• BIST 97.723
  • Altın 145,299
  • Dolar 3,5708
  • Euro 3,9786
  • Rize 20 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 17 °C
  • Trabzon 19 °C
  • Samsun 20 °C

TÜRKİLİZCEDEN… TÜRKİRAPÇAYA

Ali GÜNAY

 

Herkesin ağzında farklı olan şey “doğru” değildir.

Bu birlikteliği “dil “sağlar.

Dil; insanı hayvandan ve birbirinden ayıran bir araçtır. Buda konuştuğu dilidir. Birleştirici olan ise sadece anlaştığımız ve kendimizi anlattığımız dildir.

Mega kentlere gittiğinizde bir Avrupa kenti olup olmadığını Türkçe konuşan birini bulmadan anlayamazsınız. Çevrene baktığınızda restoran, motel, fast food, vs bir sürü yabancı dille yazılmış tabelalar görürsün. Hanı bir ara acaba burası benim memleketim mi dir dersin.

Farklı kültürler, farklı serüvenlere sahiptir.

Ana dilde düşünmek, anadilde anlamak, kavramak ve öğrenmek anadilde eğitimi daha kolaylaştırmaktadır. Ancak biz Türkler tarih boyunca hiçbir zaman kendi dilimizi de kullanamamışız. Başta İslamlığı kabulü ile Araplardan, Anadolu’ya yerleşmesiyle daha önceden burada yaşayan toplum ve uygarlıklardan, Osmanlı’nın kurulması ve devletin geniş bir imparatorluğunun sonucunda da gidip egemenliği altına aldığı toplum ve kültürlerinden etkilenmiştir. Bu gün batı özentisi ile de Avrupa kültürünün etkisi görülür. Dilimizin içinde Farsça, Rumca, Ermenice, Bulgarca, Romence, Arapça sözcüklerinin dışarıdan; Lazca, Kürtçe, Çerkezce,zazaca gibi sözcüklerde daha önceden burada yaşayan yerli halkın etkisi görülür.

Dizayn(tasarım), kriter(ölçüt), analiz(çözümleme), online(çevirim içi), part time(yarı zamanlı), empoze etmek(dayatmak), ille gal(yasa dışı), departman(bölüm), revize etmek(yenilemek), global(küresel), sempatik(sevimli cana yakın), elimine etmek(elemek), ekstra(fazladan), optimist(iyimser), adisyon(hesap fişi), anons etmek(duyurmak), doküman(belge),exit(çıkış), koordinasyon(eş güdüm), ful time(tam gün), adapte etmek(uyum sağlamak), laptop(diz üstü), provoke etmek(kışkırtmak), jenerasyon(nesil, kuşak), izolasyon(yalıtım), finish(bitiş), monoton(tek düze), konsesus(uzlaşım), start almak(başlamak), e-mail(e-posta), komünikasyon(iletişim), okey(tamam), link(bağlantı),skeç(kısa oyun), doping(uyarıcı), üniversal(evrensel), layt(hafif), kontrol(denetim) ve anti(karşıtı) sözcük ve deyimleri her gün kullanırız.

Bir şehre girdiğimizde orta yerde merkezi gösteren bir tabela “şehir merkezi centrum” diye karşılaşırız. Eczaneden aldığımız ilaçların isimleri ve reçetelerinden anlamayız, çay alım yerlerinde üreticiye müstahsil, alım yapmaya mubayaa deriz.

Münevver(aydın), düvel(devletler), zifaf(gerdek), lüzum(lazim), üslüb(biçim,usul), tecelli(görünme), ruhsat(izin),metin(dayanıklı), ziynet(süs), şifa(sağlık), mütehassıs(uzman), imtiyaz(ayrıcalık),aşk(sevgi), davet(çağrı), ekseri(çoğukez), mera(çayırlık)nezih(temiz,pak,güzel), kıssa(hikaye, fıkra), şaibe(leke, kusur), cefa(eziyet), tahammül(katlanma), basiret(öngörü),beşer(insan) ve edep(terbiye) gibi sözcüklerini kullanmadan cümle kuramıyoruz. Hâlbuki bu sözcükler Arapça… Bugünlerde bu yetmemiş gibi IHL ve o okulların yüksek akademik birimlerde Arapça ile eğitim görmek şöyle dursun günlük konuşmayı bile bu dille yapar olduk nerden nereye değil mi?

 

Nerden nereye…..Türkilizceden….TÜRKİRAPÇAYA

  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40