• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Rize 14 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 7 °C
  • Trabzon 17 °C
  • Samsun 15 °C

TÜRKİYEDE EĞİTİM-2

Osman KAYA

Geçenki yazımızda eğitim yapımızın değerlendirmesine yönelik olarak genel bir bakış sergilemiştik.
Bu yazımızda ise öğrenci olgusunu ele almaya çalışacağız.
Öğrenci, Eğitim olgusunun en önemli faktörüdür. Çünkü hedeftir..Tüm çalışmaların ulaştığı temel unsurdur.hedef kitledir. Eğitim süreçleri anlamlı kılan yapısal zorunluluktur.
Eğitim- öğretim, sağlıklı irdelenecekse eğer Öğrenci faktörünün enine boyuna ele alınması zorunludur.
Öğrenci hem kendisinin temel faktör olarak kabul edildiğinde yapılan hatalardan etkilenen ‘’şey’’ dir, hemde eğitsel süreçlerin başka boyutları ile ilgili olarak yapılan hatalar ve eksikliklerden en çok etkilenen faktörlerden biridir.
Yani hangi türden yanlışlık yaparsanız yapın, neyi eksik bırakırsanız bırakın, eksiklik ve yanlışlıklardan en çok olumsuz yönde etkilenecek olan, öğrenci unsurudur.

Öğrenci , bu kadar önemli olmasına rağmen ,bir eğitimci olarak ,ona yeterince önem verildiği kanaatinde değilim..
Eğitim sisteminde öğrenci yeterli ve etkin bir donanıma sahip olamamaktadır. Çağı yakalayamamakta ya da çağı yakalama olgusu sadece belli koşullara sahip olanların tekelinde kalmaktadır. Her ne kadar eşitlik eğitim öğretim sisteminde temel faktör olarak kabul edilmişse de bunun pratiği mevcut değildir. Uygulamada eşitlik gerçekleşememektedir.
Belli okullarda örneğin teknolojiden çok istifade etmek söz konusu iken belli yerlerde öğrenciler teknolojinin yüzünü dahi görememektedirler.
Onyıllar boyunca Anadolu’nun çoğu bölgesinin ihtiyaçlarının karşılanmamış olmasının en büyük faturasını çekenler öğrenciler olmuştur . Bu bu günde böyledir.
Öğrencilerimiz bu ülkenin değerlerine çok uzaktır. Malum dur ki bir toplumun değerleri o toplumda bir ağacın kökleri gibi işlev görürler.Bir ağaç için kökler nasıl yaşamsal önem taşırsa bir ülke insanı ve o ülkenin geleceği içinde toplumsal değerler bu kadar değerlidir.. Gelenekten geleceğe prensibi eğitim ve öğretimin temel öznesi olan öğrenci gençliği için çoğu kere KLİŞELEŞMİŞ İFADE lerden ibaret kalmıştır. Özümsetilememiş, benimsetilememiştir.
Hiç unutamadığım bir anım vardır bu konuda… Bir okulda görev yaparken konu döndü dolaştı ‘’ vatan Severlik, milletperverlik, şehitlik, şahadet ‘’ konularına geldi… bu süreç içinde öğrencinin biri söz alıp şunu söyledi:
‘’ Hocam bu söylediklerinizin hepsi boş laf.. bu ülkede ve bu dünyada tek gerçek paradır.Eğer para yoksa her şey boş ve anlamsızdır. Ben çıkarıma bakarım.. Param olmadığında yüzüme dahi bakılmadığı bir dünyada yaşıyorsam eğer, para kazanmak için elden ne geliyorsa yaparım… Hatta ve hatta para kazanmak için ailemi satmak gerekiyorsa bundan dahi çekinmem, gözümü kırpmadan para için ailemi dahi satarım…’’
Evet… evet.. aynen böyle diyordu, Nene Hatunların, Sütçü İmamların , Antepli Şahinlerin , Hasan Tahsinlerin torunları..
Bu ifade sadece bu öğrenciye mahsus muydu? Ya da azınlıkta mıdır bu zihniyetin sahipleri? Heyhaaat! Keşke öyle olsaydı…
Ya okul çıkışlarında top sakal, ip sakal, zikzak sakal, elektroşok saç vb envai çeşit ucube kıyafetle bekleyerek ‘’ kız tavlamayı yaşamlarının biricik gayesi ‘’ olarak gören zavallı öğrenci gençliği bu topraklarda yaşamıyor mu dersiniz?
Ona da kocaman bir heyhaaat!
O kadar büyük bir bilinç erozyonu yaşamaktadır ki bu öğrenci gençliği, namusun en kıymetli meyve olduğunu idrak etmekten çok uzaktır. Kendi annelerine dil uzatanlara belki de infazı uygun görenler, yarının annesi olacak olan kızlarımıza dil uzatmaktan hatta onları kirletme girişiminden uzak durmamakta , hatta bunu övünç meselesi olarak sunmaktadırlar.
Hoş yarının annesi olacak kız evlatlarımızın belli bir kısmı da sağlam pabuç değiller maalesef… Nene hatunlara layık olmak şöyle dursun, onların adlarını dahi bilmeyenler çoğunluktadır.

Öğrenci geçlerimizin müzik zevki çok hoyrat ve bize yabancıdır. Halk müziği ve sanat müziği, adı sanı duyulmamış ya da öylesine bilinen bir olgu durumundadır. Gençlerimizin müzik dünyası, Tarkanlarla, rep ve hip hop parçalarıyla kirletilmiş, iğdiş edilmiş durumdadır.

Öğrenci gençlerimiz, yardımlaşma ve dayanışma duygularından çok uzak ve alabildiğine bireyci bir anlayışla yetiştirilmektedir.

Gençlerimizin dünyasında, bilim, GEÇER AKÇE değildir. Bu ülke gençliği onyıllar boyu, ‘’ YA TOPÇU, YA POPÇU’’ paradigmasıyla yetiştirilmektedir. Ki bu yıkımdır. Elbette ki bilimden geçmeyen yolun sonu karanlıktır ve gençlerimizi de maalesef- bu süreç devam ederse – yıkım ve hüsran beklemektedir.
Gençlerimiz, futbolcuların, sözde sanatçıların, hatta porno yıldızlarının adlarını bilmekte, fakat Örneğin, bir Muzaffer Şerif in, bir Halil İnalcığın, bir İlber Ortaylı nın, bir Feza Gürsoy un,bir Behram Kurşunoğlunun bir Mehmet Öz ün,bir Gazi Yaşargil in, bir Çiğdem Kağıtçıbaşının, bir Muazzez İlmiye Çığ ın ve daha adlarını sayamadığımız , yaşayan ya da yakın geçmişte yaşamış olan bilim adamlarının adlarını bile bilmemektedir.

Öğrencilerimiz, zihniyet ve fizik performans olarak oldukça tembel durumdadır.
Öğrencilerimiz sağlıklı spor anlayışından uzaktadır.
Hangi sporu neden yaptığını nasıl yapması gerektiğini ve tarihteki spor büyüklerini bilmekten çok uzaktadır.
Öğrencilerimiz kitaptan, okumaktan ders çalışmaktan çok uzak bir anlayışın etkisiyle hareket etmektedir.
Okumak ve çalışmanın ‘’ ineklemek’’ olarak nitelendirilip küçümsendiği, vur patlasın çal oynasıncı bohem hayatın referans alındığı bir egemen kültür, öğrenci gençliğimizi alabildiğine etkisi altına almıştır.
Öğrencilerimizin genel kültürü oldukça zayıftır.
Öğrencilerimiz teknolojiyi ya bilmemekte yada çok yanlış bir tarz ve anlayışla kullanmaktadır.
Düşünün, iletişimin günümüzdeki en önemli unsurlarından biri olan cep telefonunun, müstehcen resim çekmek ya da aynı nitelikte video oynatmak için kullanan bir anlayış bu iletişim aracından ne ölçüde sağlıklı olarak yararlanabilecektir?
Ya da büyük bir imkân olan internetin, Chat leşmek, kız tavlamak, vs ahlaksız unsurların aracı olarak kullananan anlayış, ne kadar yararlı amaçlarda kullanabilir teknolojiyi?
Öğrencilerimizde şiddet almış başını gitmiştir. Kabadayılık kültürü POPÜLER öğrenci olmanın en temel koşulu haline gelmiştir. Ve bazı okullarda şiddet herkesi yıldırmış durumdadır.
Öğrencilerimizde ders dinleme kültürü çok zayıftır ve öğrencinin derste aktif olmasının temel koşulu olan donanımlı olmak altyapıya sahip olmak ‘’ HAK GETİRE’’ durumundadır.
Öğrencilerimiz, sürekli kendisine yanlış karakterlerle sunulan yanlış ROL –Modellerin etkisi altındadır.
Bunun en önemli nedenlerinden biri TV lerin filmleri piyasaya sunarken tamamen kazanç dürtüsüyle hareket etmeleri, ahlaki hiçbir hesabın içinde bulunmamalarıdır. Sunulan bir dizinin ne getirip ne götüreceğine yönelik olarak, eğitimcilerin görüşünün alınmaması çok büyük bir eksiklik ve yanlışlıktır.

Öğrencilerimiz, sınav maratonunda adeta yarış atı konumuna sokulmakta, yaşamın temel süreçleri içinde algılamaları gereken temel unsurlarını ve yaşamın yaşa uygun gerçek güzelliklerini anlamadan ve yaşamadan yetişmektedir.
Öğrencilerimiz’’ siyasetin dışında bırakma ‘’ tavrıyla en temel haklarını bilmeden yetişmekte, bu durumda da demokrasinin olmazsa olmazı olan hak ve görevlerini bilen ve bunun mücadelesini veren yurttaş demokrasimiz için eksik ya da yok kalmaktadır.
Öğrencilerimiz, bu toprakların tarihini ve tarihsel süreçte yaşayan kahramanlarını tanımamaktadır.
Öğrencilerimiz Batıyı üstün gösteren bir zihniyetin etkisiyle, ‘’Batıdan gelen her şey az ya da çok değerlidir, alalım’’ anlayışıyla hareket etmektedir.
Öğrencilerimiz, aşk yerine flörtü, saygı yerine kabalığı, sevgi yerine kabalığı, sanat yerine fuhuşu, spor yerine angaryayı, bilim yerine laf kalabalığını, disiplin yerine ya tamamen gevşekliği ya da hayvanca baskıyı görmekte ve bu yanlışların etkisiyle yetişmektedir.
Elbette bu yanlışların tek kaynağı ve sorumlusu eğitimciler ve eğitim sistemi değildir.
Ama şu var ki eğitim sadece formel değildir. Eğitimin enformel boyutlarında da bazı şeyler alabildiğine yanlış gitmektedir.

Ve bütün bunların sonucu olarak Öğrenci gençliğimiz yeterince donanımlı yetişmemektedir. Bu durumda da olan, ülkenin ve insanlığın geleceğine olmaktadır.

Yüzyıllar boyu insanlık tarihine iyiden yana pek çok katkı sağlamış bir kültürel mirasın geleceğe taşıyıcıları olan öğrenci gençliği bu tablodan çok daha iyilerine layıktır.
Bu liyakatin pratiğe geçmesi, olan bitenin sağlıklı tespiti ve akla ve sağduyuya dayanan sağlıklı çözümler getirmekle mümkün olacaktır.

( devam edecek)

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40