• BIST 109.314
  • Altın 152,858
  • Dolar 3,8291
  • Euro 4,5018
  • Rize 13 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 13 °C
  • Trabzon 13 °C
  • Samsun 15 °C

Şu bizum Ğasan

Ali GÜNAY

Hasan bey bir kuruma müdür olur. Göreve başladığı gün bir yakını ziyaretine gelip, kutlamak ister. Çalıştığı kuruma gittiğinde, kapıda asık suratlı kapıcı Osman efendi durur. Sert ve haşin bir bakışla Osman Efendi gelenleri şöyle baştan aşağı bir süzerek sorar;

—Ne işunuz var?

—Osman Bey! Kurumunuza yeni tayin olan ve müdür olarak göreve başlayan şu bizum Ğasan içeride midur, bir görmek isteyuruz? Hayırlı olsuna geldik.

Evet.
Bey kavramı ile Efendi kavramı nasıl yer değiştirdiğini gördünüz. Samimiyet ile resmiyet karışmış durumda.
Bir kurumda en büyük kim?
Ya da bunu şöyle söyleyelim; bir kurumda en yetkili kim?
“Kim olacak? Tabii ki o kurumun müdürü veya başkanıdır” sözlerinizi duyar gibi oluyorum.
Resmiyette öyledir. Ama uygulamada sanmayın ki öyle.
Bazı kurumlara bir iş için başvurduğunuzda ilk karşılaştığınız kişi en büyük engel.

İlk karşılaştığınız kapıcı veya hizmetli size bir sürü soru sorar. İçeri girmeniz öyle kolay değil. Bin dereden su getirerek en yüksek engeli aştığınız an daha düşük tonajda engellerle de karşılaşırsınız. Memur, şef, müdür yardımcısı ve en son kurumun amiri olan müdür şeklinde devam eder.

Aslında kurumun en vazgeçilmezleri şef ve memurlardır. İşleri yapan onlardır. Yetkileri yok ama sorumlulukları çoktur.

Yazdıklarından, dosyalamalarından doğabilecek sorunlarla ilgili ilk önce onlara soru sorulur. İlk olarak onlar “annenin- babanın adı ne?” gibi sorularla muhatap olurlar.

Tabii ki böyle olunca onlar da çok hassas olmak, dikkatli davranmak zorundadır. Doğal olarak onlar da kapıcı kadar olmasa da bir engel oluştururlar. Kurumda bir gün içinde her engeli aşmanız sizin şanslı olduğunuzu ya da kafakol ilişkisini çok iyi kullandığınızı gösterir. Her engeli aşıp son numaraya geldiğinizde ise işiniz bitmiş olur. İlk engelde selamınızın alınmamasına rağmen kurum amirine ulaştığınızda ilişkinizin derecesine göre çay bile içersiniz. Engelleri aşma ile iyi karşılanma ters orantılı bir şekilde devam eder. Tabii ki istisnalar kaideyi bozmaz. Her kurum böyledir demek istemiyorum. Bu anlayıştaki kurum davranışlarını irdelemek istedim.

Daha önceki yazılarımdan birinde bahsetmiştim; “Haklarını bilmeyen hakkını koruyamaz” diye.

Biz vatandaş olarak ilk önce haklarımızın neler olduğunu bilmemiz gerek. Haklarımızı koruyabilmek için de bizim için çalışan ve görevi bize hizmet olan kamu kurum ve kuruluşlardaki çalışanlar, memur ve bürokratların görev, sorumluluk ve yetkilerini iyi bilmemiz gerek.

Onların maaşlarının bizim vergilerimizden çıktığını bilmemiz gerek.
Kişiliklerinin ve makamının hak ettiği saygıyı ezilip büzülmeden göstermemiz gerek.
Kurum çalışanlarını da bizim çalıştırmamız ve arada bir görevlerini kendilerine hatırlatmamız gerek.
Eğer bunu yapmazsak “bu gün git, yarın gel” türü işlemlerle karşılaşırız.
‘Benim memurum işini bilir’ değil; ‘benim memurum işimi bilir; benim memurum görev, yetki ve sorumluluğunu bilir’ anlayışı hakim kılmamız gerek.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 474 76 40