• BIST 89.113
  • Altın 146,730
  • Dolar 3,6439
  • Euro 3,9308
  • Rize 13 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 14 °C
  • Trabzon 10 °C
  • Samsun 15 °C

Türkiye İslamcılığının meseleleri–1

Osman KAYA

(Bu yazı birden fazla makaleden oluşacaktır. Okuyucular değerlendirme ve eleştirilerini yaparken bu dizideki tüm yazıların bütünlüğünü göz önünde bulundururlarsa kanaatimce daha sağlıklı yargılara ulaşırlar)

İslamcılık ve Müslümanlık arasında kavramsal olarak farklılıklar var… Öncelikle bunu belirtelim… Sosyolojik olarak baktığımızda bu iki kavram birbirinden belli ölçülerde farklı. Müslümanlık, kendini o daire içinde gören herkesin ortak adıdır. ( Bu yargı akaide yönelik bir yargı değildir. Sosyolojik bir nitelik taşımaktadır.)

Yani İslamiyet’i şu ya da bu düzeyde yaşamış olmasına rağmen kendini Müslüman olarak gören, İslam kültürü içinde yaşayan, o kültürün öğelerine göre yaşayan kişi sosyolojik olarak Müslüman’dır…

İslamcılık ise , İslam’ın bütününü kabul ettirme ve yayma içerisinde bulunmanın adıdır.. İslamcılıkta şu ya da bu düzeyde empoze ve dikte vardır…

İslamcılık bu bağlamda Müslümanlıktan farklı bir kategoridir. Bizim bu yazıda ele alacağımız olgu İslamcılık olgusu ve bunun sorunlarıdır…

İslamcılık genel çerçevede bakıldığı zaman kökleri Hz Peygambere kadar yayılan bir dünya görüşü… İslam’ın ilk tebliğcisi, yayıcısı, anlatıcısı olarak Hz Peygamber, ilk İslamcı sayılabilir. Ama siyasal İslam’ın bir figürü olarak İslamcılık 19. yüzyılda 2. Abdülhamit ile birlikte teorik çerçevesi beliren bir anlayış ve siyasal mücadele platformudur. (2. Abdülhamit İslamcılığı İttihadı İslam temelinde şekillendirip vurgulamış ve bu çerçevede İslam coğrafyasının parçalanmasını durdurma ve en azından parçalanma hızının azalması amacını gütmüştür.)

Yaklaşık olarak eş zamanlı olarak Muhammed Abduh ve Cemalettin Efgani, Mehmet Akif, Süleyman Nazif gibi karakterler bu anlayışın entelektüel düzlemdeki taşıyıcıları oldular.

İslamcılık, dünyadaki bunalımların çözümünü İslam’da arayan, bireyin varoluş gayesini İslam olarak belirleyen, İslam’ın siyasal platformda da söz sahibi olması gerektiğini savunan felsefi ve siyasal söylemin adı ve pratiğidir…

Tarihsel süreç içinde Necip Fazıl, Said-i Nursi gibi edebiyatçı ve dini karakterlerle hız alan İslamcılık, Dünyada İhvanı Müslimin hareketiyle, özellikle Arap dünyasında belirli bir ivme yakaladı. İslam dünyasında, Hasan el Benna, Abdülkadir Udeh, Seyyid Kutub gibi isimler İslamcılığın çok katı disipliner bir yapı olmasına yönelik teorik argümanlar ortaya koydular…

Mesela – özellikle ‘Yoldaki İşaretler’ adlı kitabında açıkça görüldüğü gibi – Leninist aktivizmi, İslam’a mal ederek ortaya koymuş ama burada çok büyük teorik boşluk bırakmıştır…

Muhammed ikbal, Mevlana Ebul Kelam Azad, Said Havva, Mevdudi, Abdullah Azam, İranda Ali Şeriati, Mutahhari, Beheşti gibi pek çok isim bu teorik çerçeveye pek çok katkı sunmuştur…

Türkiye’de siyasal partiler sürecindeki İslamcılık olgusuna daha sonraki makalelerde değinilecektir..

Bu bağlamda Sezai Karakoç, Cahid Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Ercüment Özkan v.b entelektüel ve aktivistlerin katkılarını unutmamak lazım…

Her siyasal söylem gibi İslamcılığın da beslendiği, güçlendiği ve takviye aldığı çeşitli gelişmeler var…

İslamcılık, ilk olarak İslam coğrafyasının o dönemdeki en önemli temsilcilerinden biri olan Osmanlı topraklarının Batılı güçlerce parçalanması tehlikesine vurgu yapmış, buna çözümler aramış, söylemlerine bu sorunu gerekçe yapmış ve bu söylemlerle de beslenmiştir…

Bu dönemde İslamcı söylem yer yer Türkçü ve Osmanlıcı söylemle iç içe tezleri savunmuştur…

Yine bu dönemde en önemli felsefi sorunsal ‘iman esaslarının kurtarılması’ ve ‘İslam dünyasındaki geri kalmışlığın nedenlerinin tespiti’dir.

İslamcılık bu sorunun temel nedenini ‘İslam’ın özünden kopmak’ sorunun temel çözümünü ise ‘İslam’ın özüne dönüş’ olarak görür…

Fakat bu dönem İslamcılarında Batı karşısında bir eziklik, bir aşağılık kompleksi vardır...

Bu eziklik, Mehmet Akif’te, Muhammed İkbal ve Cemalettin Efgani’de belirgin bir nitelikte vardır…

Mesela Akif, Batıdaki bilimsel ve teknik üstünlük konusunda eziklik duyarken, Muhammed İkbal ise başta teaddüt-ü zevcat (çok kadınla evlilik) olmak üzere bazı konularda aşağılık komplekslerini yazılarında vurgular... (devam edecek)

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40