• BIST 90.383
  • Altın 145,437
  • Dolar 3,5943
  • Euro 3,9036
  • Rize 9 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 9 °C
  • Trabzon 8 °C
  • Samsun 8 °C

ÜLKEMİZDE EĞİTİM

Ali GÜNAY

 

Bir önceki yazımda “Eğitim Nerede Başlar?”  başlıklı bir konuyu ele almıştık. Bu seriden devam edip eğitimde gelinen noktayı ve çarelerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dünyanın en genç nüfusuna sahip ülke olmamıza rağmen bir “Eğitim Planlama Örgütümüz” yoktur.

Toplumun ihtiyaç duyacağı teknik, teknolojik donanıma sahip elemanın yetiştirilmesini değil işe yaramayan, aldığı eğitime ters, kendi ve kariyerine yabancı,”ne olursa yaparım” anlayışını yansıtan bireyleri yetiştirmeyi teşvik eden bir eğitim sistemine sahibiz.

 Yetişen elemanlar kendisine yabancı, işini sevmeyen ve bundan dolayı başarısız bir yığından ibaret… Bunca emek, para yok oluyor; gençlerimiz ağır bedeller ödüyor.

 Tüm bunların yanında artık hükümetten hükümete değişen MEB politikaları aynı kabine içinde bakandan bakana akşamdan sabaha değişir oldu.

Bundan başka bu sorunlarda orta yerde durmaktadır:

1.      Öğretmen açığı artmakta,

2.      40-50 kişilik öğrenci mevcutları bulunan sınıflar bulunmakta..

3.      Özel okullarda bir öğretmene 8 öğrenci düşerken devlet okullarında bu oran ortalama 20-21 kişiyi buluyor,

4.      Mevsimlik işçi çocukları darda, karda kışta kıyafet acizliği yüzünde okula gidememekte, sokaklarda mendil satmak zorunda kalmaktadır,

5.      Öğretmenin karnı açken, hasta çocuğunu doktora götüremezken derse çok iyi hazırlanarak gelmesi beklenmekte,

6.      İlkokullarda haftalık 30 saat ders satı çok ağır,

7.      İkili eğitim yapan okullarda dinlenme saatleri 5 dakika fırsat eşitliğini olumsuz etkilemekte,

8.      Çocukların oyun oynama hakları elinden alınmakta,

9.      Okulların çoğunda oyun alanları bulunmamakta, yeşil alanlar yok edilmektedir.

10.  Seçmeli dersler İngilizce, matematik, beden eğitimi, spor etkinlikleri, kuranı kerim, Türkçe fen bilgisi şeklinde sıralanmakta,

11.  Çok sayıda öğretmenin idareci olmasından doğan açığın ücretli öğretmenlerce doldurulmaktadır.

 Planlama yok, hedef yok, vizyon yok. Tıpkı rotası belli olmayan gemi misali…

Bir ülkede bilgi dağıtan ana depo eğitimdir. Eğitim deposu bozuk olursa yetişen bireyler eksik ve yetersiz, onların oluşturduğu toplumda bozuk olur.

Hiçbir yasa ve yönetmeliğe dayanmadan yapılan sürgün, kaydırma, görevden alma ve kadrolaşma çalışmaları da bozulmuş sistemin üstüne tuz biber ekti.

Bu gün binlerce okul müdürü, idareci neden görevden alınıp kızağa alındığını bilememekte, haklarını aramak için hukuka başvuramamaktadır.”Ben yaptım oldu” anlayışı topluma sindirilmeye çalışılmaktadır.

Görevlendirmelerin yerel yönetimlere devredilmesi ile ilgili hiçbir yasal alt yapısı bulunmamakta, akademik kariyer yapmış üniversite mezunu meslektaşlarımı kimi yerlerde eğitim seviyesi daha düşük parti yöneticilerinin kucağına düşürülmekte, onların ağızlarına bakar hale getirilmektedir.

Tüm bu uygulamalar eğitim sisteminin altını üstüne getirmekte, işler Arap saçına dönmektedir.

Eğitim de bazı uygulamaları yeniden gözden geçirmek, geri dönüşler yapmak lazım. En başta 4+4+4 den geri dönülmelidir.

 Eski Köy enstitüleri veya Öğretmen okullarındaki eğitim sistemini günümüzün teknolojik gelişmelerine ayak uydurur hale getirilip uygulanmalıdır.

Öğretmeni; içinde bulunduğu despot yönetimle ekonomik sorunları arasındaki sıkışmışlıktan kurtarılmalıdır. Öğretmenlerin kurtulması demek on yedi milyondan fazla öğrencinin kurtuluşu demektir.

Ders kitaplarının içeriğini yeniden gözden geçirilmeli; gerici, hurafe kokan ve bilimsel gelişmeye uygun olmayan ifadeler ayıklanmalıdır.

Eğitim demek öğretmen, okul, ders kitabı demektir. Verilen eğitim ne kadar kaliteli olursa olsun toplumun ihtiyacına cevap vermezse, günün teknolojik gelişmesine ayak uyduramazsa hiçbir işe yaramaz.

Meslek okullarını yaygınlaştırmak gerek. Almanya ve Japonya da bu gün her dört kişiden biri meslek okulu mezunu… O ülkelerin gelişmişlik düzeyini anlatmama bilmem gerek var mı?..Bu ülkelerde her fabrika bir okul, her okul bir fabrika.Orada öğrenciler Üreterek eğitiliyor, ülke ekonomilerine katkıda bulunuyorlar.Dolayısı ile üniversiteler de bizim ki gibi yığınlar oluşmuyor.

İdari ve yönetim kadrolarına eleman yetiştiren akademik bir alt yapı oluşturulmalı, bu okullardan mezun olan personeli atamalı, görevlendirilmelidir. Öğretmenden idareci yapıldığında hem idarede kalitenin düşmesine hem de öğretmenin aslı görevinden uzaklaştırılmasına sebep olunur. Buda her iki tarafın zararına olur.

Gelişmiş ülkeler de liderlik eğitimine de önem verilir. Yetenekli çocuklar küçük yaştan itibaren eğitilip iyi bir lider olarak yetiştirilir.

M.K. ATATÜRK ten sonra vizyon sahibi bir lider yetişmedi.

Onun için ilmi hür, fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür bireyler yetiştiremedik.

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40