirsiniz , beğenmezsiniz o başka ama bu insan halkın oylarıyla başbakan olmuştur...Askeri darbelerle değil....Sivil darbe v.s tartışmaları yapılagelmekte vs ama halkın çok açık bir teveccühünün olduğu bir açık ve bunu kabul edeceksiniz.....Bu durumda Sayın başbakan bu ülkenin başbakanıdır ve meşrudur....
Bunu kabul etmek gerekir.... Eleştirirsiniz , eleştirmezsiniz başka bir sorundur ama bu ülkenin başbakanına gerektiği gibi saygı göstertmesini bileceksiniz.... Bunu kendime söylüyorum... kendim için söylüyorum ... başkası için değil... başkasına değil...

Recep Tayyip Erdoğan, bu ülkenin başbakanı olarak bu devleti ve bu milleti temsil eden bir insandır...Bu böyle kabul edilmelidir...

AMA....
Biz kamu hizmeti veriyoruz....biz eleştiremeyiz..
Ama hiç mi eleştirilmemeli?
Hiç mi eleştirilemez?
Hiç kimse mi eleştiremez?

Elbette eleştirmeli birileri.... Birileri emri bil maruf yapmalı.... demokratik yönlendirmelerde bulunmalı... yurttaşlık hakkını kullanmalı... nereden bakarsanız bakın bu böyle...
Herkes eleştirilmeli... herkes eleştirilmeye açık olmalı...
Kimse la yüsel olmamalı...
Çünkü eleştiri,aydınlanmanın, gelişmenin , ilerlemenin , bilimin ve felsefenin temelidir...

Çağdaş Felsefenin , aydınlanmanın öncülerinden biri olan İmmanuel KANT ( Kritik der reinen vernunft) ‘’ yalın aklın kritiği ‘’ adlı eserinde ,saf, yalın aklın kendisini bile akılla eleştirmiştir...

Yalın akıl bile akılla eleştirilebilirken , aklın bir nesnesi olan insan nasıl olurda aklın kritiğinden geçirilmez?

MADEMKİ ELEŞTİRİ YOK....

Evet .... mademki eleştiri yok... mademki tabular olacak... mademki kült kişiler olacak.... O zaman bunca hır gür neden oldu?
O zaman siz neden Cumhuriyetin ilk yıllarını , tek parti dönemini , Mustafa Kemal i , İsmet İnönüyü v.s eleştirdiniz? Rahmetli Erbakana ‘’ hırsız ‘’ diyenleri yanınıza almadınız mı?
ne adına? Kendi tabularınızı dikmek adına mı ? tabuları yıkma adına mı? Samimi olarak cevap verin...
Eğer siz tabuları yıkma adına eleştiriyorsanız kendi içinizde tutarlısınız.... Bravo size.... Yok, kendi tabularınızı dikecekseniz , bu ülkenin namuslu insanlarının iki eli yakanızdadır...

İHSAN HOCA NE DEDİ? NEYİ ELEŞTİRDİ?NASIL ELEŞTİRDİ?
Bir özdeyiş şunu söyler:
‘’ ne kadar anlatırsanız anlatın , anlattığınız , karşınızdakinin anladığı kadardır.’’
MEVLANA..
Muhyiddin- i Arabi bir gün vaaz ederken cami kapısından , bir dellal ın sesi duyulur:

‘’ ey ahalii.... şehre altın geldi.... Şu ağacın altında küp küp durmakta... yetişen alıyor..’
Bunu duyan cemaat Arabinin vaazını bırakıp dışarı çıkınca Muhyiddin-i Arabi şöyle seslenir:
‘’ durun ey cemaat... İman ettiğiniz Tanrı ayaklarımın altındadır...’’
Vayyy... sen misin bunu söyleyen.... Muhyiddin-i Arabi Linç ediliyor..
Vefatının ardından vaaz verdiği yerde ayağının bastığı tahta kaldırılınca görüldü ki bir miktar altın var ortada.
Rahmetli altının , paranın put haline geldiğini vurgulamak istemiş ama bunu anlayacak perspektif neredeeee?
Eleştirinin önüne hiç kimse uzun vadede geçemez... Eleştirinin önünü kestiğinizde işte bunun adı diktatörlük olur.... Buradan Faşizm doğar..
Eğri oturup doğru konuşalım.... sizler geçmiş dönemlerde başbakanı eleştirmediniz mi? Onlara gavur, mason, mürted, deccal,münafık,günahkar, ajan, vs demediniz mi?İslam düşmanı demediniz mi?Oylarınızı şu ya da bu oranda bu dile borçlu değilmisiniz?
Sizin hatibiniz , köy köy , belde belde dolaşıp bunları eleştirerek halktan oy istemedi mi?
Oysa İhsan Hoca bunların hiç birini söyledei... sadece eleştirdi.... Neyi eleştirdi? Kibri, gururu, insandaki mülk, makam sevgisinin nelere mal olacağının değerlendirmesini yaptı.... Kısaca İhsan Hoca menfaat perestliği eleştirdi...
Evet... Pazar53 te yayımlandığı gibi konuşmasını aynen veriyoruz:
“Firavun diyor ki benden izin almadan iman ettiniz öyle mi? Firavun karakterli bir insanda tezahür eden özellik budur. İzin almak, izin vermek otorite karakterli insanların özelliğidir. Ondan izin almadan iş yaparsanız çılgına döner. Firavun için aslolan Musa’ya iman etmek değil, bir Allah’a inanmak değil, iman etmek değil. Adam bunun derdinde değil. İman et, kime iman edersen et. İstersen Musa’ya iman et, istersen Allah’a. İstersen soğana tap. Ne yaparsan yap. Ama bunu benden izin alarak yapacaksın diyor. Bu genellikle yönetici tiplerde olur. Gücü ve iktidarı ele geçirmiş olan kişilerde, kendisinden izin almadan bir iş yaptırmama hastalığı türer. Bunlar Müslümanlarda da olabilir. Firavun Kuran’da itikat kategorisi değil, yönetim kategorisidir. Kendinden izin almadan kimse bir şey yapmayacak. Her konuda izin alacaksın. Her şeyi o belirleyecek. Bal gibi Müslüman olduğunu söyleyen insanlar da bu karaktere sahip olabilirler. Örnek. Ben lafını esirgemeyen bir adamım. Türkiye Başbakanı diyor ki, geçen gün televizyon programı oldu, bir yılı değerlendirdik. Başbakanın ortaya attığı gündemler, peş peşine soruldu, ne düşünüyorsun diye. Ben de ne çok gündem varmış dedim. Yani ortaya atmış çekilmiş, atmış çekilmiş. Hiç birinde yaptığı bir şey yok. Mesela kürtaj diyor; millet konuşuyor, konuşuyor; ardından hiçbir şey yapıldığı yok. İdam diyor, millet konuşuyor konuşuyor; ardından bir şey yapıldığı yok. Niye böyle yapıyor? En az 10 tane gündem var 10’uyla da ilgili hiçbir şey yapıldığı yok; milleti konuşturmuş. Adam gündemi belirlemekten zevk alıyor. Diyor ki benden izin almadan siz bir şey konuşamazsınız. Gündeminizi bile ben belirlerim. Ne yazacağınızı, ne konuşacağınızı, televizyonlarda ne tartışacağınızı ben belirlerim. Bu nedenle televizyonlara gitmiyorum. Adamın karakteri başka. İzin almak, müsaade ettiklerini konuşturmak, ancak kendi belirlediği gündemin konuşulmasından büyük bir zevk almak. Oraya bir şey atıyorum, kocaman kocaman yazarlar, kocaman kocaman televizyon programları saatlerce program yapıyor, sayfalarca yazı yazıyorlar. Benim belirlediğim gündemi konuşuyorsunuz. Bunun zevkine varmak ne demek biliyor musunuz? Bunun psikolojisini iyi çözmek lazım. Bu çok yanlış, tehlikeli bir psikolojidir.


Dikkat edilirse bu ifadelerde doğrudan ve dolaylı olarak bir saldırı ve aşağılama yok... sadece bir uyarı var....
Günün birinde Sultan Yıldırım Bayezıt bir cami yaptırır....Sonra da müftüyü çağırır, sorar...
‘’ hocam nasıl buldunuz camiyi?
Müftü cevap verir....

‘’ sultanım cami harika ama maalesef bir eksiği var?
Padişah şaşırır....
‘’ hocam nedir o eksik?’’
‘’ sultanım , her şey iyi güzelde eksik şu.... etrafında dört tane de meyhane yaptırın ...lazım olur’’

Güüüüüüümmm.... evet padişah anlar ki bu söz kendisine söylenmiştir...Çünkü bu padişah alkol kullanmaktadır...
İşte bu gibi hikayeler anlatılınca çok hoşumuza gidiyorda ama iş bize gelince...
Ne ve kim olursa olsun... yöneticilerde rehavete kapıldıklarında tıpkı Ebu Zer in muaviyeyi ve Hz Osman ı eleştirdiği , uyardığı gibi İhsan Eliaçıklar da gücü, iktidarı elinde bulunduranları eleştireceklerdir...
Hoşunuza gitmeyebilir ama bu böyle...

Yarın başbakan veya herhangi biri zulme , haksızlığa uğradığında , adım gibi eminim ki bu günün menfaatçileri , nasıl ki batan gemiyi ilk fareler terkeder, bunlarda ‘’ dün dündür, bu gün bu gündür’’ diyerek terkedip gidecekler , ama Eliaçık gibiler , limanlar nasıl bekler gemilerini bunlarda aynen öyle mazlumları , mağdurları , ezilenleri, horgörülenleri, yenilenleri öyle sarıp sarmalayacaklar, öyle ellerinden tutacaklardır..

‘’ hu dost’’ diyerek , nasıl ki maşuk aşığını sarar, öyle yanında olacaklardır ezilenlerin... tıpkı bu günkü gibi...

İhsan Hoca , Başbakanı eleştirmedi.... İhsan Hoca parayı eleştirdi.... İhsan Hoca Mülk putunu eleştirdi... İhsan Hoca İnsanların zivaneden çıkışını eleştirdi....
İhsan hoca insanların ptlaştırılmasını eleştirdi...
İhsan Hoca insanların kendisini ilahlaştırmak istemesini eleştirdi...
İhsan Hoca erk in, gücün, iktidarın insandaki ilahlaşma eğilimini ortaya çıkardığını ve bu noktada hassas davranmayanları eleştirdi...

ŞUNU DA BELİRTELİM...
Gerek İhsan Eliaçık ve gerek bu gün muhalif olan yazar ve düşünürlerin büyük çoğunluğu , başbakan dün baskıya , eziyete uğradığında , haksız yere hapse atıldığında , kelle koltukta onun hakkını aramışlar, onun yanında yer almışlardı...Bu günkü bazı yandaşlar, başbakana dün,’’ vatan haini’2 yaftasını vururken ‘’ vatan babanızın çiftliği mi ki ona vatan haini buna vatansever yaftasını vurma hakkını kendinizde görüyorsunuz?’’ diyerek tabiri caizse aslanlar gibi karşı çıkmasını bilmişlerdir..

Türkiyedeki siyasi yapıyı , bürokrasiyi , halk – devlet ilişkisini, susturma- susma, susturan susan temeline dayalı olarak kurarsanız , en başta bundan demokrasi zarar görür... Demokrasi en başta özgür düşünme ve düşündüğünü özgürce söyleme hakkına sahip olmak demektir...
Memurların konuşamadığı, aydınların konuşamadığı, yazarların konuşamadığı düşünürlerin , hatta politikacıların konuşamadığı bir ülkede kim konuşacak? Cahil- cühela mı? Yedi köye ağa olan zalimler mi? Kim? Bu susturma operasyonlarının darbe döneminin gayrı meşru çocuğu olduğunu bilmiyormusunuz? Bırakınız herkes konuşsun... konuşmaktan zarar gelmez... eline silah alan teröristten, katillerden işkencecilerden zarar gelir... konuşandan zarar gelmez.... demokrasi çiçeği, özgür düşünme ve özgür konuşma toprağında yeşerir, hayat bulur...
BEN ŞUNU ANLADIM...

İhsan Eliaçık ın gelmesinin benim şahsımdaki faydası ne olmuştur?
Ben şunu anladım... Bu ülke insanının bir sosyal psikolojik gerçekliği var...O da kraldan çok kralcılık...Bu partiler üstü bir gerçektir...Ve ülkeyi de batıran budur..
Rahmetli Erbakanın çevresini kuşatan bir güruh vardı...Bu güruh Erbakanın projelerini de sabote etmeye çalışmış bu projeleri kendi menfaatine payanda yapmıştır....Bu gürüh Erbakan gibi büyük bir insana dahi iş yaptırmadı...
Ve bu gün de islam dünyasının başına 1300 yıldır bela olan bu güruh etkilidir...
Bu güruh şeriat baştaysa şeriatın,
Kemalizm baştaysa Kemalizmin,
Komünizm baştaysa Komünizmin, faşizm baştaysa faşizmin,
Kapitalizm baştaysa kapitalizmin şakşakçılığını yapıp kesesini dolduran güruhtur..
Bu güruh yöneticilerin önünde yağcılıktan bir perde oluşturur ve gerçeği görmesinin önüne geçer..

Bu güruh partiler, dinler ve ideolojiler üstüdür.
Bu insanlar halka perdedirler... Bu insanlar bir ayna değil bir menfaat gecesidir, çıkar uğruna günahları perdeleyen..
Ve bu halkın , bu sosyal psikolojik özelliği oldukça bu ülke asla esenliğe çıkamayacaktır...
Bu ülke insanını seven ve bu ülkeyi sevenlerin en başta yapmaları gereken şey şudur:
‘’ hakkın hatırı her şeyin hatırından üstündür.’’
‘’ gerçek her şeyden önemlidir.’’
‘’ gerçek suçlular gerçekleri bilip te susanlardır’’
‘’ haksızın ırkı , dini, dili olmaz, aynı şekilde haklınında.’’
Ve bu çerçevede eleştiri- kritik ışıldağımızı daima elimizden bırakmayacağız...En yakınımızı kayırmadan, en güçlüden korkmadan, en zenginden çekinmeden ,’’hakkı söylemezsek, hakkımızla beraber şerefimizi de kaybederiz.’’ bilinciyle hareket edeceğiz. Ama bu gün bundan çok uzağız..
Allah Rasulüne dahi itiraz ve eleştiri yapabilen bir ümmetin mensubu olduklarını iddia edenlerin din adına çığlık çığlığa ‘’ eleştiremezsiniz’’diye bağırarak, fetişler meydana getirmeleri ne kadar da acıdır.
‘’SOLDAKİ’’LERE ÜÇ BEŞ SÖZ..
Bu geceye davet ettiğimiz insanlar vardı.... ama üç kişi hariç gelmediler...
Bunun birkaç açıklaması var...ya benim arkadaş olarak bildiğim zatların gözünde ben kayda değer olmayan biriyim.... ya bunların ne şekilde olursa olsun din denince tüyleri diken diken oluyor... ya da benimde, bilginin de, fikirlerin de vatanında bir kadeh içki kadar değeri yok....gelemeyip, gelmeyip te bir ‘’ gelemedik, özür’’ ifadesini dahi çok gören lere ‘’ yazıklar olsun’’ diyorum....yazıklar olsun... yazık o söylemlere... o kelli felli sözlere....

İHSAN ELİAÇIK A NEDEN KARŞILAR?
İki tür toplumsal algı biçimi var... hakkı üstün tutmak, gücü üstün tutmak...
Yaşam sürecinde ya hakkı üstün tutar ve bua göre yaşar, ya da gücü üstün tutar buna göre yaşarsınız...
Maalesef ülkem insanı nın ezici çoğunluğu hakkı değil gücü üstün tutuyor. Tercihlerinde güç ve menfaat hesabı yapıyor...İşte bundan dolayıdır ki kişi, olay ve olgulara bakarken bu doğrultuda hareket ediyor...Bu özellik bu son süreçte de kendini gösterdi. Bizim Eliaçık ı getirme sürecimizde bir dedikodu ve karalama furyası hemen kendini göstermeye başladı..
Neymiş:
*Eliaçıkhaccı inkar ediyormu.
*Eliaçık kurbanı inkar ediyormuş.
*Eliaçık ayeti inkar ediyormuş.
*Eliaçık sünneti inkar ediyormuş.
*Eliaçık namazı inkar ediyormuş.
Aman Allahım ... neymiş bu Eliaçık yahu..
Aristo şunu söyler:
‘’Ancak aptallar, bir parmak ayı gösterirken, aya değil, parmağa bakar..’
Evet...Adam başka şey söylüyor bizimkiler ne anlıyor...Adam diyor ki...
İslamın temiz suyuna hurafe mirobu bulaşmış... İslamın ibadet anlayışında , amaçla araç birbirine girmiş,
İslamın ruhu kaybolmak üzere ... değerlerin içi boşaltılıyor, acilen öze dönüş lazım...Bunlar hurraaa Eliaçık din düşmanı... furyasına başladılar...
Neden böyle ... Çünkü İhsan ELİAÇIK ın HASAN KARAKAYA gibi işgüzar medya adamları yok arkasında...
Eğer onunda dayıları olsa o da Mehmet Altan gibi , medya organlarında göbeğini hoplata hoplata gülerdi!
Ahmet Altan gibi , kadınların memelerini serbestçe sıkma eylemini , serbestçe yapabileceği bir ülke düşler , bunu haykırır !ama son derece demokrat bir kişi olarak bu çevrelerin baştacı olurdu.
Rasim Ozan Kütahyalı gibi gibi,’’ gaymak gacı’’larla magazin organlarında boy gösterir ama bu çevrelerce yine baştacı edilir, demokrasi havarisi ilan edilirdi...
Nazlı ılıcaklar gibi darbe borazanlığı yapar ama yine de demokrasinin taçsız kraliçesi! Olarak tarihe altın harflerle yazdırırdı adını...

Yaaa sayın Eliaçık... Senin arkanda Hasan Karakayalar yoksa çıkmayacaksın bu yola...
Yoksaaaa....
‘’ seni yerler, seni yerleeeeeeerrr..
Seni ham yapar bu delileeeeeerrrr’’
Ne işin var bu çulsuz halinle dinden , iktidar halk ilişkilerinden,mülkten, şundan bundan bahsetmeye....dinde zenginiiiiinnnn( tövbe)cennette...hani bir zamanlar vali tandoğan ‘’ türkiyeye komünizim gelecekse onu da biz getiririz laaaaynnn’’ demişti ya....din üzerine konuşulacaksa onu da din baronları konuşur laaaayyyyn... senkimsin...!!!
Ey Eliaçık...
Ha illa da yapacağım diyorsan o zaman sırtını sağlam kayaya dayamış bir karakaya çıkar ve karakaya kadar taş düşürür başınaaaa.... bir yandan da ‘’ hööööt’’ diye seslenerek...
Destursuz bağa girilir mi ...
İşte Eliaçığın eleştirisinin tam olarak kaynağı budur..
Bu ülkede gücün yoksa susacaksın... Susmayacaksan adamın başına karakayalar düşer...

VE KARŞINIZDA HASAN KARAKAYA........
Evet ...ülkemizdeki gazeteci demeye bin şahit lazım gelen bir sürü insan var... Biz bunları 28 şubat sürecinde , öncesinde, sonrasında çok gördük....dün bunlar üniversitelerin kapısında dikilmiş, Anadoluyu yaşmaklarıyla ve taşıdıkları mermilerle , kağnılarının teker sesleriyle dolu ovalarda esen rüzgarlarla mübarek yüzleri esmerleşmiş , elleri öpülesi anaların, başörtülü kızlarının önünde dikilmiş iftira ve çamur kampanyasının malzemesi iken bu gün ,din üzerine ekmek yemenin en kirli örneklerini sergilerken görülüyorlar.... adları başka... yayın organları başka ama.... Cemil Emicenin dediği gibi ‘’ ha uşağum cinslerini ne sorayisuuun... ayni tavanun baluğidurler daaaaaaaaaaaa’’

Maske farklı... dün Kemalizm bu gün islam ama iş aynı.... uygulama aynı... yargısız infaz....
İşte bunların örneklerinden biri ... Bakın Hz Hasan Karakaya ne buyurmuşlar...
Beyimiz taaaaa İstanbullardan teşrif buyurmuşlar güreşe ya, kispetsiz çıkmışlar meydane.... Kispet var mı yokmu da bilmeden saldırmışlar belden aşağı...atlamışlar mal bulmuş mağribi misali vaziyete... öyle ya ekmek çıkar demiş beyimiz... bu hadise yağlı...

İyide siz bunu yaparsanız bir yiğit yiğit çıkarda kalem oynatmazmı ‘’ hoop haddini bil’’ deyu.....
Beyimiz meydane çıktıktan sonra mevlana dan başlayıp camus ve konfüçyüs ü de içeren bir entel racon kesmişler...ve sonra coşa gelip naralanmışlar:
‘’insan önce adam olmalı...’’
‘’ fikirleri , rakkaseler gibi oraya buraya oynamalıdır..’’
Bizde aynen iade ediyoruz... Adam ol diyorsan önce sen adam olacaksın...
Biz sizin gibilerin nasıl kalem oynattıklarını , ölçüsüz laf attıklarını , nasıl dün tükürdüklerini bu gün yaladıklarını çok iyi biliyoruz...Senin sözlerinle konuşuyoruz:
‘’ ne o adama güvenilir, ne de o adamın gittiği yoldan hayır çıkar.’’
Evet , bizlerde ne sana ve senin gibilere güveniyor, ne de senin gittiğin yoldan gidiyoruz...
Biz her an Mevlaya sizin gibi fırıldaklaşan,kalem ve kelam özürlü ahlakı içeren düşünceyi , hak dinmiş gibi algılamamızı engelleyen hak din olan islamı anlamamızı nasib eden Allaha hamd ediyoruz...

Beyefendi , bir yayın organından alıntı yapıp , geceyi düzenleyen kurumu ve kişileri hiç aramadan tam bir akredite yayın organlarının yargısız infaz örneği vererek arka arkaya naralanmış:
-İhsan Eliaçığa Protesto
-Soruya bile izin yok
-sen soruya izin vermedin, despotsun, firavunsun...
Bu sözde gazetecinin bu yazısını okurken pişmanlıktan kafamı pencere camına vurdum gayri ihtiyari...
Nasıl da köşe yazarı ve islami duyarlılığı olan bir yazar olduğu nu düşünerek yıllar yılı okumuşum , değer vermişim, zamanlarımı harcamışım....
Şimdiden sonra asla ve kata okumamayı düşünüyorum bu ismi...
Öyle ya... Kaleme aldığı yazının muhataplarını dahi aramayacak derecede burnu havada ve firavunlaşma eğiliminde olan bu yazarı ve bunun gibileri okumak, beynini iğdiş etmekten başka ne işe yarar...

SONUÇ..
Ben kimsenin ne avukatıyım , ne şakşakçısıyım... İhsan Eliaçkık tabulaştırılırsa buna en fazla karşı çıkacak olanlardan biri de benim...
Ama daha söyleyecek çok sözüm var... Fakat ‘’ lafın tamamı, akıllıya söylenmez...’’ anlayan anlamıştır...
Bu süreçte
Sayın başbakanımız ülkemizin devlet ve milletimizin başbakanıdır... Bu geminin kaptanıdır... Bunu böyle bilmek ve kabul etmek zorundayız....Yazarımızda inanıyorum ki böyle kabul ediyordur....zamanlama, üslüp tarz kabul edilir, eleştirilir tartışılır, dinlenir dinlenmez bu başka olgudur...Ama şunu söyleyelim ki hiç kimse eleştiriden muaf asla olamaz....
Bu açık bir gerçektir....Sayın başbakanımızın da darbe karşıtı söylemlerinde asıl söylemek istediği zannediyorum budur...
Ama yazıklar olsun yalakalara..
Yaıklar olsun karanlık sevdalılarına...
Yazıklar olsun çifte standartçılara..
Yaıklar olsun manipülecilere, dezenformasyonculara..
Yazıklar olsun bilipte söylemeyenlere...
Yazıklar olsun insan ayrımı yapanlara..
Yazıklar olsun sömürücülere , akıl düşmanlarına , ikbal avcılarına ..
Yazıklar olsun başkalarının bedenlerine basıp yükselenlere, başkalarının kan ve gözyaşlarına ekmek doğrayanlara..

Bu kadar diyorum...
Meram anlaşılmıştır...
Yorum bekliyorum... Ortalıkta konuşanlara buyurun yazın çizin diyorum...
Sözü olan , sağda solda konuşmasın... gerçek adını aslanlar gibi yazıp, yorumunu yazsın....
Bekliyorum...

  • Yorumlar 7
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40