• BIST 108.594
  • Altın 144,278
  • Dolar 3,4942
  • Euro 4,1102
  • Rize 27 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 22 °C
  • Trabzon 26 °C
  • Samsun 26 °C

SOSYALİZM ÜZERİNE MÜLAHAZALAR-2

Osman KAYA

‘’ Dinler inananlarına cenneti öte dünyada vadede dursunlar, biz cenneti yeryüzünde kuracağız..’’
TROÇKİ

SOSYALİZMİN YANLIŞLARI VAR MIYDI? VARSA NELERDİR?

Yanlı bakmazsak görürüz ki sosyalizm yeryüzündeki en önemli , en anlamlı , en çok değişim ve dönüşüm yapan ekonomi-politik sistemlerden biridir.Ama bu onun yanlışlıklardan, hatalardan, eksikliklerden uzak olduğu anlamına asla gelmez….

Sosyalizmin bazı hataları vardır ki bu hatalar yüzünden insanlık kapitalizmin eline avucuna düşmüştür.
Sosyalizm kuşkusuz çok geniş ölçekli düşünce sistemi, dünya görüşü, ekonomi-politik sistemdir.Bu bağlamda bu farklılıkları zikretmeden hepsini tek sepete atmak ve hepsini aynı bağlamda değerlendirmek asla dürüst bir tavır değildir ve fikir namusuyla asla bağdaşmaz.

Teorik sosyalizmin birbirine zıt bir çok şekillerinin olduğu açıktır.Bunlardan bazılarını sıralayalım:

1- Hıristiyan sosyalizmi:
Ketteler, Maning, Lorin, Gorin gibi Hristiyan sosyalistlerinin temsil ettiği, daha ziyade,Hıristiyanlığın sosyal cephesini işleyen sosyalizmdir.
2-Mistik, Optimist ve Ütopyacı Sosyalizm:
Ofurier, P Leroux , Prudhon vb nin savunduğu ve tamamen hayal ürünü olan , realiteyle ilgisi olmayan ve problemlerini daha ziyade tasavvurda çözmeye çalışan kavramsal sosyalizmdir.

3-Bilimsel sosyalizm:
Devrimci Sosyalizm ve Marksizm ihtilalcı ve diyalektik materyalizmin temsil ettiği , Marks , Engels ve Lenin tarafından ileri sürülen Sosyalizmdir.

4- Az gelişmişlik sosyalizmi:
Ağırlıklı olarak bazı Afrika Ülkelerinde görülen sosyalizmlerdir.
5- Leninist Sosyalizm
6- Stalinist sosyalizm
7- Troçkizm
8- Maoizm
9- Titoizm
10- Enver Hoca ekolü
11- Arap Sosyalizmleri
12- Frankfurt ekolü
13- Reformist Sosyalizm:
Demokratik Sosyalizm , Aktüel Sosyalizm diye de anılan ve H. De Man tarafından temsil edilen ; Evrimci yolla , ihtilalsız yeni rejimin tesisini müdafaa eden sosyalizm

14-İslam Sosyalizmi:
Aslında temelleri Hz Peygamber ile başlayan,Ali, Ömer Bin Abdülaziz, İmam Hüseyin , Ömer tarafından başlangıç temsili yapılan, ve özellikle de Sahabe Ebu zer i Giffari ile doktriner anlamda başlayan, Hz Peygamber in (SAV) ağırlıklı olarak adalet ve toplumculuk boyutlarını merkeze alan bir anlayıştır.
Dönem dönem çok sayıda isim bu sürece katkıda bulundu… Bunlardan biri de Baba derviş olarak da anılan Şeyh Bedrettin dir.
Modern zamanlarda Dr Mustafa Sibai başta olmak üzere, Seyyid Kutub, Ahmet Bin Bella, Ali Şeriati bu yaklaşımın doktriner ve aksiyoner öncüleri olmuşlardır.Bizim coğrafyamızda ise Rahmetli Nurettin Topçu nun bu bağlamda çalışmaları olmuştur.
Günümüz Türkiyesinde ise bu yaklaşımın başını farklı tandans ve nüanslarda da olsa, İhsan Eliaçık ve Eren Erdem çekmektedir.

Bu girizgahtan sonra asıl meselemize, yani sosyalizmin hata , yanlış ve eksikliklerine girebiliriz…

Yukarıda belirttiğimiz üzere, sosyalizmin pek çok çeşidi vardır ama bu gün egemen olan sosyalizm Marksist bir felsefe üzerine inşa edilmiş Marksist sosyalizmdir. Bu günün dünyasında Sosyalizmden anlaşılan budur. Bu bağlamda biz Sosyalizm eleştirisi yaparken Marksizmi temele alacağız…

Sosyalizmlerin pek çoğu dinsel kaynaklı olmasına karşın, Marksist Sosyalizm dine amansız bir tavır takınmıştır. Bu anlayışa göre din:
• Bilimdışıdır.
• Gerçek dışıdır
• Uydurmadır.
• Sömüren sınıflara hizmet eder
• Bir üstyapı kurumudur
• Zamanla ortadan kalkacaktır
• Halkları , ezilenleri uyuşturur.
• Mutlaka yok edilmelidir… en azından vahşi bir hayvan gibi kafese konulmalı, sınırlanmalıdır.

İşte sosyalizmin en büyük hatası, yanlışı budur.
Çünkü bu tavır dine haksızlıktır. Bu tavır insana haksızlıktır. Bu tavır varlık alemine haksızlıktır. ‘’ Tanrı yoktur demek ne kadar beylik ve ne kadar bilimdışı bir sözdür. Çünkü Tanrının olmadığı bir evren nasıl var olur ve var olsa bile ne anlamı, ne hedefi kalır? Ayrıca kim nereden biliyor Tanrının olmadığını? evrenin neresini ne kadarını tam biliyoruz ki Tanrı yoktur diyebiliyoruz?

X dinine karşı olmak, ya da x dininin y yorumuna karşı olmak veya ben ateistim demek ayrı bir olgudur.. Ama Tanrı yoktur ve bu katiyetle böyledir ve katiyetle herkes buna inanacaktır anlayışı çok farklıdır.
Bilim şunu ortaya koymuştur ki her ahlak değerler sistemi üzerine inşa edilir. Değerler sisteminin en sistematiği ise dinlerdir… Hele İslam dini ahlakı yaşamın her alanına serpiştirmiştir..Ahlak anlam yüklemeyle bağlantılıysa ki öyledir davranışlara anlam yükleyen en önemli unsur dindir.. Nitekim diyalektik materyalizmi Allah düşmanlığı temelinde eğitimini şekillendiren Sovyet Rusya’nın halkı- aydınları, yaşamın anlamının ne olduğu sorusuna sağlıklı cevaplar bulamadıkları için çareyi ya alkolde ya da intiharda buluyorlardı..Ve bu durum, devasa bir yapı olan Sovyet sistemini çökertti..( Bunu ifade ederken biz Sovyet sitemini çökerten tek etkenin bu olduğunu elbette iddia etmiyoruz.. Ama bunun da çokça belirleyici olduğu ihmal edilemez bir gerçektir.)
Sosyalizm din üzerinde takındığı tutum yüzünden iflah olmaz bir paradoksa düşmüştür ki bu paradoks beraberinde pek çok paradoksu da getirmiştir.Din üzerine düştüğü paradoks şudur: Sosyalizm ( tabi ki burada marksiyen sosyalizmden bahsediyoruz) dinlere toptan tavır alırken , onların gerçekleri yansıtmadığı, uyutucu olduğu ve zamanla ortadan kalkacağı önermelerine dayanıyordu.Ve dinlerin zararlı olduğu önermesi de beraberinde savunuluyordu çoğu kez… Dinlerin en temel dayanağı olan ‘’ Tanrı’’ fikri de reddediliyordu.Ama bura yaman bir çelişki vardı ki o da şudur:Eğer dinin yerine bilimsel metodolojiyi kabul ediyorsanız, ve bu çerçevede Tanrıya kesin var diyenleri eleştiriyorsanız, nasıl oluyor da aynı kesinlikle Tanrının olmadığını savunabiliyorsunuz?Bu evrende Tanrı yok önermesi beraberinde ben bu evren hakkında her şeyi biliyorum, hatta bilimin sonuna gelinmiştir önermesini de getirmez mi?Eğer bunu iddia ediyorsanız savunduğunuz şeyi dinleştirmişsiniz demektir. İşte Sosyalizmin en büyük paradoksu dinlerin hatalı, yanlış yönlerine karşı çıkarken aynı zamanda kendini de dinleştirmesidir.

Din tarihsel süreçte pek çok yanlışlıkların , hataların ve zulümlerin enstrümanı olmuştur.insanlar dinler tarihinde milyon milyon kesilmiş yok edilmiştir. Nice Âlimler dinin ruhanilerince töhmet altına alınmış ve her türden zulme uğratılmıştır. Bırakın dinsizleri dindarları hatta o dine mensup olan dindarları dahi zulme uğratan, zindanlara attıran yine din adamları olmuştur.

Ancak burada birkaç sorun var:
1- Söz konusu olan zulüm ve zalimse, diğer toplumsal kurumlarda en az din kadar baskıcıdır. Mesela bilim ve eğitim…insanoğlu bilim adına ekmeğinden kısarak araştırma yaparken , bilim adamları sadece mutlu bir azınlığın değirmenine su taşırlar çoğu kez…Yüz milyona yakın insanın can verdiği dünya savaşlarını , bu kadar kıyıcı yapan biraz da bilimin yardımı değil midir?
2- Dinin gerçekleri yansıtmadığı belirtiliyor… Peki aynı argüman bilim için de zaman zaman kullanılamaz mı? Bilim de de pek çok ilke, teori hatta yasa düzeyinde madde zamanın çöplüğüne atılmamış mıdır?Buna yönelik ise şu söylenebilir: en azından bilimin sınanabilir bazı boyutları vardır ve bu da onun gerçekliğini gösteren bir nitelik taşır.Ama bu da su götürür bir iddiadır. Bilim felsefecisi Karl Popper in de bize gösterdiği gibi asla tam sınama- deneyleme söz konusu değildir. Kısmi bir sınama, örneklem evreninde yer alan unsurların kısmı bir sınanması söz konusudur. Ve bunun geriye kalanına sınama sonuçlarının teşmili inançtan başka bir şey değildir.O zaman dinin iddia sahibi olduğu alan olan metafizik alanın gerçekliği, temel nitelikleri de bu gün – ve belki de yarın- ulaşılamayacak bir alan olduğundan bu alana yönelik olarak yapılan inançsal yaklaşım neden yadırganıp eleştiriliyor?
3- Metodik olarak Marksist sosyalizm bilimsel bir metodolojiyi kabul ettiğini iddia ediyor ve bu noktada dini bir anlayışla taban tabana ters düştüğünü ortaya koyuyor. Oysa Marksist sosyalizmin, geçmiş ve gelecek ile ilgili –kesin- yargıları var.Örneğin Marksist tarih şeridi İLKEL KOMÜNAL TOPLUM, KÖLECİ TOPLUM, FEODAL TOPLUM, KAPİTALİST TOPLUM şeklinde bir sınıflandırmayla ortaya çıkmış durumdadır. Hatta bununla da kalmamakta gelecek ile ilgili olarak İLERİ KOMUNAL TOPLUM un yaşanacağı –KESİN- bir yaklaşımla kabul edilmektedir. Değil geçmiş ve gelecek ile ilgili olarak, şu an ile ilgili olarak ta kesin bir yargıyla yaklaşmamak, çok kesin hususlarda bile bir acaba sorusuyla hareket etmek bilimsel metodolojinin temel esaslarındandır. Peki Marksist sosyalizmin bu kuralı bırakıp ta –KESİN- likle iddialarını dikte etmesi aslında dinleri reddederken kendini dinleştirdiğini göstermez mi?
4- Dinin eleştirel yönlerinden yola çıkılarak, bu boyut gerekçe kılınarak, dinin son derece olumlu, derin felsefi ve bilimsel boyutları, toplumsal ve bireysel açıdan gerekli ve önemli, gerçek olan yönleri nasıl oluyor da tamamen yok sayılıyor ve din yok edilmesi gereken bir zehir gözüyle bakılıyor? Bu tavır başlı başına bir faşizmin göstergesi değil midir?
5- Bu tavrın içinde bulunmak, tarihte din adına yapılan baskı ve zulümlere haklılık payı kazandırmaz ya da en azından onları daha anlaşılabilir ve hoş görüyle yaklaşılabilir hale getirmez mi?


Marksist sosyalizm tarihsel materyalizmden yola çıkarak başka yanlışlar da yapmıştır. Bunlardan bir tanesi insan konusundaki indirgemeci iyimserliktir. Bu yaklaşıma göre insanın non etik davranışlarının temeli eko-politik altyapıdır. Yani ekonomi politik altyapı değişirse insanın insana zulmü ortadan kalkacaktır. Bu koca bir hayalden başka bir şey olmamıştır ve safça-çocukça bir görüşten ileri bir değer taşımaz…Bu insanı tek boyuta indirgeyen görüş, insanın , mistik , estetik filozofik bütün boyutlarını reddetmiş ve renksiz bir insan portresi ortaya çıkarmıştır. Oysa insan çok boyutluluğuyla renklidir, insandır.

Bu bağlamda, üretim biçimlerinin, üretim araçları ve ilişkilerinin tüm insan eylemlerini belirleyen, yönlendiren ve şekillendiren bir olgu olduğunu iddia etmek insanı basitleştirmek ve hafife almaktan başka bir şey değildir. Çünkü üretim ilişkileri başka şeyleri belirlediği gibi başka şeylerde üretim ilişkilerini belirler. Burada birinin diğerlerine üstünlüğü olduğu tartışması su götürür nitelikler taşımaktadır.

Marksist sosyalizmin bir başka yanlışı da çok iddialı tezleri savunmasına ve çok iddialı vaatlerde bulunmasına rağmen bunları sağlamada çok önemli katkısı olabilecek araçları görmezden gelmesi ve hatta bunları reddetmesidir.Manevi değerler bunlardan en önemlilerinden biridir. Marksist sosyalizm ya da Marksist sosyalistlerin hatırı sayılır kısmı bu değerleri küçümsemiş, görmezlikten gelmiş, hatta tarihin çöplüğüne atılması tezini işlemiştir. Oysa insan varsa , bu değerlerle vardır ve bu değerlerle var olacaktır.Bu değerlere bu şekilde yaklaşması , kendi bindiği dalı da kesmiş ve beraberinde insanlığın kapitalizm denen canavara teslim olmasını sağlamıştır.

Mesela sosyal sınıfların ortadan kalkması ve insanlığın sınıfsız ve sınırsız dünya özlemi asla ve kat a dinsiz gerçekleşemez. Çünkü din insana dünyanın geçiciliğini ve pek çok ayırıcı unsur varmış yanılsamasına rağmen insanın eşit olduğu gerçeğine götürür.

Marksist sosyalizmin en büyük hatalarından biride hem milliyet bilincini ortadan kaldıracağını iddia etmesi hemde uygulamada bunun tam tersini gerçekleştirmesi ve hatta emperyalizmler inşa etmesidir.

Bunun iki örneği, Rus ve Çin Emperyalizmleridir. Sovyet Sosyalizminde, her ne kadar ulusların bir arada yaşaması na yönelik ciddi adımlar atılmış olmasına rağmen ( Bakü de toplanan Doğu Halkları Kurultayı ve burada alınan kararlar buna örnek olarak verilebilir.)son tahlilde egemen olan Rusculuktan başka bir şey değildir.Bu gün benzer şey çinde uygulanmakta ve Doğu Türkistan’daki mazlum insanlar Han çini sosyal faşistlerince devlet desteğinde katledilmektedir. Her ne kadar Doğu Türkistan’daki çin karşıtı , emperyalizmin yanlısı gurupların varlığının bir gerçek olmasına rağmen bu katliamın asla açıklanabilir bir tarafı yoktur, bu bir katliamdır.

Bu iki sözde sosyalizmler kendi coğrafyalarındaki egemen konsepte uygun olmayan her kültür zenginliğini acımasıca katlederken ve bu katliamlara son derece mantıklı kılıflar uydurup kamufle ederken, kendi dışındaki ülkelerin kendi toprakları üzerinde bulunan kültürlere yönelik olarak gerçekleştirdikleri benzer tasarruflara en acımasız tarzda eleştiri getirmişlerdir.

Bu iki sosyalizm uygulaması Amerika’yla işbirliği yapanları en acımasızca eleştirirken kendileri dönem dönem bu ilişkilerin en yozunun örneklerini sergilemişlerdir. Mesela Stalinin İsraile verdiği destek, zulme karşı olanların defterinde kara bir hatıra olarak ebediyen yer alacaktır.
Bu eleştiriler daha da uzatılabilir. Troçkinin ‘’ cenneti yeryüzünde kuracağız’’ iddiasına tarih ne kadar ironik cevap vermiştir. Yanı başında omuz omuza devrim yaptığı bir insan olan Stalin tarafından her türlü baskıyla muamele edilirken, herhalde yaptığı bu gafın ezikliğini son nefesine kadar taşımış olmalıdır. Bırakın yeryüzünü cennet yapmak, yeryüzünü cennet yapma iddiasında bulunanların, yeryüzü cehennemlerinin oluşumunda çok önemli katkıları olmuştur.

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz. Sosyalizm yeryüzünün en önemli ekonomi politik düşüncelerinden biridir. Çok önemli tezler getirmiş, çok anlamlı şeyler ortaya koymuştur. Bunu yaşama geçirmek için çok önemli kişilikler kazandırmıştır tarihe.

Ama çok önemli hatalara da imza atmıştır. Hataları vardır ama o hala insanlığa çok şey vermektedir.

Bu bağlamda sosyalizm ideallerinin hurafelerden arınmış, öz islamla barıştırılması, yani müslümanın sosyalisti, sosyalistin müslümanı anlaması insanlığın geleceği açısından önemlidir.
Bu diyalog müslmanın gündemini toplumcu sorunlara, özgürlüğe ve bilime yöneltecek, sosyalisti ise metafizik ürperti ve manevi değerlerle donanmış sağlam bir ahlakla donatacaktır.

Ayrıca bu dünyanın nihai bir dünya olmadığı , asıl evrenin de meta evren olduğu gerçeği bağlamında sosyalistlerin de bu evrende yer alabilmesine yönelik ciddi olanaklar sunmaktadır bu ilişki… Bu ilişki bunların yanı sıra kapitalzme de indirilecek en büyük tokat olacaktır.. İnsanlığın geleceği bu tokadın ne kadar sağlam indirileceğine bağlıdır. Umudumuz bu tokadın alabildiğine sert olmasına yöneliktir.

NOT:

Sayın okuyucu;

İşlerimin yoğunluğundan dolayı yazı yazma tempom yeni yıla kadar düşecektir. Yeni yılla beraber yeniden daha etkin bir yazım sürecine girmeyi planlıyorum… Durumdan özür dilerim…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 474 76 40