• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Rize 12 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 2 °C
  • Trabzon 15 °C
  • Samsun 8 °C

TELEVOLE KÜLTÜRÜ

Ali GÜNAY

 

“Kiraz Mevsimi, Güllerin Savaşı, Kertenkele, Urfalıyım Ezelden, İkimiz Arasında Kalsın, Yedi Güzel Adam, Zengin Kız Fakir Oğlan, Aşkın Kanunu, Aşkı Memnu, Ulan İstanbul, Arka Sokaklar,Beni Afet, Aşkın Bedeli,  Deniz Yıldızı, Paramparça, Gözüm Üstünde, Kocamın Akrabası, Unutma Beni, O Hayat Benim, Karadayı….” Daha ismini yazamadığım bir sürü…

Yukarda yazdığım cümlelere aşınasınız. En azından bir yerlerden çağrışım yaptığına inanıyorum. Zira her akşam evlerimize konuk olup bizi esir alan TV dizilerinin isimlerinden söz ediyorum.

Bundan başka; “Ben Bilmem Eşim Bilir” gibi ne amaçladığı belli olmayan yarışma programları ile çöpçatan programlarını da alın bu dizilerin üstüne koyun. Geriye ne kaldı? Koskoca bir günümüz TV karşısında heba oldu gitti. Bari bu programlar kişiye bir şey kazandırsa, öğretse gam yemem. Birçoğu yıllarca sürdü ve hala devam ediyor.

 Evlerimizde karşılıklı konuşup sohbet etme, komşularımızla gidip gelme gibi toplumsal değerlerimiz yok oldu. TV dizilerindeki konuların bir çoğunda Örf adet ve geleneklerimize, aile ve toplum yapımıza, ahlak kurallarına ters , sorunları şiddet yolu ile çözmeyi empoze eden temalar işleniyor..

Bazı diziler ulusal değerlerimizi aşındırıcı, kendilerine yakın dünya görüşüne dönük propaganda yapan bir konuma geldiler.

Birçoğu ise en üretken olmamız gereken bir zaman dilimimizi çalıyor. Adeta diziye bağımlı ve bir bakıma dizi kolik olduk. Boşuna dememişler Televizyon” aptal kutusudur” diye. Bence TV nin suçu değil programların ve onun seçimini yapamayan körü körüne izleyip haksız reytingin artmasına sebep olan toplumun kusurudur.

Bu dizi ve programlarla “Tele vole Kültürü” oluşur. Kendi öz kültürümüzden uzak, kompleksi ve ego su yüksek kişilik özelliklerine sahip ve hiçbir şeyin farkında olmayan lakayt bireyler yetişir. Ülkede egzoz dumanı ile ısınan, çöplükte yiyecek toplayan insan varken zengin sofra ve lezzet haritası gibi müsrif yiyecek programlarına tamah eden insanlar….

 Bu gün ülkede bunca sorun var; güneydoğu ve komşularımızla ilgili ilişkiler, işsizlik, pahalılık, yoksulluk ve her gün erozyona uğrayan haklarımız, Cumhuriyet idaresi ile edindiğimiz kazanımlar, burada ele alamayacağım kara mizaha konu olacak trajik komik olaylar ortada dururken bu programlarla oyalanıyor, uyuşturuluyor ve morfinlendiğimizin farkına varamıyoruz. Sanal gündemlere balıklama atlıyor, hayatı meseleleri atlıyoruz.

İnsanımız henüz sözlü kültürden yazılı kültüre geçişini sağlayamamıştır. Yanı edindiği bilgileri kulak ve göz organları ile görüp dinleyerek edinmeye çalışır. Henüz okuyup yazma kültürü gelişmemiştir. Onun için görsel medya ve TV programları onlar için çok önemlidir.

Yazılı ve görsel medya hele görsel medya bir an evvel kendisine çeki düzen vermelidir. Medya toplumda dördüncü kuvvet değil bence aydınlatma görev ve sorumluluğu bakımından birinci kuvvettir. Medya reytinge değil toplum gelişimine önem vermeli ve kendisine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.

Ne yazık ki bu gün bir kısım medya yandaş,” odun kırıcısının hık” deyicisi gibi gücün yanında yer alıp olumlu olumsuz her şeyi onaylar hale gelmiş, toplumu eğitmek ve yönlendirmeyi; doğru tarafsız bilgi ve haber yapmayı unutmuştur. Halbuki medyanın fıtratında muhalefet vardır.

 RTÜK bu tür TV programlarını daha seri ve titizlikle denetlemeli eğitim, belgesel, araştırma ve bilim yönünden zengin eğitici programlar ile tarafsız yayın yapan haber ve tartışma programlarına yönelmelerini sağlamalıd

  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40