• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Rize 5 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C
  • Trabzon 9 °C
  • Samsun 5 °C

TARIK AKAN DA ÖLDÜ

D. Ali TAŞÇI

 

            Allah’tan başka ölmeyecek kim var ki, Tarık Akan ölmesin. Dünyada yaklaşık yedi milyar insan yaşıyor; yüz yıl sonra kimse kalmayacak, herkes ölmüş olacak. Dünya aslında bir mezarlıktan başka nedir ki! Bütün kavgalar bu mezarlık için!

            Tarık Akan ünlü bir sinemacıydı. Yakışıklıydı ve genç kızların hayallerini süslüyordu. Yetmişli yılların başlarında salon çocuğu olarak kendini gösterirken, daha sonraları ideolojik filmlere yöneldi. Yılmaz Güney’in çemberinin içine girerek “Yol, Sürü, Maden, Adak” gibi filmlerde oynadı. Birçok ödüller aldı, kendi kulvarında sevildi; daha doğrusu hem kıskanıldı arkadaşlarınca, hem herkes alkışlarken, alkışlandı.

            Son zamanlarda da iyice siyasileşerek iktidara karşı her oluşumda boy gösterdi. Gezi olaylarından alın, siyasi her toplantıda, yürüyüşte göründü, demeçler verdi. Bütün bunlar olamaz mıydı, elbette onun tercihi, yaptı ve oldu. Herkes aynı düşünecek değil ya, düşüncesini hayata geçirmek için didindi, durdu. Bu da onun hayat çizgisi, kime ne?

            Türkiye’de, diğer ülkelerde pek rastlanılmayan türden olaylar gelişti, gelişiyor. Sanatçılar, genellikle halkın değer yargılarını küçümseyerek işe başlıyor. Kendi aralarında bir yarışa da girerek ömür sürüyorlar ve birbirlerini sevmekten çok, kıskançlık daha bir öne çıkıyor. Sanatçıların “ene- ego”su büyük, kendilerini “en”lerde gördüklerinden diğerlerinin ayak sürçmesi adeta hoşlarına gidiyor.

            Bu da onların görüş ve duruşuyla ilgili, ama gençlik bundan etkileniyor; çünkü gençlerin genellikle idolleri işte bu sanatçılardır. Bunların, toplumun değer yargılarını küçümseyen, zaman zaman düşmanca tavırlar alan davranışları toplumu yaralıyor.

            Öldüklerinde camilere cenazeleri geliyor. Elbette Müslüman cenazeler camilerden kaldırılır. Cenaze namazı bir ibadettir. İbadetlerin kurallarını insanlar koyamaz, onların ilahi kuralları vardır. Mesela, cenazelerin ardından dinimizde alkış tutulmaz. Bilebildiğim kadarıyla bu davranış türü, Mekke müşriklerinin yapmış olduğu bir işti. Alkış tutulacaksa bu, camide, cenaze namazında yapılmamalıdır. Tarık Akan için bir tiyatro salonunda tören düzenlendi ve orada Fazıl Say piyano çaldı, bir grup da şarkı söyledi. Bunu orada yapabilirsiniz, ama camide, tribünde takımınıza alkış tutar gibi, alkışlarla cenazenizi kaldırırsanız, bu durum Müslüman inancıyla çelişir ve ibadet alt üst olur. Bu durum son zamanlarda arttı. Diyanet’in bu işe bir el atması lazım. En azından böyle bir durumun dinimizde olmadığı, yetkili ağızlarca söylenmeli ve halkın ibadet anlayışı yara almamalıdır.

            Yaşarken ölümü hiç hatırlamayan, ebedi genç kalacağını ve hiç ölmeyeceğini sananlar için genç ölümler birer travma yaratır. Ardından insanlar hatıralarını dile getirirken, bir Allah’ın kulu çıkar da bir kere Allah’ın adını anmaz, bir rahmet dilemez ve dünyadaki başarılarını öne çıkarmaya çalışır. “Unutulmaz” denilen nice insanlar unutulmuş, “yeri doldurulamaz” sanılan nicelerinin yerleri doldurulmuştur. “Her nefis ölümü tadacaktır.” Ayeti, Zincirli Kuyu mezarlığının girişine yazılınca kıyametler koparılmıştı, birileri tarafından, “Bize ölümü hatırlatmayın.” diye. Ne var ki ölüm, en umulmadık bir anda canevine inen bir hakikat. Allah bize, ardımızdan bizi hayırla, rahmetle anacak arkadaşlar, dostlar nasip etsin. “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” demiyor mu Peygamber’imiz (AS).

            En iyisini Aziz Nesin yaptı, “inanmıyorum, ben dinsizim” dedi ve hiçbir dini tören istemedi ve öylece bir yere gömüldü. Bu da insanın kendi iradesiyle yaptığı bir şey, kim ne karışabilir ona? Hatta isteyen cesedinin yakılması için vasiyet de edebilir. Ama nüfusunun kahır ekseriyeti Müslüman olan bir ülkede cenaze namazları, İslam’ın kurallarına göre yapılmalı ve bu işin takipçisi de Diyanet olmalıdır. İslam adına, İslam’da olmayan bir şekli kimse dayatmamalıdır.

            Müslüman olmak büyük nimet dostum. Sen öldükten sonra bile cenaze namazına katılanlar ardından sana rahmet gönderiyor, Kur’an okuyor, namazına durarak içten dualar okuyor, en azından okumasını biliyor. “Işıklar içinde yat” demek güzel de, ötede güneş yok ki ışık olsun; orada nur var ve o nuru insan buradan kendi götürüyor. Nur, Allah’ın “iyi” dediği şeyleri yapanların ruhlarında biriken ilahi ışık.

            Ne diyelim, Tarık Akan da öldü, hepimiz de öleceğiz. Allah imandan ayırmasın. Toprağın bol olsun Tarık Akan. Üzüldüm ölümüne.

D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com) Twitter:@DAliTasci

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40