• BIST 90.009
  • Altın 145,788
  • Dolar 3,6175
  • Euro 3,9278
  • Rize 11 °C
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 7 °C
  • Trabzon 10 °C
  • Samsun 11 °C

SURİYE İLE SAVAŞA HAYIR!

Osman KAYA

"SAVAŞ, EMPERYALİZMİN EN YÜKSEK AŞAMASIDIR" V .İ .LENİN

Kapitalizmi en iyi tahlil eden bir sistem olarak Sosyalizm ve bu anlayışın liderlerinin de tespit ettiği üzere kapitalizm sıkıştıkça savaşa, kana ve gözyaşına başvurur ve bu süreç üzerinden kazanacağını kazanır.
Savaşsız bir dünya kapitalist bir ekonomi politikte olanaksızdır..
Bu yüzden halklar arasında yapay sorunlar yaratarak , halkları birbirine kırdırır.Ve akan kanın üzerine de ekmeğini doğrar kapitalizm ..

Kısaca bizim gibi yoksul insanlara ‘’pazar yerinde sürünen sürü ‘2 olarak bakan bu sisteme biz,


‘’yoksul insanların kanı üzerine ekmek doğrayan bir sistem’’ gözüyle bakabiliriz.

İşte Batının ‘’ Ortadoğu’’ adını verdiği bu coğrafya kapitalist vampirlerin insanlığın kanını emdiği noktalardan biridir.
Ortadoğu,
1-Tarihsel açıdan pek çok ilklerin kaynağı olduğundan ,
2-Jeopolitik olarak dünyanın yaklaşık ortasında bulunduğundan
3-Pek çok enerji kaynağının ve suyun merkezi olduğundan
4- Dinsel bir merkez olduğundan
Dolayı dünyanın her sömürgeci ülkesinin her dem iştahını kabartmıştır.
Kapitalizmin tarihsel süreç içinde parçaladığı krallıklar ve diktatörlükleri sözde ve temelsiz bir coğrafyaya hükümran kıldığı Ortadoğu coğrafyasına yönelik olarak kapitalizmin patronu olan ABD, yeni hegemonya anlayışı içinde bir misyon biçmiştir.
Bunun adı BOP tur. Yani Büyük Ortadoğu Projesi…

Büyük Ortadoğu Projesinin son tahlildeki hedefi kapitalist para dolaşımının bu günün tarihine yönelik olarak önünü açmaktır…
Yıllarca bu coğrafyanın başına dikilen Arap kralları ve Şeyhleri emperyalist güçler için bu gün büyük oranda bir tehdit unsuru haline gelmişlerdi.
Çünkü bu coğrafyalarda bu faşist, oligarşik ve gerici yönetimler, uzun bir dönem emperyalizmin sadık bir müttefiki olarak görev yaptılar ama bir sorun vardı ortada…
Bu sorunu 10 mayıs 2005 teki yazısında Sebastian Mallaby şöyle dillendiriyordu:
‘’ Kapitalizm kendi Frankeştaynını yarattı. Kitlesel yoksulluk ve vaat edilen ideallerin çöküşü..’’
İşte Kapitalizm ve onun büyük patronu Amerika bu problemin giderilmesine yönelik bir’’ bohça yamalama’’ operasyonuna gidiyordu. Hatta beklide ‘’bohça yenileme’’ operasyonuydu bu.
İşte BOP dediğimiz olayın günlük dilde ifadesi budur.

Yine BOP , İsraile yönelik olarak ‘’ ARZ-I MEV UD’’projesini gerçekleştirmektir.
1897 de İsviçre nin Basel Kentinde ilk kez toplanan Dünya Siyonizm Kongresinde 3 basamaklı hedef belirlenmişti.

1- İsrail,in Kurulması
2- Ortadoğu Sion Krallığı
3- Dünya Sion Krallığı
Evet … Ortam adım adım buna doğru ilerlemektedir.
Amerika nın siyahi yetkilisi Condolezza Rice ,

‘’Ortadoğu’da Haritalar önümüzdeki yıllarda değişecek’’ derken buna vurgu yapmaktaydı.
Bu süreçte bizim, Mısak-ı Milli coğrafyasının başına PKK adlı bir bela verilmiştir… ve zaman zaman azdırılmaktadır bu bela…

Arap Coğrafyasına ise
‘’ Arap Baharı ‘’ adı altında bir ‘’ yalancı bahar’’ gazı verilerek bitmez tükenmez bir batağın içine atılmıştır bu coğrafya.
Bu bela neticesinde Tunus a ılımlı İslam, Libya’ya bölünme, Mısıra Ihvan-ı Müslimine küçük bir pas dışında diktatör düzenin devamından başka bir şey verilmiş değildir.
Şimdi sıra Suriye’dedir. Suriye’de ne emperyalist müdahale ne de savaş istiyoruz.
Çünkü Suriye’ye yapılacak her müdahale, emperyalizmin ekmeğine açıkça yağ sürecektir.

Şu bir gerçektir ki Arap Baharı adı verilen toplumsal patlama odaya yayılmış bir tüp gazın emperyalistlerce çakmağın çakılıp patlatılmasından başka bir şey getirmeyecektir.

Şu ana kadar getirmemiştir. Ortada kalan bilanço budur. Ölen de, öldürende Ortadoğu insanıdır. Ölen de, öldürende emperyalistlerin gözünde bir sinekten farksızdır. Ne Tunus ve ne Libya, ne Mısır, bir düzene oturmamış, aksine işler daha da çatallaşmıştır.
Radikal İslamcıların insan kanı üzerinde kumar oynayan söylemi ile Neoliberalistlerin Amerikancı tamtamlarını bir tarafa bırakırsak her aklıselim bu fikirdedir. Ortada halk hareketlerinin doğasına uygun bir şekilde gelişen bir yapı yoktur.
Bir kere buradaki şiddet asla İslami im ler taşımamaktadır.
Kaddafinin öldürülmesindeki tacizi ve aşağılamayı gördük. Ki bu tutumun İslami nazarda da insani nazarda da yenir yutulur tarafı yoktur. Ayrıca kaddafi gittikten sonra Libya daha da bir batağa girmiş, sömürünün çarkına su taşır bir hal almıştır. O bölgede tipik bir şeytan oyunu oynanmış ve emperyalist güçler sonunda bayrağı dikmiştir.

Bu gün Libya bölünmüş, hammadde kaynakları emperyalistlerin kontrolü altındadır.
Yani ortada Libya Devrimi falan yok, halk ayaklanması yoluyla işgal vardır.
Tunus ta Neoliberal İslam’ın şöyle bir görünüp kaybolması varken Mısırda bu kadar gürültüye rağmen , olan biten ‘’ ihvan-ı Müslimin ‘’ e atılan kazık ve nasyonalist reflekslerle hareket eden askeri darbeden başka bir şey değildir.
Suriye de ise ortada tam bir oyun oynanmaktadır.
Suriye’de ‘’ Esat diktatörlüğüne başkaldırma ‘’ söylemiyle yola çıkanlar bu halleriyle yakın zamanda düzenlenmesi düşünülen İran operasyonunun önünü açmaktadırlar.
Esat diktatördür… Esat zalimdir… bütün bunlar doğrudur.

Ama diktatör olmayan bir devlet mi kaldı Allah aşkına…kimi askeri diktatörlük, kimi sermaye diktatörlüğü, kimi dinci diktatörlük, kimi ırkçı diktatörlük….kimide oligarşi…

Elbette tüm diktatörlükler tarihin çöplüğüne atılmalıdır ama… Burada model alınan kimdir ve bu model alınan nerede bulunmaktadır.
Bunun yanı sıra velev ki bu diktatör alaşağı edilse ‘’ yeryüzünün en büyük katili’’ nin buradaki halkı başıboş bırakılacağı mı düşünülüyor?

Burada dinci söylemle insan kanının akıtılmasına göz yumanların klişeleşmiş birkaç sözü var:
‘’ Amerika’ya karşı da savaşı bu halk’’

Hangi donanımla?.... hangi birikimle?...hangi projeyle?...hangi ufukla?...
Alın bakın Afganistan’a… karanlığın alabildiğine zifir olduğu bir coğrafyada olup bitenler eğer islamsa vay Müslümanların haline…

Ortada Müslüman kanının deryalarca akıtılması projesi var … bunu göremeyecek kadar kör müyüz?
Bir başka klişeleşmiş söz de şudur:
‘’ onların bir planı varsa Allahın da bir planı var’’

Allahın yüce planına sonuna kadar iman etmişiz elbette…
Ama şuna da belirtelim ki,
‘’ Allah planını sizin gibi duygu sömürücülerinin din faşistlerinin, yobaz ve hurafe ehlinin ve emperyalistlerin ekmeğine yağ sürücülerinin zihin haritasına göre gerçekleştirmeyeceğine de imanımız tamdır.’’
Nasıl ki uçaktan paraşütsüz atlayan biri ,

‘’ Allahın bir planı var’’ deyip saf saf bir beklenti içine giremezse toplumsal hareketlerin bilimsel temellerini göz ardı eden birininde,
‘’ Allahın bir planı var’’ diyerek bir manipülasyon sürecine girmemiz….Din sömürüsü budur işte…
Esat İsrail’e karşı mücadeleleri desteklerken , üs verirken , bağır açarken iyi idi.
Esat, Apo yu topraklarından çıkarırken iyi idi…
Esat ile pikniğe gidilirken iyi idi…
Ama Amerika emir buyurunca Esat kötü oldu…
Esatın yıkılması karşısında hemen yapılacak şey Suriye’nin işgali , insana karşı yapılacak operasyona üs açılması ve zaman süreci içinde bölünmesidir.
Suriye’de devrim falan olmayacaktır. Suriye’de işgal olacaktır. Orada mücadele veren insanlara bu anlatılmalıdır.
Bu dile getirilmelidir. Ve bir an önce, mücadeleciler ellerindeki silahları bırakmalıdırlar.
Orada atılan her kurşun İsrail in hanesine artı puan olarak geçmektedir.

Yıllarca Suriye PKK yı destekledi. Bu , onun ölümcül hatasıydı.Ama bu hatayı eleştiren bizler neden isyan edenlere kucak açıyoruz?
Esat ın zulmettiği argümanıyla cevap verilecekse bizde birilerine göre de zulmediyoruz. Esat şiddet uygularken ‘’kurulu düzene başkaldırdıklarından dolayı ‘’ bu şiddeti uyguladığını beyan etmektedir.
Eğer bu tarz bir gerekçeyle şiddet uygulamak suç ise, birileri bu durumdan vazife çıkararak şöyle bir kıyas yapabilirler:

‘* kurulu düzen e karşı baş kaldıranları etkisiz hale getirmek suçtur.
*Türkiye de, kurulu düzene karşı başkaldıranları etkisiz hale getirmektedir.
*O halde Türkiye de suçludur.’’
Eeee… sonra…
Sonra olacak şey bellidir… ‘’siz dağlarda katliam yapıyorsunuz’’ derler adama….itiraz ettiğinizde Suriye’ye karşı tavrınızı çıkarmazlar mı adamın karşısına?
Sonra ver elini NATO işgali….evet… olacak budur…

Buna kapı açılmamalıdır…Orada Esat ın zulmü başka yollarla , barış içinde , iknayla, ve Amerikan emperyalizminin dünya jandarmalığını kabul etmeden etkisiz hale getirilmelidir..

Ve Türkiye asla ve kat a Suriye’yle savaşa girmemeli… Türkiye’deki Malatya ve incirlik üsleri kapatılmalıdır…
Kimse bu halka’’ müdahil olmazsanız masada olamazsınız ‘’ masallarını okumasın… Korede Müdahil olduk… ne geçti elimize…koredeki müdahilliğimize armağan olarak kıbrıstaki kardeşlerimizin tabut tabut cesetleri kollarımıza ‘’armağan!!!’’ olarak dönmedi mi?

Biz savaşa hayır demeli ve bu noktada asla bu pis oyuna, bu kirli savaşa dahil olmamalıyız….
Başbakanı ‘’ one minute’’ diyen, ve dışişlerinin ‘’ komşularla sıfır sorun’’ ilkesini dillendiren bir ülkeye –gerçekte- yakışan budur.

  • Yorumlar 6
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40